Perincek: Yemen’e Asker Gönderen Hükümet Düşer

Ensarullah liderliğindeki Yemen Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı Abdülvahid Ebu Raş ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek görüştü. Video konferans yöntemiyle yapılan görüşmede Vatan Partisi heyetinde Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Ethem Sancak, Genel Başkan Yardımcısı Serdar Üsküplü, Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkan Yardımcısı Şule Perinçek yer aldı. İstanbul İl Binası’ndaki görüşmede çeviriyi, Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Üyesi Çimen Filiz Paşa yaptı.

Dostça mesajların verildiği görüşmede, Mekke Anlaşması öne çıktı. Ensarullah, anlaşmanın bölge ülkelerini kapsayan bir güvenlik işbirliğine dönüşmesini önerdi. Vatan Partisi de anlaşmanın geliştirilmesi için çalışacaklarını duyurdu. Perinçek, Yemen’in insanlığın ön cephesinde savaştığını söyledi, “Savaşınız bizim de savaşımızdır.” dedi. İki ülkenin ortak mücadelelerde ortak şehitler verdiğini belirten Perinçek, Yemenli yöneticileri Türkiye’ye davet etti.

Perinçek’in toplantıdaki konuşması şöyle oldu:

‘BÜTÜN İNSANLIK ADINA SAVAŞIYORSUNUZ’

“Kardeş Yemen Cumhuriyeti’nin Sayın Dışişleri Bakanı’nı Türkiye’den saygıyla selamlıyoruz. Ehlen ve sehlen, hoş geldiniz. Sizinle görüşmekten büyük bir şeref duyuyoruz. Çünkü bütün insanlık adına, bölgemizdeki bütün halklar adına, Türk halkı ve Türkiye Cumhuriyeti adına kahramanca savaşıyorsunuz.

‘KILICINIZ KESKİN OLSUN’

“Sizin savaşınız bizim savaşımızdır. Bu nedenle kılıcınız keskin olsun ve size başarılar diliyoruz. Bunu yalnızca bir iltifat olarak söylemiyorum. Söylediklerim bütün Türk Milleti’nin ortak duygularını yansıtıyor ve Vatan Partisi bu duygulara tercüman oluyor. Yemen Cumhuriyeti Hükümeti’ne ve Yemen halkına en önemli ve öncelikli mesajımız şudur:

YEMEN’E ASKER GÖNDEREN HÜKÜMET DÜŞER

“Türk askeri hiçbir zaman size karşı bir savaşa sürüklenmeyecektir. Türk askerini Amerika’nın veya İsrail’in komutası altında savaş alanına sürebilecek bir hükümet yoktur. Böyle bir ihtimal bulunmamakla birlikte, varsayalım ki bir hükümet Türk askerini Amerika ve İsrail’in yanında Yemen Cumhuriyeti’ne karşı Yemen’e göndermeye kalkıştı; o hükümet derhal düşer.

“Bu görüşmeyi yeni bir dünyanın kurulmakta olduğu koşullarda yapıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri geriliyor. Eski Amerika artık yok. İkinci Dünya Savaşı sonrasının Amerikası tarihe karışmıştır. Şimdi Asya’dan yeni bir uygarlık yükseliyor. Yükselen ekonomiler ve yükselen askerî güçler ortadadır.

“Çin Halk Cumhuriyeti ekonomisi dünyanın önde gelen ekonomisi konumuna ulaşmıştır. Asya ekonomileri yükseliyor. Batılı emperyalistler, yani Amerika ve Avrupa, Batı Avrupa ekonomileri geriliyor. 500 yıllık Atlantik uygarlığının sonuna geldik.

‘YEMEN ÖN CEPHEDE SAVAŞIYOR’

“Evet, bir Asya uygarlığı oluşuyor. Ve onun silahlı kuvvetlerinin ön cephesinde Yemen var; siz varsınız. Ön cephede İran da var; Amerika’yı dize getirdi. Filistin var, Gazze var. Hamas’ın önderliğinde onlar da sizin gibi kahramanca savaşıyor. Kuzeyimizde, Karadeniz’in kuzeyinde Rusya da NATO’nun batıdan doğuya doğru genişleme tehdidine karşı hepimiz adına bir mücadele yürütüyor.

‘TÜRKİYE HESAPLAŞMA DÖNEMİNE GİRDİ’

“Türkiye’ye gelirsek; Türkiye Doğu Akdeniz’de Amerika, İsrail ve Yunanistan’ın tehditleriyle karşı karşıyadır. Doğu Akdeniz’de sözünü ettiğimiz üçlü, Amerika, İsrail ve Yunanistan, Tevrat’taki bir hikâyeye dayanan ‘Noble Dina’ adlı askerî tatbikatlar düzenliyor. Yine Doğu Akdeniz’de aynı üçlü, Yunan mitolojisinden alınan, ‘Nemesis’ adı altında Türkiye’ye karşı askerî tatbikatlar gerçekleştiriyor. Amerika ve İsrail Kıbrıs’ta, Güney Kıbrıs’ta askerî yığınak yapıyor. Amerika ayrıca Ege adalarında ve Yunanistan kıyılarında Türkiye’ye karşı üsler kurdu. Kısacası Türkiye, sizin düşmanlarınızla, yani İsrail ve Amerika’yla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu koşullarda Türkiye, bir tarafta Atlantikçi, Amerikancı ve İsrail yanlısı kuvvetlerle diğer tarafta millî kuvvetler arasındaki bir hesaplaşma dönemine girmiştir.

“2014 yılında Türkiye yeni bir döneme girdi. 2014 öncesinde biz, Vatan Partisi kadroları, Türk Silahlı Kuvvetleri komutanları hapse atılmıştık. Amerika’nın 1991’den beri planı ve stratejisi, dört devletin; Türkiye, Suriye, Irak ve İran’ın toprakları üzerinde ‘Kürdistan’ adı altında ikinci bir İsrail devleti kurmaktı. Bu plan; bozguna uğratıldı.

“Vatan Partisi bu planın kırılmasında çok önemli bir rol oynadı. 2014 yılında, yüz binlerce insanın üç-dört yıllık mücadelesinin ardından Amerika ve İsrail’in kurduğu o hapishane duvarlarını yıktık ve dışarı çıktık. Türk Silahlı Kuvvetlerini de o hapishaneden kurtardık.

“3 binden fazla subayı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün üst kademesini hapisten kurtardık. Böylece Türkiye yeni bir döneme girdi. Türk Silahlı Kuvvetleri art arda gerçekleştirdiği askerî harekâtlarla -Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı- Türkiye sınırlarını aşarak Suriye ve Irak’taki Amerikan hâkimiyet alanlarına girdi. Amerika’nın terör örgütlerini ezdi ve o bölgede hem Amerika Birleşik Devletleri’ne hem İsrail’e büyük darbeler vurdu.

“Amerika, 1991 ve 2003’te Irak’ı hedef alan Körfez savaşları aracılığıyla Kuzey Irak’ta sözde bir Kürdistan kurmuştu. 2010 sonrasında Suriye’yi istikrarsızlaştırarak Kuzey Irak’tan Doğu Akdeniz’e uzanan bir Amerikan-İsrail koridoru açtılar. 2014 sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri bu Amerikan-İsrail koridorunu parçaladı ve yok etti.

“Türkiye’nin iç cephesinde de millî kuvvetlerle Atlantikçi kuvvetler arasındaki mücadele son derece şiddetlendi. NATO döneminde Türk Devleti’nin içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, poliste ve bütün devlet kurumlarında bizim ‘Gladyo’ dediğimiz bir NATO yeraltı ağı örgütlenmişti. İtalya’da Gladyo adı verilen bu NATO yeraltı örgütü, Türkiye’yi askerî darbeler yoluyla yönlendirdi.

‘NATO GENERALLERİ HAPİSHANEDE’

“2016 yılında bu Gladyo bir darbe daha yapmaya kalkıştı. Türk Ordusu içindeki etkisini kullandı ancak bu süreçte Vatan Partisi ve millî Türk Ordusu darbeyi ezdi; bazılarını öldürdü, bazılarını hapsetti.

“Bu darbe girişiminin ardından Türk Ordusu’ndan 24 bin subay ve astsubay tasfiye edildi. Amerikan ve NATO bağlantıları nedeniyle emniyet teşkilatından 30 bin polis tasfiye edildi. Yargıdan 14 bin kişi tasfiye edildi. Türk Devleti’nin içinden toplam 144 bin NATO bağlantılı unsur tasfiye edildi.

“Bugün Türkiye’nin en büyük gerçeği şudur: NATO generalleri şu anda Türk hapishanelerinde yatıyor. Bu hesaplaşma süreci devam ediyor.

“Bu süreçte Atlantikçi kuvvetler de çaba gösteriyor ve direniyor. Örneğin temmuz ayında Ankara’da bir NATO Zirvesi toplandı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Riyad’a giderek Riyad Bildirisi’ni imzaladı ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’la Mekke Anlaşması adı verilen bir anlaşma imzaladı.

‘DENGE POLİTİKASI SÜRDÜRÜLEMEZ’

“Tayyip Erdoğan yönetimi bir denge politikası izliyor. Bir taraftan kendisini devirmek isteyen Amerika’yla iyi ilişkilerini sürdürmeye çalışırken diğer taraftan bu NATO kuvvetlerini tasfiye ediyor. Bu ikili tutum içinde bir yandan NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yaparken diğer yandan Rusya’yla birlikte Şanghay İşbirliği Örgütü toplantılarına katılıyor.

“Şimdi bu denge politikasının artık sürdürülemeyeceği bir döneme giriyoruz. Bölgedeki gelişmeler, sizin savaşınız, İran’ın savaşı, Filistin’in savaşı, dünyadaki gelişmeler, Çin’in yükselişi ve bütün bunlarla birlikte Türkiye’nin iç sorunları, bu denge politikasının ciddi biçimde zorlandığı bir dönemi ortaya çıkardı.

“Sizin savaşınız, Yemen’in savaşı burada çok kritik bir rol oynuyor. Amerika’nın Türkiye’ye dayattığı ekonomik program başarısız oldu. Türkiye hem güvenlik hem de ekonomi konusunda bir karar vermek zorundadır.

“Türkiye tarihsel olarak bir devrimin eşiğinde: Üretim Devrimi. Türkiye bağımsız olacak. Türkiye birleşecek ve Amerika’nın Türkiye’yi bölme planlarını tamamen yok edecek. Türkiye bir Üretim Devrimi gerçekleştirecek ve üretim ekonomisi kuracak. Doğal olarak bütün bunlar dünyadaki ve bölgedeki gelişmelerle bağlantılı olarak gerçekleşiyor. Partimiz Vatan Partisi bu süreçte öncü bir konumdadır. Programımız adım adım Türkiye’nin önüne geliyor ve uygulanıyor.

‘GÜZEL HABER VERME SIRASI BİZDE’

“Siz Yemen’in kahramanları bize her zaman güzel haberler gönderdiniz. Amerika ve İsrail karşısındaki başarılarınızla bize hep güzel haberler verdiniz. Şimdi sıra bizde. Türkiye’den size, Yemen’e, bütün bölgemize ve dünyaya güzel haberler göndereceğimiz bir döneme giriyoruz. Türkiye’nin geleceğine güvenin.

‘YEMEN TÜRKÜLERİMİZ, ŞEHİTLERİMİZ VAR…’

“Türk Milleti’nin Araplarla ve Yemen’le dostluğuna güvenin. Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma Yemen türkülerini hâlâ söylüyoruz. Kendi Yemen türkülerimiz var. Türkiye’nin Yemen’de şehitleri var.

“Partimize gelince, Vatan Partisi’nin aralarında bir Merkez Komitesi Üyesi’nin de bulunduğu dokuz yoldaşı, 1973 yılında Lübnan’daki Nahr el-Bared’de İsrail piyadesinin denizden yaptığı çıkarma sonucunda Filistin davası uğruna şehit oldu.

‘KANLARIMIZ BİRBİRİNE KARIŞTI’

“Arap halklarının kurtuluş savaşlarıyla dostluğumuz sözden veya boş laftan ibaret değildir. Vatan Partisi şehitlerinin kanı ile Arap halklarının kanı aynı toprağın altında yatıyor; kanlarımız birbirine karışmıştır. Amerika, İsrail ve onların işbirlikçilerine karşı vatanını birleştirmek için Yemen Cumhuriyeti’nin yürüttüğü savaş bizim savaşımızdır. O cephede kalbimizle ve sahip olduğumuz her şeyle yanınızdayız.

“Zafere doğru ilerlediğinizi görüyoruz. Babülmendep Boğazı’nı emperyalistlerden kurtardığınızı görüyoruz ve bundan büyük memnuniyet duyuyor, size büyük güven besliyoruz. Partimiz Filistin’de Hamas’la da çok iyi ilişkilere sahiptir. İran Devleti’yle çok yakın, sağlam bağlarımız, kardeşliğimiz ve dostluğumuz vardır. Bölge ülkeleriyle ilişkiler açısından sizinle aynı cephedeyiz.

‘ULUSAL KANAL TÜRKİYE’DE BİRİNCİ DÜNYADA İKİNCİ’

“Çok önemli medya organlarına sahibiz. Yönettiğimiz televizyon kanalı Ulusal Kanal, YouTube’da Türkiye’nin 1 numaralı kanalıdır. Evet, dünya çapında ise şu anda Fox’tan, yani Trump’ın kanalı Fox’tan sonra 2. sıradadır. Bizden sonra El Cezire ve El Arabiya gibi Arap kanalları 3. ve 4. sıralarda geliyor. Dünyada 2., Türkiye’de 1. sırada bulunan bu kanalımız aracılığıyla sizin kahramanca savaşlarınızı yayınlıyoruz.

TÜRKİYE’YE DAVET

“Lütfen bize sürekli bilgi gönderin ki Türk kamuoyunu aydınlatalım ve küresel erişimimizi kullanarak dünyayı bilgilendirelim. Aramızdaki ilişkileri daha da yakınlaştıralım. Yemen’in kahramanca savaşına başka hangi şekillerde katkıda bulunabileceğimizi de lütfen bize bildirin. Ayrıca sizinle kardeşler olarak yüz yüze görüşmek ve kucaklaşmak isteriz. Yemen Cumhuriyeti’nin kahraman temsilcilerini ve liderlerini Türkiye’de ağırlamak bizim için bir şeref olacaktır.

“Sizin için ne zaman uygunsa burada kardeşler olarak görüşmeyi planlayalım; birlikte oturalım, bölgesel ve küresel meseleleri, vatanlarımızı ilgilendiren konuları konuşalım ve dayanışmamızı nasıl güçlendirebileceğimizi değerlendirelim.

“Partimiz Vatan Partisi’nin yalnızca İran İslam Cumhuriyeti’yle değil, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’yle de çok güçlü ilişkileri vardır. Onlarla temaslarımızda Yemen’in kahramanca mücadelesini her zaman gündemde tutacağız ve bundan sonra daha yoğun biçimde gündeme getireceğiz.

‘MEKKE ANLAŞMASI’NIN GELİŞMESİ İÇİN ÇABALIYORUZ’

“Şu anda bir denge politikası izleyen Türk Hükümeti düzeyinde de ağırlığımızı sürekli Yemen Cumhuriyeti lehine koyuyoruz. Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzaladıkları Mekke Anlaşması’nın, Amerika ve İsrail’in etkisi altında değil, bölge ülkelerinin çıkarları doğrultusunda gelişmesi için çalışıyoruz.

“Türkiye Dışişleri Bakanı’nın imzaladığı Riyad Anlaşması’nı tanımıyoruz. Bu görüşme için size en içten şekilde teşekkür ediyoruz. Bizden, kardeşlerinizden ve silah arkadaşlarınızdan neye ihtiyacınız varsa bugün bize bildirin. Yemen Cumhuriyeti’nin kahraman hükümetine, liderlerine, komutanlarına, askerlerine ve bütün Yemen halkına yürekten selamlarımızı gönderiyoruz.”

BAKAN RAŞ: MEZHEPÇİLİK HARAMDIR

Doğu Perinçek, Bakan Raş’a “Yemen’deki diğer grup, yani kendisini Yemen Hükümeti olarak gösteren ve Riyad’la işbirliği yapan grupla anlaşmazlıkların ve sorunların mezhepsel temelde olduğu propagandası yapılıyor. Bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz?” sorusu yöneltti.

ABD-İSRAİL UÇAKLARI MEZHEP AYIRMIYOR

Yemenli Bakan şöyle yanıtladı:

“Mezhep ayrımlarını tamamen aşmış durumdayız. Bu birinci noktadır. Temel ilkelerimiz gereği mezhep temelinde hareket etmenin kabul edilemez olduğuna inanıyoruz. Mezhep temelinde hareket etmeyi dinen haram kabul ediyoruz.

“Yemen’de bulunan bütün mezheplerin camileri, Sana Hükümeti’nin yönetimindeki bütün Yemen vilayetlerinde faaliyetlerini sürdürüyor.

“Üçüncü olarak hükümetin yapısı Yemen halkının bütün kültürel, toplumsal ve siyasi unsurlarını temsil etmektedir. Hava saldırıları sonucunda diğer bakanlarla birlikte şehit edilen önceki başbakan Şii değil, Sünni’ydi. Sana’daki önceki hükümetin başbakanı da Sünni’ydi: Dr. Abdülaziz bin Habtur. Kendisi şu anda Yüksek Siyasi Konsey Üyesi’dir ve Sünni’dir. Sana’daki Şura Konseyimizin Başkanı da Sünni’dir. Size Sünni kardeşlerimizin listesini verecek olsam çok sayıda isim çıkar. Fakat biz mezhep temelinde hareket etmiyoruz. Sana bütün mezhepsel ve siyasi unsurları temsil ediyor.

ABD-İSRAİL SALDIRILARINI ALKIŞLADILAR

“Yemen’deki çatışma mezhep çatışması değildir. Bugün bize karşı olanlar İsraillilerin ve Amerikalıların yanında duruyor. Öyleyse mezhep çatışması nerede? Amerikan ve İsrail uçakları Sana’da ve diğer vilayetlerde hepimizi, Sünnileri ve Şiileri hedef alırken bu gruplar Amerikan ve İsrail hava saldırılarını alkışlıyorlardı.”

aydınlık

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın