Raad: Şehit Nasrallah’ın ve Şehit İmam Hamaney’in Büyük Mirasına Sadık Kalacağız

Bir Hizbullah yetkilisi, Müstekbirlikle (Emperyalizmle) mücadelede Şehit Nasrallah ve Şehit İmam Hamaney’in yolunu sürdürmek için Şehit Nasrallah’a olan bağlılığını ve yeminini tazeledi.

Direnişin büyük lideri Seyyid Hasan Nasrallah’ın şehadetinin ikinci yıl dönümünde, Hizbullah’ın Lübnan Parlamentosundaki Grup Başkanı ve hareketin kıdemli yetkililerinden Muhammed Raad, Direnişin Şehit Seyyid’i için duygusal bir mesaj kaleme aldı. Mesajın tam metni şu şekildedir:

Direniş Sabır ve İradeyle Yoluna Devam Ediyor

Aramızdan ayrılışınızın üzerinden iki yıl geçti. Sanki Yüce Allah; halkımızı ve direnişimizi adaletsizliğe, zulme, fesada ve işgale karşı beklenen rolle mütenasip, özel ve yoğun bir hazırlık döneminden geçirmek için seçti.

Bu, üstlenilmesi oldukça zor ve meşakkatli bir roldür; öyle ki Müminlerin Emiri Hz. Ali b. Ebi Talib’in (a.s.) buyurduğu gibi, bunu ancak “Makarreb bir melek, gönderilmiş bir peygamber veya Allah’ın kalbini imanla sınadığı bir kul” üstlenebilir.

Hüzün ve zorluklarla dolu bu iki yıl, yüreklerimizde sabır, direniş ve fedakarlıkla doğacak bir ferahlığın müjdesini barındırmaktadır. Biz inanıyoruz ki ferahlık, zorluğun bitmesini beklemez; aksine ona eşlik eder ve olayların yeni bir bölümünü yazmak için en uygun anı kollar.

Bu bölüm, Rabbine tevekkül eden, Bireyi ve toplumu kemale ve arınmaya doğru taşıyan İlahî kanunların ilkelerine bağlı müminin iradesiyle yazılmaktadır.

İki yıl geride kaldı ve Direnişin Şehit Lideri, o yüce makamından düşmanların hareketlerini, direniş savaşçılarının eylemlerini, komplocuların planlarını ve hedef alınan, zulme uğrayan mümin ve büyük halkımızın durumunu izlemektedir.

Aziz Seyyidimizin şehadetinden bu yana iki yıl geçti ve bu süre zarfında Lübnan ile bölgenin gerçekliğinde birbiriyle çakışan iki karşıt yolun ortaya çıktığına şahit olduk.

Düşmanların ve Hainlerin Komploları Direniş Evlatlarının Azmini Asla Etkilemeyecektir

Yollardan biri; müstebit, zalim güçlere ve onların piyonlarına teslim olma yoludur. Bu yolun öncüleri ve takipçileri egemenliği, ulusal ve milli bağımsızlığı, onur, özgürlük ve insan hakları hayallerini ayaklar altına almış; aşağılanma ve biat etme noktasına kadar varmışlardır.

Bu kesimlerin yoldan sapması; yağmacı müstebitlerin, bencil, ırkçı ve bireysel hegemonyayı savunanların söylemlerini ve diktelerini kabul etmelerine yol açmıştır.

Şeytan, bu yolun öncülerini ve takipçilerini saptırmış, onları vatanseverlik ve onur kavramlarını ve köklerini inkâr etme uçurumuna sürüklemiştir. Onlar kendilerini Şeytan’a, canilere ve onların planlarına teslim etmişlerdir.

Ancak bunun karşısında bir başka yol daha vardır ki o da Allah’a inananların, ulusal kimliklerine, özgür iradelerine ve insanlık onurlarına bağlı kalanların yoludur.

