Katil ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları aralıksız devam ederken; İran da karşı misillemede bulunarak körfezde bulunan Amerikan askeri üslerine füze saldırıları gerçekleştirmektedir. İran’ın misilleme saldırılarının çok etkili bir şekilde isabet ettiği, hatta birçok ABD askeri üssünün artık kullanılamayacak hale geldiği basına düşmektedir.
ABD’nin bu vahşi saldırılarının siyonist katilleri korumaya yönelik olduğunu, körfezdeki kukla rejimleri dışında kalan hemen herkes ittifakla kabul etmektedir. ABD aylardır, İran saldırılarının işgalci siyonistlere yönelmemesi için büyük çabalar sarf etmektedir. Bunun için körfez ülkelerini piyon olarak kullanmaktadır. Son olaylar da gösteriyor ki, artık Suudi’yi baş piyon olarak kullanmaya karar verdiği anlaşılmaktadır.
Suudi; 11 yıldan fazladır, Yemen’e her türlü ambargoyu uygulamaktadır. Yemen’i arka bahçesi olarak değerlendirmekte; özellikle son dönemlerde, Yemen’in siyonist işgalcilere yönelik saldırılarına çok öfkelenmekte, bu saldırıları etkisiz hale getirmek için hava savunmasını seferber etmektedir. Suudi, ABD ile beraber hava, kara ve denizden Yemen’e yönelik uyguladığı ambargoyu artık bir üst safhaya taşıma emrini almış bulunmaktadır.
Son günlerde, Yemen’in başkenti San’a havaalanı dahil birçok kentini ve limanlarını bombaladı. Zaten uzun süredir ambargo altında tuttuğu Yemen’e saldırılar düzenlemesi şaşırtıcı gelmedi. Buna karşılık Yemenliler de Suudi’nin bazı havaalanlarını ve petrol üretim tesislerini vurdular. Ekonomik olarak kaybedecek pek bir şeyleri olmayan Yemenlilerin, Suudi’ye ciddi ekonomik kayıplar yaşatacakları görülüyor. Bab-ül Mendeb boğazının sadece Suudi, ABD ve siyonist işgalcilere kapatılmış olması da işin ciddiyetini gösteriyor.
Suudi şimdi de, Irak’tan kendisine yönelik yapılan bir saldırıyı bahane ederek, Irak’taki Haşdi Şabi birliklerinin kullandığı alanları ve Kerbela’da Hz. Hüseyin’i anmak için toplanan kalabalıklara saldırılar düzenledi. Irak’tan oraya herhangi bir saldırının yapılmadığı söylenmesine rağmen, onlar bir saldırı gerçekleştirildiğinin bahanesini ısrarla dile getirerek saldırıyı gerçekleştirdiler.
Siyonist Yahudi katillerinin, yıllardır Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği katliam, yıkım, insanlık dışı ambargo ve Mescidi Aksa’ya yönelik iğrenç saldırılarına ses çıkarmayan Suudi’nin; Irak tarafından geldiği iddia edilen bir bombayı bahane ederek, vahşice karşı saldırılar düzenlemesi tam da ‘baş piyon’ olarak ABD ve siyonistler tarafından görevlendirildiği anlaşılmaktadır.
İslam dünyasındaki bütün bu işgallerin, saldırıların, katliamların, ihtilafların ve ambargoların sadece siyonist katillerin güvenliğinin sağlanması için olduğunu, CİA ve MOSSAD beslemesi hainlerin dışında hemen her Müslüman net olarak bilmektedir. Maalesef bu hain beslemeler, ülkemiz de dahil tüm ümmet coğrafyasındaki bütün önemli köşe başlarını ele geçirmiş durumdadırlar. Medyadan ekonomiye, bürokrasiden siyasete kadar hemen her alanı kontrol etmektedirler.
‘Bu beslemelerin’ ülkemizde son günlerde Şii-Sünni ihtilaflarını körükleyip gündeme getirmeleri ve bir savaşa evirilmesi için zemin oluşturma çabaları, Gazze’deki katliamı örtme gayretidir. Bundan daha ötesi ise Müslümanlar arasındaki ayrılıkların uzun sürecek bir kavgaya ve savaşa dönüştürülmesi, bu savaş girdabında birbirlerini öğütürken; siyonist işgalci katillerin güvenliğinin garanti altına alınmasıdır.
Feraset sahibi Müslümanların net olarak gördüğü bu alçak numaranın, şimdi tekrar Suudi’nin eliyle yeniden uygulamaya konulmasını ibretle izliyoruz. ‘Yerli beslemelerin’ Gazze’deki soykırımı örtme ve unutturma, siyonist katillerin güvenliğinin sağlanması için Müslüman halkı kandırmaya yönelik algı operasyonlarının hedefine ulaştığını görmek ise feraset sahibi müminlerin işinin ne kadar zor olduğunu ortaya koymaktadır.
