İran Cumhurbaşkanı ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı arasında 12 Günlük Savaş’tan bu yana gerçekleşen temas ve görüşmelerin incelenmesi, bu iletişimin sık ve dostane bir yaklaşımla yürütüldüğünü göstermektedir. Aynı zamanda İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü dâhil olmak üzere yabancı kaynaklar, Tahran’a karşı yürütülen savaşta Bakü’nün Tel Aviv ile askeri ve istihbarat alanında iş birliği yaptığını bildirmektedir.
İran ve Azerbaycan resmi kaynaklarının raporlarına göre, 12 Günlük Savaş’tan bu yana İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında 15’ten fazla telefon görüşmesi ve yüz yüze toplantı gerçekleşti.
Özellikle Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İran’a karşı İsrail ile askeri, güvenlik ve istihbarat iş birliğindeki rolüne ilişkin yayınlanan raporlar dikkate alındığında, bu temasların sıklığı, bu düzeydeki etkileşimin sürdürülmesinin mantığı ve hedefleri hakkında önemli soruları gündeme getirmektedir.
Bu konuyu incelemek amacıyla, öncelikle iki cumhurbaşkanı arasındaki temas ve görüşmelerin bir kısmı, ardından da Bakü-Tel Aviv ilişkilerine dair yabancı kaynakların raporları gözden geçirilecektir.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı resmi web sitesinin haberine göre, 26 Haziran 2025’te, 12 Günlük Dayatılan Savaş’ın ateşkesinden sadece bir gün sonra Pezeşkiyan ile Aliyev arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Bu görüşmede Aliyev, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İran ile İsrail arasındaki çatışmaya ilişkin tutumunu yineledi ve bölgede gerilimin tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi.
Yaklaşık bir hafta sonra, 4 Temmuz 2025’te iki cumhurbaşkanı Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Zirvesi marjında bir araya geldi. Bu görüşme, Karabağ ihtilafı sırasında anlaşmazlık yaşanan bölgelerden biri olan bir şehirde gerçekleştirildi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı web sitesinin haberine göre, “İran Cumhurbaşkanı, İsrail ile yaşanan son karşı karşıya geliş sırasında gösterdiği destek ve dayanışma için Azerbaycan’a teşekkür etti.”
İki taraf arasındaki iletişim ilerleyen aylarda da devam etti. 23 Aralık 2025’te Pezeşkiyan, Aliyev ile yaptığı telefon görüşmesinde kendisinin doğum gününü kutladı. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’nın haberine göre Pezeşkiyan bu görüşmede, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne daha önce yaptığı ziyaretleri övgüyle andı.
31 Ocak 2026’da da iki ülkenin cumhurbaşkanları arasında bir telefon görüşmesi daha gerçekleşti. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı web sitesi bu görüşmenin içeriğine ilişkin şunları yazdı: “Telefon görüşmesi sırasında ülke liderleri, daha önceki ziyaretleri ve gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri olumlu bir şekilde değerlendirerek, bu üst düzey etkileşimlerin ikili ilişkilerin gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu belirttiler.” Aynı görüşmede Aliyev, bölgedeki durumdan duyduğu endişeyi dile getirerek Azerbaycan Cumhuriyeti’nin gerilimin azaltılmasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu bildirdi.
8 Mart 2026’da, savaşın başlamasından ve Şehit Devrim Lideri’nin suikastından yaklaşık bir hafta sonra, Pezeşkiyan ile Aliyev arasında bir temas daha gerçekleşti. Pezeşkiyan bu görüşmede Nahçıvan’daki hava olayına değinerek, “Nahçıvan’ın havadan bombalanmasıyla ilgili olayın İran ile hiçbir ilgisi yoktur” vurgusunu yaptı ve olayın inceleneceğini ekledi.
Bu temasların devamında, 2 Nisan 2026’da Pezeşkiyan bir kez daha Aliyev ile görüştü ve insani yardımların gönderilmesi nedeniyle kendisine teşekkür etti. Aliyev de bu görüşmede çatışmaların bir an önce sona ermesi temennisinde bulundu.
Bu vakalar, Tahran ve Bakü cumhurbaşkanları arasındaki telefon görüşmeleri ve yüz yüze temasların yalnızca bir kısmıdır. Bu dizide bildirilen son olay, 9 Ekim 2026’da Türkmenistan’ın başkentinde iki cumhurbaşkanının yüz yüze görüşmesidir. Bu görüşmede de Pezeşkiyan, İran’daki gelişmeler sırasında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin sergilediği tutum için derin teşekkürlerini iletti ve bu ülkeyi dost ve iyi bir komşu olarak nitelendirdi.
Ancak temel soru şudur: Azerbaycan Cumhuriyeti ile İsrail arasındaki stratejik ilişkiler ve Bakü’nün İran’a karşı askeri ve güvenlik gelişmelerindeki rolüne ilişkin yayınlanan raporlar göz önüne alındığında, bu yoğun iletişim ve tekrarlanan teşekkürler nasıl açıklanabilir?
Azerbaycan’ın İran’a Karşı Savaştaki Rolü: Tarafsızlık İddiasından İsrail ile Stratejik İş Birliğine
Yabancı kaynaklarda yayınlanan raporlara göre Azerbaycan Cumhuriyeti, İran’a karşı yürütülen savaş sırasında resmi tutumunun aksine tamamen tarafsız bir aktör olmamıştır.
Yayınlanan raporlar ve analizler, konunun sadece İran’a saldırmak için Azerbaycan Cumhuriyeti hava sahasının kullanıldığına dair iddialarla sınırlı kalmadığını; aynı zamanda Bakü’nün İsrail ile güvenlik, istihbarat, askeri ve ekonomik alanlardaki iş birliğinin daha geniş boyutlarını kapsadığını göstermektedir.
Bu kapsamda İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS), 7 Temmuz 2026’da “İsrail’in Yakın Ortağı Azerbaycan’ın Stratejisi Komşu Ülkesindeki Savaş Sırasında Nasıl Ortaya Çıktı?” başlıklı bir rapor yayınlayarak Azerbaycan Cumhuriyeti’nin savaş sırasındaki tutumunu ve konumunu inceledi.
Bu raporun yazarı, Bakü’nün savaş sırasındaki tutumunun tarafsızlık olmadığına inanmakta ve bu konuda şunları söylemektedir: “Azerbaycan, çatışmanın dışında kaldığı yönündeki resmi ısrarına rağmen İsrail’in yakın bir enerji, silah ve istihbarat ortağı olmaya devam etmektedir. Ayrıca Bakü, Tahran’ın karşı çıktığı Trump’ın koridor planlarını ilerletme yolunda ilerlemektedir.”
Bu güvenlik enstitüsü raporunun başka bir bölümünde şu hususu vurgulamaktadır: “Bakü petrol, silah ve istihbarat yoluyla İsrail’e; sürekli derinleşen stratejik bir iş birliği yoluyla da Washington’a bağımlıdır. Bakü, İsrail’in kendi topraklarını İran’a karşı kullanmasına izin vermekle suçlanmaktadır.”
Sonuç olarak INSS değerlendirmesinin özetinde şu tespitte bulunmaktadır: “Uygulamada Azerbaycan, İran ile savaşan tarafın yanında yer aldı.”
CNN’den İsrail Güçlerinin İran’a Karşı Azerbaycan’da Konuşlandırılmasına Dair İfşaat
INSS raporunun yanı sıra Amerikan haber ajansı CNN de 5 Haziran 2026 tarihli özel haberinde, İsrail askeri ve istihbarat güçlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki varlığı ve faaliyetlerine ilişkin detaylar yayınladı.
CNN bu haberinde şu ifadelere yer verdi: “Konuya yakın dört kaynak, İsrail’in İran ile savaş sırasında İran’a yönelik operasyonları kolaylaştırmak amacıyla Azerbaycan’da gizlice seçkin askeri ve istihbarat birimleri konuşlandırdığını söyledi. İki kaynak, bu güçlerin Güney Azerbaycan’da, Tebriz’den sadece yaklaşık 60 mil uzaklıktaki birkaç noktadan İran’a saldırdığını belirtti. Diğer iki kaynak ise özel komando birliklerinin de sahada konuşlandırıldığını, istihbarat toplama ve İHA operasyonları yürüttüğünü; bunun da İsrail’e savaş boyunca İran’ın kuzeyinden gözlem yapma konusunda değerli bir konum sağladığını ifade etti.”
Bu haberin önemi, Bakü-Tel Aviv iş birliği konusunu siyasi ilişkiler ve silah ticareti seviyesinin ötesine taşıyarak İsrail’in Azerbaycan Cumhuriyeti’nin coğrafi konumunu İran’a karşı operasyonel olarak kullandığına dair somut iddialar ortaya koymasında yatmaktadır.
CNN ayrıca haberinin başka bir bölümünde, İsrail’in Azerbaycan Cumhuriyeti’nin konumunu Aralık/Ocak ayındaki gelişmeler ve protestolarla bağlantılı olarak kullanmasına değinerek şöyle yazdı: “İsrail, Azerbaycan’ı uzun süredir İran’a karşı mücadelesinde stratejik bir ortak olarak görmektedir. Konuya yakın iki kaynak, Tahran’daki geniş çaplı protestolarla eş zamanlı olarak İsrail’in Azerbaycan-İran sınırı boyunca gizli bir görev hazırladığını söyledi. Bu, dinleme cihazları ve istihbarat ekipmanlarının kurulmasına imkan tanıyan bir ön operasyondu.”
CNN haberin devamında, bu iş birliğinin ekonomik ve askeri altyapısına işaret ederek şunları vurguladı: “İsrail ve Azerbaycan ticari ve askeri çıkarlar alanında yakın ilişkilere sahiptir. Bakü, İsrail’in petrol ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamakta, buna karşılık İsrail de Azerbaycan’a gelişmiş silahlar satmaktadır.”
Bakü ile Tel Aviv Arasındaki Hayati Petrol İlişkileri: İsrail’in Enerji Tedarikinde BTC Boru Hattının Rolü
Azerbaycan Cumhuriyeti ile İsrail arasındaki stratejik ilişkilerin en önemli örneklerinden biri, iki taraf arasında enerji alanındaki geniş iş birliği ve özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattının İsrail’in petrol ihtiyacını karşılamadaki rolüdür.
Reuters’ın haberine göre bu boru hattı, İsrail’in petrol ithalatının yaklaşık üçte birini sağlamaktadır. Bu açıdan BTC boru hattı sadece bir enerji nakil güzergahı değil, İsrail’in enerji güvenliğinin önemli altyapılarından biridir ve hayati çıkarları çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Buna ek olarak Azerbaycan Cumhuriyeti genel olarak İsrail’in toplam petrol ithalatının yaklaşık %50’sini karşılamaktadır.
Bu boru hattının yönetimi daha önce İngiliz BP şirketinin elindeydi; ancak Haziran 2026’dan itibaren yönetimi, başkanı doğrudan İlham Aliyev tarafından atanan Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi SOCAR’a devredildi.
Bu gelişme, İsrail’e petrol sağlayan ana güzergahlardan birinin yönetiminin doğrudan Azerbaycan devlet şirketine geçmesi açısından önem taşımaktadır; bu durum Bakü hükümetinin kararları ile İsrail’in enerji güvenliği arasındaki bağı daha görünür kılmaktadır.
Azerbaycan Devlet Şirketinin İsrail’in Gaz Arama Çalışmalarına Doğrudan Katılımı
Bakü ile Tel Aviv arasındaki enerji iş birliği petrol tedariki ile sınırlı değildir. 17 Mart 2025’te İsrail Enerji Bakanlığı, doğal gaz arama ruhsatlarının üç şirketten oluşan bir konsorsiyuma verildiğini duyurdu:
- Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi; SOCAR
- İngiliz şirketi; BP
- İsrail şirketi; NewMed Energy
Bu iş birliği, Azerbaycan Cumhuriyeti ile İsrail arasındaki enerji ilişkilerinin petrol ihracatının yanı sıra doğal gaz kaynaklarının aranması ve geliştirilmesi alanını da kapsadığını göstermektedir.
Daha açık bir ifadeyle Azerbaycan Cumhuriyeti hükümeti, İsrail’in işgal altındaki sulardaki doğal gaz arama projelerine doğrudan katılmaktadır.
Temel Soru: Pezeşkiyan’ın Aliyev ile Yürüttüğü Geniş İletişimin Mantığı Nedir?
İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü, CNN ve Reuters tarafından yayınlanan raporlar dizisi, Azerbaycan Cumhuriyeti ile İsrail arasındaki enerji ve askeri iş birliğine ilişkin belgelerle birlikte, Bakü ile Tel Aviv arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğine dair bir tablo sunmaktadır.
Bu raporlar ve Azerbaycan Cumhuriyeti’ne İran’a yönelik düşmanca eylemlerde ve askeri saldırılarda biçilen önemli rol göz önüne alındığında; temasların sıklığı, yüz yüze görüşmelerin sürdürülmesi ve özellikle İran Cumhurbaşkanı’nın İlham Aliyev’e yönelik mütat teşekkürleri, hükümetin Bakü politikasının mantığı ve hedefleri hakkında ciddi bir soru işareti yaratmaktadır.
Mesele sadece komşu bir ülkeyle diplomatik ilişkilerin kurulması ilkesi değil; dış raporların İran’a karşı savaşa giren tarafla askeri ve güvenlik iş birliği yaptığını bildirdiği bir ortamda, bu ilişkilerin düzeyinin ve derinliğinin nasıl ayarlanacağı meselesidir.
Not: bu analiz farsnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
