Yemen elleri yamandır

26 Eylül 2019’da “Akdeniz’den Körfez’e uzanan kara delik”, 26 Ocak 2022’de “Yemen’de izlenilmesi gereken rota” ve 20 Aralık 2023’te “Kızıldeniz ve Gülü Misk Yemen” yazımızı yayımladık.

Bu yazılarımızı yeniden incelemeniz bugün ve yarın yaşanacak gelişmelere ayna tutmaktadır. Suriye’yi kontrol savaşı esnasında İran ve Çin’in daha çok kaybetmesi amacıyla 2015’te ABD, Suudi Hanedanlığı ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Yemen’deki müttefikleri, Yemen’de İran’ın müttefiki güçlere karşı savaş ilan ettiler ve Yemen’i işgal ettiler.

Birçok stratejik konuda olduğu gibi, medyamız ve ülkemizdeki genel siyasetin ihmal ettiği konuların başında Yemen Savaşı’nın sebepleri ve hedefleri gelmektedir.

Bunun Türkiye için taşıdığı tehdit ve tehlikelere karşı lakayt durum had safhadadır.

YEMEN’DE VEKÂLET SAVAŞI

İran ve müttefiklerinin açıktan destek verdiği Ensarullah (Husiler) Hareketi Yemen’in Kızıldeniz şeridinin büyük bir kesimini kontrol ediyor. Suriye’de Esad’ın başında olduğu meşru hükümete karşı savaşanları, ki ekseriyeti BM, Türkiye ve bizatihi ABD tarafından terör örgütleri olarak kabul edilmesine rağmen, “Sünnilere zulüm eden Alevi iktidarına karşı savaşan mücahitler”, “devrimciler” ve “halkın temsilcileri” olarak telakki edenler, Suriye sahasında her bir yabancı devletin vekil güçleri oldukları hakikati bariz ortadayken, Yemen’de kendilerine yakın hükümeti meşru, ABD müttefiki Suudi ve İsrail müttefiki BAE krallıklarının Yemen’e karşı açtıkları savaş ve işgali meşru, Yemen halkının ezici çoğunluğunu temsil eden ve Yemen’deki iktidarı deviren Ensarullah (Husiler) Hareketi’ni ise İran’ın vekil kuvvetleri, teröristler, sivillere ve ticaret gemilerine saldıran korsanlar olarak sundular.

Bazı okurlar belki de bu bilgileri ilk kez duymuş olacaklar; Kahtaniler, nesebi Nuh Peygamber’in oğlu Sami’ye bağlı Peygamber Hud’un oğlu Kahtan’a dayanır. Araplaşmış veya Araplaştırılmış değil, “saf” veya “gerçek” Arabiler olarak kabul görürler. Güney Arabistan’da, özellikle Yemen coğrafyasında kök salmışlardır. Kuzey Arabistan coğrafyası, Nil Deltası (Mısır), Filistin, Lübnan, Suriye, Anadolu, Ürdün, Irak ve Kıbrıs’a yerleşen Kaysilerin kuzenleridir. Sonradan Araplaşan (Arab-ı müsta’ribe) Adnanilerden ayrılırlar. Kuzeyliler kırmızı, Güneyliler beyaz ile temsil edilirdi. Aynı kökten gelmiş olmalarına rağmen binlerce yıl Âdem’in, Nuh’un ve diğer peygamberlerin çocukları arasında devam eden rekabet, çatışma ve savaşlar eksik olmadı.

TAASSUP VE İSLAM ÖĞRETİSİ

Benzer durum diğer halklar, kavimler ve milletler arasında da yaşandı. Filozoflar ve uzman toplum bilimcileri aile, klan, kabile, aşiret, millet, din ve mezhep taassubunun (bağnazlığın) tehlikelerine dikkat çekmişlerdir.

Hz. Muhammed ve İslam öğretisi bu taassubu yasaklamıştır. Allah’tan başka kimseye kulluk ve minnet edilmemesini öğütlemişlerdir.

Bu öğreti insanın insana kulluğunu yasaklar ama insanın insana vefasız, nankör, kadirbilmez ve hayırsız olmasını da en çirkin özellikler olarak telkin eder. “İnsana şükretmesini bilmeyen Allah’a hamd ve şükretmesini bilmez (şükretmez).” der. Öğretileri insan merkezli ve evrenseldir. Çıkarına hizmet eden teröristi, zalimi, eşkıyayı, hukuksuzluğu, diktatörlüğü şirin, kendi dininden, mezhebinden gelenin zulmünü, haramiliğini, kötülüğünü mubah göreni insan sıfatından çıkarmışlardır.

Şüphesiz ki bu öğretilerin vücut bulduğu ve tecelli ettiği birçok ulvi şahsiyet ve yönetici vardır. Konumuz Yemen’le alakalı olduğu için bu felsefeyi teoriden pratiğe tercüme eden, ikame eden, yaşatan ve halen yaşamasını sağlayan en önemlisi İmam Zeyd bin Ali ve onun yolunda giden Yemenli Zeydilerdir. Zeyd bin Ali (D.699, Medine – Ö.740), Muaviye ve oğlu Yezid’in Şam’da kurduğu Beni Umeyya (Emevi Ailesi) hükümdarı Hişam bin Abdülmelik ile yaptığı savaşta şehit oldu. Naaşı Irak’ta Kufe’ye, başı Mısır’a defnedildi.

Sünni Hanefilik mezhebi olarak bilinen yolun isim sahibi İmam-ı Azam Ebu Hanife, 739 yılında “Hânedan-ı Alevîyye/Alevi veya Ali ve ona velayetine iman edenlerin hanedanlığı” temsilcisi olarak kabul ettiği İmam Zeyd bin Zeynel Abidin tarafından Emevi zulmüne karşı başlattığı savaşı Peygamber Muhammed’in komuta ettiği Bedir Muharebesi’ne benzetmiş ve destek vermekten çekinmemişti.

Akabinde verdiği fetvalar ile sürekli olarak Ehlibeyt’e arka çıkan, Hz. Ali ve oğullarının hareketlerini destekleyen İmam Hanife (İmam-ı Azam Ebu Hanife Numan bin Sabit) de Abbasi Hükümdarı Mansur tarafından katledildi.

ZEYDİLİK VE YEMEN

İlginçtir, ülkemizde Şam coğrafyasındaki Sünni ve Aleviler arasında en az bilinen imamların başında Zeyd bin Ali gelir. İmam Hüseyin’in torunu, İmam Zeyn el-Abidin’in (Zeynel Abidin) oğludur. İmam Zeynel Abidin’in çok iyi tanıtılmamasının en önemli sebebi her iki yolun bağnaz temsilcileri ve mensuplarının çıkarlarıyla uyuşmamasıdır. Zira kendisi ve yolu mezhepler üstü tevhide davet ederken onlar kendi bencil çıkarları için yol (tarikat/mezhep) ve yollar icat etmişler ve bu yollara bağnazca tutunmuşlardır. Zira İmam Zeyd bin Ali Şii/Alevi ve Sünni yolları harmanlayan ve kucaklayan yolun temsilcisidir.

Güney Arabistan Yarımadası’nın iki önemli coğrafyası olan Yemen ve Umman, İmam Zeyd bin Ali’nin ardından ortaya çıkan Şii/Alevi/Sünni İslam’ın ılımlı bir kolu olan Zeydiliğin mensuplarıdır.

Devlet başkanlığının (imametin) Hz. Ali ve Hz. Fatıma soyundan gelen ve haksızlığa karşı kılıç kuşanıp harekete geçen kişilere ait olması gerektiğine inanırlar. Diğer Şii kollarına (On İki İmam) kıyasla Sünni İslam’a en yakın mezhep olarak bilinir; bu nedenle bazen Sünni hukukunun beşinci ekolü olarak da değerlendirilir. Irak ve İran’ın kuzeyindeki Taberistan bölgesinde geçmişte devletler kurmuşlardır. Zamanla en güçlü ve kalıcı varlıklarını Yemen’de sürdürmüşlerdir. Bugün Yemen nüfusunun önemli bir kesimini oluştururlar. Günümüzdeki Ensarullah (Husiler) da Zeydilik koluna mensuptur.

‘GİDEN GELMİYOR’UN ARDINDAKİ YEMEN

Yemen, Türk Milleti için özel bir yere sahip.

Türkülerimize kadar girmiş: “Ah o Yemen’dir gülü çemendir. Giden gelmiyor acep nedendir?” Aslında Yemen’in toprağı da halkı da bereketli ve misafirperverdir. Gülü de çemen değil misktir. Medeniyet beşiğidir. Şam, Mısır, Irak, Anadolu, Yunan ve Roma tarihinin kökleri Yemen’dedir. Nasıl ve hangi niyetle gittiğinize göre muamelede bulunur.

Bu nedenle “gazven/gazan mübarek olsun” kelimesini kullanarak beynelmilel finans, enerji, teknoloji, yapay zekâ, gıda ve askerî emperyalist sermayenin musallat etmek istediği en bağnaz, en gerici ve en faşist rejim için görev ve rol üstlenmek veya sessiz kalmak ağır bir sorumluluktur. Devletler kutsal öfkeyle değil, soğukkanlı akılla yönetilir.

Tarihî tecrübe ile sabittir.

Yemen’e düşman olanlar iflah olmamıştır.

Sanırım ibret alamayanlar için tarih tekerrür edecektir.

Giden gelmeyecektir.

aydınlık

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın