Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Project Syndicate için kaleme aldığı yazıda, ABD ve israilin İran’a yönelik saldırılarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirtti.
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Project Syndicate’te yayımlanan yazısında İran’a yönelik saldırıları, savaşın bölgesel sonuçlarını ve diplomatik çözüm imkanlarını değerlendirdi.
Gül, 28 Şubat’ta başlayan ABD ve israil saldırılarının uluslararası meşruiyetten yoksun olduğunu ve bütün Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırdığını ifade etti. İran’ın misillemeleri nedeniyle Amerikan üslerine ev sahipliği yapan Arap ülkelerinin zarar gördüğünü, enerji fiyatlarındaki yükselişin ise dünya genelinde ekonomik maliyetler doğurduğunu belirtti.
“ABD’nin savaşa ne kadar kolay sürüklenebildiğini gösteriyor”
Gül, New York Times’ın 7 Nisan’da yayımladığı ve Binyamin Netanyahu’nun Donald Trump’ı İran’a saldırmaya nasıl ikna ettiğini ele alan haberine dikkat çekti.
Bu kararın ABD’nin savaşa ne kadar kolay sürüklenebildiğini gösterdiğini belirten Gül, şu soruyu yöneltti:
“Nükleer silahlara sahip bir süper gücün, savaş ve barış gibi hayati konularda son derece sağlam karar alma mekanizmalarına sahip olması gerekmez mi?”
Venezuela’da elde edilen Amerikan zaferinin İran konusunda aşırı özgüvene yol açmış olabileceğini ifade eden Gül, İran’daki koşulların çok daha karmaşık ve zorlu olduğunu kaydetti. ABD’nin İran’la çatışmaya sıkışmış görüntüsünün ülkenin itibarına zarar verdiğini söyledi.
Körfez ülkeleri güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirebilir
Gül, ABD’nin 2019’da Suudi petrol tesislerine yönelik saldırıların ardından güvenlik garantörü olarak üzerine düşeni yapmamasının zaten güveni zedelediğini belirtti.
Son gelişmelerle birlikte Körfez ülkelerindeki Amerikan varlıklarının güvenlik kaynağından ziyade kırılganlık unsuruna dönüştüğünü ifade eden Gül, “ABD artık güvenilir bir güvenlik ortağı olarak görülmüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Körfez ülkelerinin savunma ve ticaret başta olmak üzere ortaklıklarını çeşitlendirmeye yönelebileceğini belirten Gül, bunun ABD’nin bölgesel üstünlüğünü zayıflatabileceğini söyledi. Çin’in 2023’te İran ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşmaya aracılık etmesini hatırlatarak bu süreçten en fazla yararlanabilecek ülkenin Çin olduğuna işaret etti.
İran’a kazanımlarını diplomasiye dönüştürme çağrısı
Gül, İran’ın kayıplarına rağmen Amerikan ve israil saldırılarına karşılık verebildiğini ve direnebildiğini belirtti. Batı’da beklenen iç karışıklık ve rejim değişikliğinin gerçekleşmediğini, halkın dış tehdit karşısında birleştiğini ifade etti.
Bununla birlikte İran yönetiminin kısa vadeli avantajları uzun vadeli kazanımlarla karıştırmaması gerektiğini vurgulayan Gül, daha güçlü rakiplere meydan okumanın yarattığı gururun aşırı taleplere dönüşmesinin ters tepebileceğini iddia etti.
İran yönetiminin önceliğinin yaptırımların kaldırılması ve halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi olması gerektiğini belirten Gül, Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik kozun da alternatif güzergahların geliştirilmesi nedeniyle kalıcı olmadığını kaydetti.
“İran ile Suudi Arabistan ilişkilerini normalleştirmeli”
Gül, İran’ın Körfez ülkeleriyle gelecekteki ilişkilerini dikkate alması gerektiğini ifade etti. israilin Suudi Arabistan’ı İran’a karşı ABD’nin yanında yer almaya teşvik ettiğini, ancak Riyad’ın bundan kaçındığını belirtti.
Gül, Körfez ülkelerine yönelik eylemlerin sürmesinin İran’ın stratejik kazanımlarını tehlikeye atacağını söyledi.
“Bölgenin yeni bir dengeye ulaşabilmesi için İran ile Suudi Arabistan’ın ilişkilerini normalleştirmesi gerekiyor” diyen Gül, bunun iki ülkenin birbirini sürekli tehdit olarak görmekten vazgeçmesini sağlayacağını belirtti.
Müslüman ülkeler arasındaki normalleşmenin Filistin meselesinde ilerlemenin de önünü açabileceğini ifade eden Gül, İran’ın bu konudaki politikalarını değerlendirmesi gerektiğini söyledi. İran’ın söylemlerinin, israilin eylemlerine ve ABD’nin sınırsız askeri desteğine gerekçe olarak kullanıldığını iddia etti.
“Kasım seçimlerinin ardından aciliyet azalabilir”
İran’ın teslim olmadan yaptırımların hafifletilmesini sağlayabileceğini, ablukanın sona erdirilmesi ve uluslararası topluma yeniden entegrasyon yönünde ilerleyebileceğini kaydeden Gül, diplomasi için zamanın daraldığını vurguladı.
“Fırsat penceresi kapanıyor” diyen Gül, kasım ayındaki ABD ara seçimlerinin ardından Trump yönetiminin anlaşmaya varmak konusunda daha az aciliyet hissedebileceğini belirtti. Cumhuriyetçilerin muhtemel bir seçim yenilgisinin ardından intikam arayışına yönelmesi ihtimaline de dikkat çekti.
Gül, İran’ın müzakere pozisyonu zayıflamadan harekete geçmesi gerektiğini söylerken diğer tarafların da İran’ın korkularını ve tehdit algılarını dikkate alması gerektiğini vurguladı.
On yıllardır süren düşmanlığın İran’ın tutumunu sertleştirdiğini belirten Gül, temel meselenin yönetimin güvenlik kaygılarıyla İran halkının barış, güvenlik ve refah içinde yaşama hakkını bağdaştırmak olduğunu ifade etti.
doğruhaber