Bu yol; halklara ve milletlere kendi tercihlerini dayatmak, toprakları ve kaynakları ele geçirmek, yaşam tarzlarını ve davranışları kontrol etmek için aşırı güce başvuran düşmanlara karşı sarsılmaz bir azim, sorumluluk bilinci, birlik ve kararlılık gerektirir.

Bu yolda; Allah’a ve insan onuruna gerçek anlamda inanan, hakikati korumak, adaleti tesis etmek ve mazlumları zarardan korumak uğruna kendini ve sahip olduğu her şeyi feda etmeye hazır olanlar dışındakilerin sabırla durması, yoluna devam etmesi ve hedeflerini kovalaması güçtür.

Bu adamlar yalnız değildir; onlar, direniş savaşçılarıyla ortak bir özgürlük inanç ve ilkelerine sahip olan şerefli ve onurlu halkımız tarafından kuşatılmış ve kucaklanmıştır. Bu ilkeler olmadan hiçbir insani toplum, vatan veya millet gelişemez.

Ey aziz şehidimiz, şehadetinizin üzerinden iki yıl geçti ve sizden uzak kalmanın verdiği yara ve acı hâlâ iyileşmedi. Bugün vatanımız hâlâ siyonist mütecavizlerin ve işgalcilerin oklarının yanı sıra fırsatçıların dar görüşlülüğü ve sorumsuzluğunun hedefindedir.

Size teminat veririz ki, direnişteki evlatlarınız size verdikleri söze sadık kalacak; halkın en şerefli, en temiz ve en vefakar evlatları, korkaklığı ve teslimiyeti kesin bir dille reddeden direniş yolunuza bağlı kalacaktır.

Bu kahramanlar, toprağı özgürleştirme sorumluluğunu bir kenara bırakan ve hatta mütecavizleri dahi kınamayan iç hainlerden ve düşmandan asla korkmazlar. Onlar ayrıca; satılmış medyada umutsuzluk yayan, direnişin ve destekçilerinin moralini bozmaya çalışan, ülkede nifak ve ayrılık çıkaran, düşmanla iş birliği cinayetini meşrulaştıran ve halka karşı her türlü ihaneti sergileyen uğursuz hainlerin seslerinden de hiçbir korku duymamaktadır.

Karşı karşıya olduğumuz tüm zorluklar ve komplolar arasında, şehadetinizin ve ebediyet makamına yükselişinizin yıl dönümünde; dinin, vatanın ve insanlığın düşmanlarına karşı özgürlük ve zafere kadar sadakat ve direniş yoluna bağlı kalacağımıza söz veriyoruz.

Sadakat ve şehadet yolundaki kararlılığın nihai zafere ulaşacağına olan inanç ve akidemize bağlı kalacağımıza söz veriyoruz; işgalcilerin topraklarımızda kalmasına asla izin vermeyecek ve özgür evlatlarınızın direnişiyle siyonistleri bozguna uğratacağız.

Düşman, savaşçılarınızın azmini ve iradesini asla kıramadı; sevdiklerinden ayrılmanın acısı, yerinden edilmenin zorluğu veya zorunlu göçün ıstırabı onların kararlılığını zayıflatamadı.

Evlatlarınız, vatan içerisindeki bazı güç sahiplerinin siyonist işgalciler ve cani Amerikan-Siyonist ekseni ile iş birliği yapmasından ötürü öfkeli ve kırgın olsalar da dimdik ayakta durmaya devam etmektedirler.

Ey direnişin aziz Seyyid’i ve yüce Şehidimiz, vuslatınızın yıl dönümünde sözümüzü tazeliyoruz: Önceliğimiz hâlâ işgalcileri yenilgiye uğratmak, direnişi sürdürmek, düşmana teslim olmamak, ulusal egemenliği ve iç barışı korumak, hak ve adalet davasını desteklemektir.

Direniş Mirasına ve Şehit İmam Hamaney’e Sadık Kalacağız

İmam Seyyid Musa Sadr ve takipçilerinin içimizde dalgalandırdığı coşkulu deniz olarak kalmaya devam edeceğiz.

İmam Humeyni (r.a.) tarafından başlatılan özgürlükçü devrimin parlak meşalesi olmaya devam edeceğiz. Bölgemizdeki tüm şerefli direniş savaşçılarının yanında, Şehit Liderimiz İmam Seyyid Ali Hamaney’in (r.a.) desteği, rehberliği ve inayetiyle kurduğumuz direniş ekseninin itici gücü olmayı sürdüreceğiz.

Şehit liderlerimizin mirasına sadık kalacağız: Şeyh Ragıp Harb, Seyyid Abbas Musavi ve büyük cihat eri kardeşlerimize —Allah hepsinden razı olsun— sadakatimizi sürdüreceğiz.

Ey yüce Şehidimiz, sizin şanlı bayrağınızı taşıyanlar olarak kalacak; hakkın zaferi, mütecavizlerin hezimeti, adaletsizlikle mücadele ve adaletin tesisi için çabalamaya devam edeceğiz.

Bunu yaparak dini ve ahlaki görevimizi ifa ediyor; insanlığın ve vatanın yücelmesi için sadakat, biat ve cihattan payımıza düşeni yerine getiriyor ve ilahi mesajın değerlerine bağlı kalıyoruz.

Hizbullah Filistin Davasına Bağlı Kalacak ve Asla Yenilmeyecektir

İslam ümmetinin temel davası olan haklı ve meşru Filistin davasına ve onun mazlum halkının direnişine verdiğimiz desteği sürdürüyor, bu duruşumuzla gurur duyuyoruz.

Gazze’ye ve halkına verdiğimiz desteği insani ve ahlaki bir görev; insanlığın utanç kaynağı olan ve bu canileri destekleyen ya da onlar karşısında susan herkesin alnında bir leke olarak kalacak en şen’i soykırım cinayetlerini işleyen siyonist işgalcilere karşı onurlu bir dayanışma eylemi olarak görüyoruz.

Tüm dünya halkları ve özellikle mazlum milletler şahit olacaktır ki Lübnan Hizbullah’ı asla yenilmemiştir ve yenilmeyecektir. Bir denizyıldızı gibi, ne zaman bir parçası yok edilse, yerine sorumluluk almaya, görevlerini yapmaya, performansını değerlendirmeye ve hedeflerine ulaşmaya muktedir yeni bir parça büyüyecektir.

İran, Amerikan-Siyonist Müstekbirlere Karşı Cesurca Durmaktadır

Bugün buradayız ve dünyadaki tüm özgür insanlarla birlikte, İran İslam Cumhuriyeti’nin, cani ABD hükümeti tarafından siyonist rejimle iş birliği içinde haksız yere başlatılan saldırgan savaşa karşı nasıl direndiğini izliyoruz. Şurlu İran milletinin iradesini gasp etmeyi ve onları siyasi ve milli tercihlerinden vazgeçmeye zorlamayı hedefleyen bu savaş başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Bugün direniş ekseninin tüm üyeleri üzerlerine düşen görevi yerine getirmektedir. Mütecavizlerin belini kırma bahsi; olayların hassas bir şekilde değerlendirilmesine, güçlü ve zayıf yönlerin anlaşılmasına, her iki tarafın işleyiş yöntemleri ve mevcut seçeneklerinin analizine dayanan gerçekçi bir beklentidir.

Savaşı sona erdirmek için Amerikan ve İran taraflarınca imzalanan mutabakat zaptı, ABD hükümetinin durumunu ve iç çelişkilerini gözler önüne sermiştir. ABD’nin kendi içindeki aşınmayı gizlemek amacıyla başvurduğu tüm utanç verici hile ve kibirli manevralara rağmen bu durum, İran’ın başarıya ulaşmak adına etkili ve sonuç alıcı yollar seçmesini kolaylaştırmıştır.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın