İkinci Çaldıran Seferi Girişimi ve On Yıl Sonra

Bir önceki sunumda Batı Asya stratejisinin geleceği hakkında itiraf edeyim ki yer yer kapalı cümleler kurmuştum. Bu yazıda da aynı konular hakkında kişisel kanaatimi yazmaya çalışırken, önce ABD Hazine Bakanı Bessent’in yaptığı açıklamasını da değerlendireceğim.

Birincisi:

Yeryüzünün lanetlileri kimliğini taşıyan Siyonist(Küresel sermayeci)’ler tarafından çeyrek asır önce (11 Eylül 2001) adeta küresel sömürü ve köleliğin gayr-i meşru sembolü olan ve çağın Babil Kulesini andıran ikiz kulelerin vurulması ile başlayan ve o günden bugüne gelen sözde küresel düzen adına yaşanan hengâme!

***

Ve ‘‘Dünya yeniden İki kutuplu dünya düzenine giriyor.’’

Ancak bu yenidünya düzenindeki iki kutupluluk yeryüzünün sahte tanrılarının kendi aralarındaki danışıklı dövüş senaryosu üstüne kurulu bir düzen olmayacak!

İki kutuptan biri Hak, biri batıl.

Bunu bu kadar kesin söylemek mümkün mü?

Evvela; Avrupa’nın başında Demokles Kılıcı olmaya namzet Rusya dönemine giriyoruz.

ABD Avrupa’nın, Avrupa’da ABD desteğini kaydediyor.

Diyebilirim ki Rusya ve Çin gibi büyük güçler şimdiden tarafını belirledi. Dünyanın doğusundaki bu güçlerin tarafını seçmesi ve küresel ekonominin lokomotifi olan Çin’in İran bloğunda yer alması.

ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta yenilmesi ile yeni bir küresel ekonomi modeline ihtiyaç (bu konu özellikle İslam ekonomi modeli olarak incelenip, değerlendirilmeli…) duyulması.

Biz dönelim terör devleti ABD’nin Hazine Bakanı Schott Bessent’in açıklamalarına; Bessent, dünya liderlerinin ve gayet tabiidir ki devletlerinin de ABD ile İran arasında seçim yapması gerektiğini söylüyor. İran’ı seçen ülkelere, şimdiden tehdit ediyor ve şöyle diyor. ‘‘Dünya liderlerinin Amerika ile İran arasında bir seçim yapma zamanı geldi.’’

ABD adına Bessent gibi yetkililerin, dünyayı yeniden iki kutuplu tarif etmesi, İran(öz İslam)’ın dünya tarihi sahnesinde küresel güç kabul edildiğinin ve ABD gibi bir güce rakip olduğunun da tescilidir.

ABD ve Batı’nın dünya halklarına değerler sunumu olarak pompalamak istediği özgürlük/liberalizm adaleti olmayan, tek ayaklı topal adam gibidir. Köleci-Emperyal gücün korkusu ile adeta boynunu kabuğunun içine çeken kaplumbağa devletler, İran kahramanlığından cesaret alarak, yeniden boyunlarını dışarıya doğru uzatıp, neler oluyor diye bakma cesaretine kavuştular.

İran’ın Hürmüz boğazı stratejisi, ABD’nin koruyucu güvenlik stratejisini bölgeden kökten sökme aşamasında çünkü Küresel kapitalizmin ahtapotu olan ABD, İran tarafından beynine öldürücü darbeyi almıştır. Artık ABD elindeki dünyanın geri kalanlarına zorla dayattığı milyonlarca kâğıt ve dosyaların hiçbir değeri kalmıyor.

Bu durumda şimdiden savaşın galibi olan İran, ‘‘Yeni bir ekonomi modeli ile sahaya çıkmalıdır.’’ Bu çıkışla birlikte İran etrafında kümelenecek olan devletlere daha eşitlikçi ve adil paylaşım modeli rolünü üstlenmiş ve pratik uygulamanın da öncüsü olmuş olacaktır.

İkincisi:

‘‘İran tarafından Dünya liderliği kemeri elinden alınan Amerika’’; şimdi Türkiye himayesinde Kürt milisleri, lejyoner olarak kullanmak istiyor!

Türkiye ile İsrail arasındaki tiyatroyu okuyabilenler, Çerçeve Yasasının ne için oluşturulduğunu da biliyor demektir. 27 yıl boyunca düşmanının(!) uzattığı ekmeği yiyen ve onun Lütfü ile esaret yaşayan ikinci İdris-i Bitlisi Kürt bir lider, Kürtler için ölü hükmünde olsa da!

Ortaçağda kalan Malazgirt ve Çaldıran seferlerinden esinlenerek, ultra post modern zamanların nesillerine, yeniden bölgesel hâkimiyet ve ümmet liderliği hülyaları ile hitap etme evhamında olanlar!

Bir asır önce zorla Türkiye ye giydirilen Kemalist rejimin gediklerini onarmak isteyen, dağılan Osmanlı bakiyesini toplama hezeyanlarına, siyaset ve kültürden uzak Z kuşağı bile gülüyor olsa da!

Amerika ve Avrupa’nın kültürel NATO’su da olan Türkiye’nin İslami ülkelere dayattığı reçete işte bu ‘‘Mekke Paktı’’ ve ‘‘Çerçeve yasa’’ sunumudur.

***

Hazar denizinden Yemen kıyılarına, Keşmir’den Tunus’a kadar, İran; bundan böyle ABD’ne sağmal inek vermeyecek!

Çünkü İran, savaştan sonra ilk etapta on, bilemediniz ikinci on yıl içinde İslam medeniyeti sınırları belirleyen güç alarak dönüyor.

Son cümle; ‘‘Müslümanlar arasında ayrılığa yol açan ve İslami topluluk içinde çekişme yaratan herhangi bir eylemde bulunan, herhangi bir konumdaki kişi, İslam’ın düşmanlarının gündemini ilerletmiş olur.//İmam Müçteba Hameney

Muhammed CAN

03-09-2026

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın