Suud ailesinin Yemen’e yönelik mütecaviz saldırılarına yanıt olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri; Yanbu, Cizan ve Aramco’nun petrol altyapılarına saldırarak Suudilere sert bir karşılık verdi! Bu saldırılar küresel petrol fiyatlarında patlamaya yol açabilir.
2015 yılının ortalarında, Suud rejiminin liderliğindeki askeri koalisyon; kaçak ve bağımlı “Abd Rabbuh Mansur Hadi” hükümetini geri getirme iddiasıyla güya uluslararası bir koalisyon kurarak Yemen’e karşı geniş çaplı bir hava ve deniz savaşı başlattı. Binlerce hava saldırısı, limanlar ile havalimanlarının tamamen ablukaya alınması ve kara güçlerinin desteklenmesiyle yürütülen bu savaşın birkaç hafta içinde direnişi kırması planlanıyordu! Ancak pratikte gerçekleşen şey, bu gelişmiş savaş makinesinin halkın çelikten iradesine çarpması oldu: Ensarullah güçleri ve halk komiteleri yalnızca Sana’nın ve kuzeyin büyük bir kısmının kontrolünü elinde tutmakla kalmadı; aynı zamanda balistik füzeler, İHA’lar ve deniz operasyonlarıyla Suudi Arabistan ile BAE’nin derinliklerini —ve bir dönem ABD savaş gemilerini dahi— hedef alarak savaşın denklemini “tek taraflı saldırı” durumundan “şanlı bir direnişe” dönüştürdü. Yedi yıl süren savaşın ardından Suudi koalisyonu 2022 ateşkesini kabul etmek zorunda kaldı; bu ateşkes, üstün askeri gücün kendi bağımsızlığı ve onuru için savaşan bir millet karşısında tıkanıp kaldığını gösterdi.
Olay Nasıl Başladı?
Şimdi bu ikisi arasında yeniden bir savaş alevlendi ve şu soruyu gündeme getiriyor: “Suud ailesi alması gereken dersi hâlâ almadı mı?” Yıllar süren nispi sakinliğin ardından 24 ve 25 Temmuz Cuma ve Cumartesi günleri yaşanan çatışmalar, Yemen direnişinin abluka ve tecavüzler karşısında sessiz kalmayacağını bir kez daha gösterdi. Uzun süredir kontrolleri altındaki liman ve havalimanlarının zalimane ablukasıyla karşı karşıya kalan Yemenliler, 20 Temmuz’da Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’nda Suudi gemilerine karşı mütekabil deniz ablukası ilan etti. Peki bu abluka nasıl başladı? On bir yıllık hava ablukasını kırmak için havalanan İran uçağı, 2026 Temmuz ortasında Sana Havalimanı’na yaklaştı; ancak Suud rejimi pisti bombalayarak ablukaya karşı direnişin simgesi olan bu adımı yok etmeye çalıştı. Fakat bu hamle işe yaramadı ve uçak Hudeyde’ye iniş yaptı. Yemen Silahlı Kuvvetleri derhal yanıt vererek Suudi Arabistan’ın güneyindeki Abha Havalimanı’nı füze ve İHA’larla hedef aldı ve hiçbir tecavüzün karşılıksız kalmayacağını gösterdi. Birkaç gün sonra Yemen, Babülmendep’te Suudi gemilerine karşı deniz ablukası ilan ederek Riyad’ın petrol satışını hedef aldı ve kural ihlali yapan petrol tankerlerine saldırarak “ablakaya karşı ablaka” denklemini fiiliyata geçirdi. Şimdi Yemen direnişi, Suudilerin Hudeyde’ye yönelik hava saldırısının ardından bir adım daha ileri giderek Suudi Arabistan’ın enerji ve askeri altyapılarını —Cizan’daki Aramco tesisleri ve stratejik mevziler dahil— hedef alıyor. Bu hamleyle sadece bombalamaların intikamı alınmıyor; aynı zamanda dünya petrol ihtiyacının büyük kısmını karşılayan Suudi ekonomisinin hayati damarı üzerinde doğrudan baskı oluşturularak petrol fiyatlarında tarihi bir sıçramanın yaşanmasına ve mütecavize ağır maliyetler yüklenmesine zemin hazırlanıyor.
Cehennemin Kapıları Suudilere Böyle Açıldı
Birkaç gün sonra Yemen Silahlı Kuvvetleri, ablukayı ihlal eden iki Suudi petrol tankerini füze ve İHA’larla hedef aldı ve bunlardan birinde yangın çıkmasına neden oldu. Bu kararlı yanıta tahammül edemeyen Suudi Arabistan, Cuma gecesi savaş uçaklarıyla Hudeyde vilayeti ile Kamaran Adası’ndaki askeri mevzileri ve hayati altyapıları bombaladı. Deniz üslerini, askeri kampları ve haberleşme tesislerini hedef alan bu saldırılarda en az iki sivil yaralandı. Bu aleni tecavüz yeni bir çatışma safhası açtı ve Yemen direnişi bunu “gerilimi tırmandırmaya karşı gerilimi tırmandırma” hamlesinin başlangıcı olarak adlandırdı.
Cumartesi sabahı erken saatlerde Yemen Silahlı Kuvvetleri gecikmeksizin karşılık verdi. Yemen füzeleri Suudi Arabistan’ın güneyindeki Cizan şehrini hedef alarak sanayi bölgesinde büyük yangınlara yol açtı. Cizan’daki Aramco petrol tesisleri de bu saldırıda hasar gördü ve tesisten duman sütunları yükseldi. Eş zamanlı olarak Yanbu rafinerilerine doğru füzeler fırlatıldı; Suud ailesinin iddiasına göre bunların bir kısmı Suudi savunma sistemleri tarafından engellendi, ancak Cizan ve Yanbu’daki sivil savunma uyarıları tehdidin ciddiyetini gösteriyordu. Bu hassas ve hesaplı operasyon yalnızca Hudeyde bombalamasının intikamı değil, aynı zamanda Riyad’a hiçbir tecavüzün cezasız kalmayacağına ve “göze göz” denkleminin artık daha büyük bir güçle uygulandığına dair net bir mesajdı. Ayrıca haber ajanslarında “Suudi Arabistan’ın Hamis Muşayt Hava Üssü hedef alındı” yönünde haberler de yayımlandı. Günün devamında Suudi koalisyonu bir kez daha tecavüzde bulunarak direnişin Me’rib ve el-Cevf vilayetlerindeki mevzilerini hedef aldı. Hava saldırıları el-Cûbe, es-Safra ve Medcal ilçelerindeki füze fırlatma rampalarını, Katyuşa mevzilerini ve silah depolarını hedef aldı; çok sayıda savaşçı ile füze uzmanının şehit olduğu iddia edildi. Bu dağınık ancak devam eden saldırılar, uzun süreli ablukaya ve bölgesel baskılara rağmen hem denizde hem de karada düşmanın hayati çıkarlarına ağır darbeler indirme ve çatışma denklemini kendi lehine değiştirme gücünü koruyan Yemen direnişinin yenilmez iradesi karşısında Suudi Arabistan’ı önceki savaşta da sıkıştıran çıkmazı bir kez daha hatırlatıyor.
Düşman Suudilere Karşı Deniz Ambargosu Devam Ediyor
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Yahya Seri dün yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Milletimize yönelik ablukanın ve Yemen egemenliği ihlallerinin devamı olarak, düşman Suudiler dün akşam canice bir saldırıyla Hudeyde şehrini, limanını ve Kamaran Adası’nı hedef aldı; bu saldırılar maddi ve manevi hasarlara yol açtı. Hava savunma sistemlerimiz, ülke hava sahasının ihlal edilmesinin ardından düşman savaş uçaklarından oluşan bir grupla çatışmaya girdi ve halkımıza karşı daha fazla cinayet işlenmesini engelledi. İki özel askeri operasyon gerçekleştirdik; ilk operasyonda Cizan’daki Aramco şirketine ait hassas hedefler onlarca balistik füze ve İHA ile hedef alındı. İkinci operasyonda ise Yanbu’da Aramco şirketine ait hassas hedefler çok sayıda füze ve İHA ile saldırıya uğradı.” Seri ayrıca şunları ekledi: “Düşman Suudilere yönelik deniz ambargosunun aynen devam ettiğini vurguluyoruz.”
ABD, İngiltere ve İsrail ile Savaşmayı Tercih Ederiz
Çatışmalardan önce Yemen Ensarullah Hareketi Politbüro Üyesi’nin, Sana’nın ABD, İngiltere ve İsrail rejimiyle karşı karşıya gelmeyi Suudilerle yeni bir çatışmaya girmeye tercih ettiğini söylemiş olması dikkat çekicidir. Muhammed el-Buhayti şunları eklemişti: “Eğer ABD Yemen’e yönelik tecavüze katılırsa, yanıtımız doğrudan Washington’a yönelik olacaktır.” Babülmendep Boğazı’ndaki askeri operasyonların olası bir şekilde genişlemesine karşı uyarıda bulunan Buhayti: “Sana; ABD, İngiltere ve İsrail rejimiyle savaşmayı Suudi Arabistan ile savaşmaya tercih eder” dedi. Daha önce Ensarullah Grubu Resmi Sözcüsü Muhammed Abdusselam da Babülmendep Boğazı’nı kapatma veya bu su yolu üzerinden uluslararası seyrüseferi aksatma yönünde herhangi bir niyet olduğunu yalanlamış ve Yemen Silahlı Kuvvetleri tarafından ilan edilen deniz ablukasının yalnızca Suudi gemileriyle sınırlı olduğunu vurgulamıştı.
Ketaib Seyyidü’ş-Şüheda Genel Sekreteri’nin Tavsiyesi
Ayrıca Irak Ketaib Seyyidü’ş-Şüheda Genel Sekreteri Ebu Ala el-Velai, X (Twitter) hesabında şöyle yazdı: “Yemen halkına tüm yaşam yolları kapatılırsa, dünya Yemen halkının sessizlik içinde ölmeyeceğini duysun diye Babülmendep Boğazı’nı kapatma hakları vardır. Caydırıcılık felsefesi yalnızca nükleer silahtan ibaret değildir; Allah bölge halklarına öyle bir coğrafi konum bahşetmiştir ki, bu konum küresel ticaretin ana damarları üzerinde eşsiz bir etkiye sahiptir. Yemen’e yönelik ablukayı kaldırın ki boğaz sizin için açık kalsın. Yemen üzerindeki baskıyı artırırsanız, bu boğazın yolu da size daralacaktır.”
not: bu haber /kayhan.ir/ sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
