İranlılara yönelik bilimsel sınavların yaptırım kapsamına alınması, “ABD’nin Taş Devri zihniyetindeki davranışlarının” bir örneği ve bilimsel diplomasiye karşı atılmış bir adımdır. Nitekim Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’ne göre bir öğrencinin dil sınavının İran’ın nükleer programıyla ne ilgisi olduğu ve İranlıların eğitim yolculuğu ile bilimsel fırsatlarının neden hedef alındığı muammadır.
ABD’nin “Genel Lisans G” (General License G) muafiyetini askıya alması, İran’da uluslararası sınavlara yönelik bir kısıtlama zincirini tetikledi. TOEFL ve GRE’nin durdurulmasından Duolingo ve PTE’ye getirilen sınırlamalara kadar uzanan bu karar; İranlı öğrencilerin kabul, burs ve yurt dışı eğitim süreçlerini zorlaştırıyor.
ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırım dalgası bu kez sadece finans ve ticaret sektörlerini hedef almadı. ABD Hazine Bakanlığı’nın son kararının en az göz önünde olan sonuçlarından biri; kısıtlamaların eğitim, standart sınavlar ve İranlıların yurt dışı eğitim süreçlerine sirayet etmesi oldu. Dışarıdan bakıldığında ekonomik yaptırımlardan uzak bir alan gibi görünen eğitim, ABD yaptırım yapısındaki hukuki bir kararın doğrudan etkisi altına girdi.
Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı: “Bir sınava katılımın sırf İran uyruklu ve İran vatandaşlığına sahip olmaktan dolayı yasaklanması oldukça dikkat çekicidir. Bunlar artık kelimenin tam anlamıyla ‘taş devri’ davranışlarıdır. Bay Trump, İran’ı taş devrine döndürmek istediğini iddia ediyordu; ancak kendisi tamamen taş devrine yakışır, vahşice hareketler sergilemektedir.”
24 Ağustos 2026 (2 Şehrivar 1405) tarihinde ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), 2014 yılından bu yana İran ile ilgili bazı eğitim ve üniversite hizmetlerinin sunulmasına imkan tanıyan “Genel Lisans G”nin süresiz olarak askıya alındığını duyurdu. Bu lisansın eğitim hizmetleri bölümünde, “mesleki sertifika sınavları ve çoktan seçmeli standart sınavlar dahil olmak üzere üniversiteye giriş sınavları” da açıkça yer alıyordu.
Bu lisansın askıya alınması, bazı Amerikan şirketlerinin İranlılara eğitim hizmeti sunmak için kullandığı genel hukuki korumayı ortadan kaldırdı ve bunun yansımaları uluslararası sınavlar alanında kendisini çok hızlı bir şekilde gösterdi.
Eğitimsel Ölçme Servisi (ETS), İran’daki TOEFL ve GRE sınavlarının düzenlenmesini derhal durdurduğunu açıkladı. Kurum, kararının gerekçesini Genel Lisans G’nin askıya alınmasının ardından ABD yaptırım yasalarına uyum sağlama zorunluluğu olarak açıkladı ve etkilenen adayların doğrudan bilgilendirildiğini belirtti.
Bu gelişme, yurt dışında eğitim almak isteyen adaylar için kritik bir önem taşıyor. TOEFL, üniversite kabulleri ve akademik faaliyetler için en çok tanınan İngilizce yeterlilik sınavlarından biriyken; GRE de özellikle ABD üniversitelerindeki lisansüstü programlar için standart ve hayati bir kabul sınavı olarak kabul ediliyor.
Sonuç olarak bu sınavların İran’daki icrasının durdurulması, İranlıların yurt dışında bu sınavlara girmesinin tamamen yasaklandığı anlamına gelmese de, adayların erişimini oldukça zorlaştırıyor ve maliyetli hale getiriyor. Daha önce ülke içinde sınava girebilen bir öğrenci, artık sınava katılabilmek için seyahat etmek, konaklama ücreti ödemek ve tüm planlamasını baştan yapmak zorunda kalıyor.
Mesele Sadece TOEFL ve GRE İle Sınırlı Kalmadı
Gelişmelerin kapsamı sadece ETS’nin iki sınavıyla sınırlı kalmadı. PTE ve AMC sınavlarını düzenleyen İngiliz Pearson kuruluşu da Genel Lisans G’nin askıya alınması sebebiyle ABD Doğu Saatiyle 8 Eylül 2026 gece yarısı 00.00’dan itibaren; İran dışında ikamet ettiğine dair resmi bir belge sunamadığı sürece, İran’da ikamet eden adaylar için PTE sınavı planlaması veya icrası yapamayacağını duyurdu.
Daha önce de IELTS sınavının yürütücüsü IDP, 31 Ocak 2026 (11 Bahman 1404) tarihinden sonra İran’da sınav düzenlemeyeceğini açıklamış, hizmetlerin durdurulmasına gerekçe olarak kendi kontrolleri dışındaki finansal ve hukuki düzenlemeleri göstermişti.
Öte yandan Duolingo platformu, Duolingo English Test (DET) hizmetini 1 Eylül 2026 itibarıyla İran’da bulunan kullanıcılar ve İran kimlik belgesi taşıyanlar için durdurduğunu ilan etti. Kurumun açıklamasına göre uygulanan kısıtlama sadece adayın coğrafi konumuyla sınırlı değil; kimlik doğrulaması için İran pasaportu veya İran makamlarınca düzenlenmiş kimlik belgelerini kullanan bireyler, yurt dışında bulunsalar dahi bu yasak kapsamında yer alıyor. Böylece ABD yaptırım yapısındaki hukuki bir karar, kısa sürede dil sınavları, akademik sınavlar ve eğitim hizmetleri alanında geniş bir kısıtlama zincirine dönüştü.
Dil sınavı, yurt dışında okumak isteyen birçok aday için sıradan bir test değil; üniversite kabul zincirinin en anahtar halkalarından biridir. Bir öğrenci üniversite seçimi, özgeçmiş hazırlığı, makale, tavsiye mektubu ve akademik belgeler için aylarca emek harcamış olabilir; ancak günün sonunda kabul dosyasını tamamlamak veya burs başvurusunda bulunmak için bir dil belgesi sunmak zorundadır.
Sınavlara erişimin kısıtlanması; başvuru takvimini, kabul alımını, burs taleplerini ve hatta eğitim göçü planlarını doğrudan etkileyebilir. İranlı adaylar için mesele, yurt dışında sınava girmenin getirdiği ilave maliyet ve karmaşıklıkla birlikte çok daha ciddi bir boyuta ulaşmaktadır.
Bilim Bakanlığı’nın Tepkisi: “ABD’nin Taş Devri Zihniyeti”
İran’da da bu karar resmi makamların sert tepkisine yol açtı. Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı Hossein Simaei Sarraf, İranlılara yönelik TOEFL sınavı yaptırımını “Taş Devri zihniyeti” olarak nitelendirdi ve sınavların yürütücüsü olan Ölçme Seçme ve Yerleştirme Teşkilatı’nın (Sanjesh) konuyu incelediğini söyledi.
Bilim Bakanı ayrıca yaptırımların amacının İran’ı teslim olmaya zorlamak için baskı kurmak olduğunu belirtti. Bu açıklamalar, İranlı yetkililerin bakış açısına göre konunun ticari bir hizmetin durdurulmasının ötesinde, İranlı öğrencilerin ve adayların uluslararası bilimsel ve eğitim kanallarına erişimiyle doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Simaei konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Bir sınava katılımın sırf İran uyruklu ve İran vatandaşlığına sahip olmaktan dolayı yasaklanması oldukça dikkat çekicidir. Bunlar artık kelimenin tam anlamıyla ‘taş devri’ davranışlarıdır. Bay Trump, İran’ı taş devrine döndürmek istediğini iddia ediyordu; ancak kendisi tamamen taş devrine yakışır, vahşice hareketler sergilemektedir.”
Aynı paralelde Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmail Baghaei de TOEFL sınavına uygulanan yaptırıma tepki göstererek şu soruyu yöneltti: “Bu öğrenci sınavının nükleer mesele ile ne ilgisi var?” Baghaei, Dışişleri Bakanlığı’nın ilgili birimlerinin öğrencilerin ve adayların işlerini kolaylaştırmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiğini ifade etti. ABD’nin yaklaşımını eleştiren Baghaei, ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti ile düşmanlığında “tüm alanlarda tek tek İran vatandaşlarını meşru hedef olarak gördüğü” gerçeğinin bir kez daha ortaya çıktığını vurguladı.
Başka Ülkelere Seyahat Etmek Bir Çözüm Mü?
Sınavların İran’da durdurulmasının ardından adayların aklındaki en temel sorulardan biri, sınava girmek için Türkiye veya Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere seyahat etmenin bir çözüm olup olmayacağıdır.
TOEFL ve GRE açısından İran’daki icranın durdurulması, İranlıların yurt dışında bu sınavlara girmesinin tamamen engellendiği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla uygun bir merkez, kontenjan ve kayıt şartlarının sağlanması halinde başka bir ülkeye seyahat etmek bazı adaylar için bir seçenek olabilir; ancak bu ideal bir çözüm değildir. Üstelik sadece sınavın yapıldığı ülke değil, doğrudan İran vatandaşlığı da yaptırımların hedefi haline gelebilmektedir.
Nitekim Duolingo kısıtlaması, bazı durumlarda meselenin sadece adayın fiziksel konumu olmadığını, kimlik belgelerinin de hizmetten yararlanma imkanında belirleyici olduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla tüm uluslararası sınavların durumunu aynı kefeye koymak mümkün değildir. Her sınav ve her düzenleyici kurum, kendi kuralları ve uygulanan kısıtlamaların kapsamı çerçevesinde ayrı değerlendirilmelidir.
Eğitim Fırsatlarının Yaptırımlara Maruz Kalmasının Sonuçları
Bu dosyanın hassasiyeti, kısıtlamaların nihai muhatabının çoğu durumda devletler arasındaki siyasi çekişmelerde hiçbir rolü olmayan ve Beyaz Saray’ın husumetinin kurbanı haline gelen öğrenciler ile araştırmacılar olmasından kaynaklanmaktadır.
Banka veya ticaret yaptırımları doğrudan bir şirketi ya da ticari işlemi hedef alabilir; ancak dil sınavlarına ve üniversiteye giriş sınavlarına getirilen engeller, bir bireyin akademik geleceğini doğrudan etkiler. Yüksek lisans veya doktora programına girmeyi, burs almayı ya da yurt dışında bilimsel faaliyetlerini sürdürmeyi planlayan bir insanın geleceği söz konusudur.
Bu açıdan bakıldığında, söz konusu politikayı eleştirenler yaptırımların faturasının doğrudan insan sermayesine ve eğitim fırsatlarına kesildiğini savunabilirler. Karşı tarafta ise ETS gibi Amerikan kurumları farklı bir hukuki gerekçeye sığınarak kendilerini ABD yaptırım düzenlemelerine uymakla yükümlü görmekte; dolayısıyla yasal muafiyet durumunun değişmesiyle bazı hizmetleri sürdürmelerinin imkansız hale geldiğini iddia etmektedirler.
Genel Lisans G’nin askıya alınmasının ardından akla gelen en önemli sorulardan biri, bu kısıtlamaların eriminin tam olarak nereye kadar uzanacağıdır.
Kısıtlamalar sadece İran’da ikamet eden adayları mı kapsayacak, yoksa bazı hizmetlerde İran kimliği ve belgeleri de engelleyici olacak mı? Öğrenciler başka ülkelere seyahat ederek tüm sorunlarını çözebilecekler mi? Ve Amerikalı olmayan kurumların düzenlediği sınavlar da aynı şekilde etkilenecek mi?
Bu soruların yanıtı tüm sınavlar için yeknesak değildir ve olay bazında incelenmelidir. İşte bu belirsizlik, birçok İranlı adayın eğitim planlaması yapmasını zorlaştırmaktadır. Mesele, adayların üniversite kabulleri veya burslar için net son başvuru tarihlerine (deadline) sahip olduğu hatırlandığında çok daha kritik bir hal almaktadır. Sınav tarihinin kaçırılması, bir kabul fırsatının veya tüm bir eğitim yılının kaybolması anlamına gelebilir.
Yaptırımlar Üniversite Kapısına Dayanırken
Son yaşananları sadece “İran’da TOEFL sınavının iptali” gibi basit bir başlıkla geçiştirmek mümkün değildir. Karşımızdaki tablo; ABD yaptırım yapısındaki bir muafiyetin askıya alınmasıyla başlayan ve İranlıların uluslararası eğitim hizmetleri ile sınavlara erişiminin kısıtlanmasına kadar varan bir gelişmeler zinciridir; kelimenin tam anlamıyla bir suçtur!
Genel Lisans G’nin askıya alınması ABD yaptırım mevzuatı düzeyinde gerçekleşmiş olabilir; ancak bunun adayın günlük yaşamındaki karşılığı sınav iptali, artan seyahat maliyetleri, değişen başvuru takvimleri ve kaybedilen kabul imkanları olarak somutlaşmaktadır.
Bu çerçeveden bakıldığında durumun önemi sadece durdurulan sınav sayısıyla ölçülemez; asıl önem, uluslararası eğitim altyapısına erişimin kısıtlanmasının İranlı öğrencilerin ve araştırmacıların bilimsel geleceği üzerinde yaratacağı derin etkide yatmaktadır.
Nihayetinde temel soru şudur: Siyasi baskıların dozu dil sınavlarına, üniversite kabullerine ve bilimsel fırsatlara kadar vardığında, bu kısıtlamaların gerçek faturasını kim ödemektedir? ABD dahil hasım devletler siyasi çatışmaların tarafıdır; ancak bu zincirin en sonunda tek arzusu bir sınava girmek, bir üniversiteye kaydolmak ve bilimsel yolculuğunu sürdürmek olan bir öğrenci durmaktadır.
