Yemen’de Ensarullahın stratejik kazanımları, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, ABD ve İsrail’in müdahaleleri ve yeni uzlaşı ihtimali küresel denklemi yeniden şekillendirecek.
Yemen’de yıllarca süren savaşın ardından sağlanan fiilî sakinlik, yerini yeniden füze saldırılarına ve kara harekâtlarına bıraktı. Ensarullahın stratejik kıyı bölgelerine ilerlemesi ve Suudi havalimanlarını hedef alması, Riyad’ı güney komşusunda bir kez daha geniş çaplı askerî mücadeleye çekti. Çatışmanın Babülmendep çevresinde yoğunlaşması, Yemen’deki güç mücadelesini uluslararası ticaret ve enerji güvenliğiyle doğrudan birleştirdi.
Suudi Arabistan şimdi hem desteklediği Yemen güçlerinin kayıplarını telafi etmeye hem de kendi şehirlerini ve ekonomik altyapısını korumaya çalışıyor. Ensarullahı başkent Sana’dan çıkaramayan önceki müdahalenin ardından başlayan bu yeni aşama, askerî baskının uzlaşı getirip getiremeyeceği sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Savaşın geçmişinden ateşkesin çöküşüne, insani yıkımdan hava savunmasının sınırlarına kadar Suudi-Ensarullah denklemini belirleyen gelişmeleri 10 soruda ele aldık.
- Arabistan ile Ensarullah arasındaki çatışmalar ne zaman başladı, nasıl sonuçlandı?
Yemen’deki çatışmalar 2009 yılının kasım ayında Suudi Arabistan sınırına ulaştığına Riyad yönetimi doğrudan askeri müdahalede bulunmuştu. Buna karşın asıl geniş çaplı çatışma Ensarullahın Eylül 2014’!te başkent Sana’da kontrolü sağlamasıyla başladı. Suudi liderliği Mart 2015’te Ensarullahı başkentten çıkarmak için savaşa girdi.
Yıllar süren bombardıman bu hedefi gerçekleştiremedi. Ensarullah Sana’daki hâkimiyetlerini korurken Yemen’de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri destekli rakip güçler kendi aralarında parçalanma yaşadı. Suudi Arabistan’ın müdahalesi Ensarullahın kalıcı bir güç merkezine dönüşmesi ile stratejik bir başarısızlık tecrübe etti. .
Suudi kuşatması Yemen’de hangi insani felaketlere yol açtı?
Suudi liderliğindeki koalisyonun Mart 2015’ten itibaren uyguladığı deniz ve hava kısıtlamaları, gıda, yakıt ve ilaç girişini ciddi biçimde zorlaştırdı. Kasım 2017’de bütün giriş noktalarının geçici olarak kapatılması, zaten ağır olan krizi derinleştirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, temel ihtiyaçların sivillere ulaştırılmasını engelleyen uygulamaları uluslararası insancıl hukuk açısından eleştirdi.
Yakıt kıtlığı su pompalarını, hastane jeneratörlerini ve ulaşımı aksattı. Temiz suya erişimin azalması salgınları büyütürken gıda fiyatlarının yükselmesi, gelirlerini kaybeden aileleri açlığa sürükledi. HRW’nin 2018 raporunda yaklaşık sekiz milyon kişinin kıtlığın eşiğinde bulunduğu belirtiliyordu. Dünya Sağlık Örgütü, Ağustos 2017 itibarıyla 500 bin şüpheli kolera vakası ve yaklaşık iki bin ölüm bildirdi.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın modellemesi, savaşın 2021 sonuna kadar doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 377 bin ölüme yol açacağını hesapladı. Bu tahmin açlık, hastalık ve temel hizmetlerin çöküşünü de kapsıyor.
Ateşkes ne zaman ilan edildi, hangi şartlar kabul edildi?
Birleşmiş Milletler arabuluculuğundaki ateşkes,1 Nisan 2022’de duyuruldu ve ertesi gün yürürlüğe girdi. Başlangıçta iki aylık olarak hazırlanan düzenleme, Yemen içinde ve sınır ötesinde saldırı amaçlı hava, kara ve deniz operasyonlarının durdurulmasını öngörüyordu. Hudeyde limanlarına iki ay içinde 18 yakıt gemisinin girişinin kolaylaştırılması, Sana Havalimanı’ndan Amman ve Kahire’ye haftada iki ticari uçuş yapılması ve Taiz başta olmak üzere kapalı yolların açılması için görüşmeler yürütülmesi kabul edildi.
İki kez uzatılan ateşkesin resmî süresi 2 Ekim 2022’de doldu. Buna rağmen geniş çaplı savaş hemen geri dönmedi; fiilî sakinlik büyük ölçüde sürdü.
Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme ateşkesi nasıl etkiledi?
Suudi Arabistan ile İran’ın 10 Mart 2023’te Çin’in arabuluculuğuyla diplomatik ilişkileri yeniden kurma kararı, Yemen’deki sakinliğin siyasi uzlaşıya dönüşmesi için elverişli bir ortam yarattı. Normalleşme, 2022 ateşkesini başlatmadı; mevcut çatışmasızlığı destekleyebilecek bir bölgesel zemin oluşturdu. Riyad ve Tahran, egemenliğe saygı ve iç işlerine karışmama ilkelerini kabul etti.
Aralık 2023’te BM’nin duyurduğu yol haritası taahhütleri, ülke çapında ateşkesin yanı sıra kamu maaşlarının ödenmesini, petrol ihracatının yeniden başlamasını ve ulaşım kısıtlamalarının gevşetilmesini kapsıyordu. Süreç tamamlanmış bir barış anlaşmasına dönüşmedi.
ABD ve İsrail, Ensarullaha karşı hangi saldırıları düzenledi, ne sonuç aldı?
ABD ve İngiltere, Kızıldeniz’de ticari gemilerin hedef alınmasının ardından 2024’te Ensarullaha karşı saldırılara başladı. Mart-Mayıs 2025 döneminde Amerikan bombardımanı yoğunlaştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 27 Nisan itibarıyla 800’den fazla hedef vurulduğunu ve Ensarullah saldırılarının temposunun düşürüldüğünü açıkladı.
Amerikan saldırıları, 6 Mayıs 2025’te Umman’ın aracılık ettiği ABD-Ensarullah ateşkesiyle sona erdi. Anlaşma İsrail’i kapsamıyordu. Ensarullahın yoğun bombardımanın ardından İsrail’e füze göndermeyi sürdürebilmesi, saldırı kapasitesinin bütünüyle ortadan kaldırılamadığını gösterdi.
İsrail ise Temmuz 2024’te Hudeyde’de petrol ve elektrik altyapısını, Mayıs 2025’te Hudeyde ile Sana Havalimanı’nı hedef aldı. Ağustos 2025’te Ensarullah yönetiminin başbakanı ve bazı bakanları Sana’ya düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti. Buna karşın İsrail de tıpkı ABD ve S. Arabistan gibi Ensarullahın varlığına son vermek şöyle dursun, operasyonel kabiliyetlerini dahi azaltamadı.
- Arabistan ile Ensarullah arasındaki çatışmalar ne zaman yeniden başladı?
Son tırmanışın belirgin dönüm noktası, 13 Temmuz 2026’da Sana Havalimanı pistinin vurulması oldu. Ensarullah bunun üzerine 20 Temmuz’da Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukası ilan etti.
Suudileri havalimanı saldırı “pandoranın kutusunu” yeniden açarken, Ensarullah Temmuz ayında yoğun kara harekatına başladı. Böylece çatışmasızlığın bozulması, limanlar ve deniz geçişleri için yürütülen geniş çaplı bir mücadeleye dönüştü.
Ensarullah son büyük taarruzda nereleri ele geçirdi?
Eylül taarruzunda Ensarullah Moha limanı ve Babülmendep çevresindeki adalara ilerledi. Taiz’in güneyindeki Turbah da ele geçirilen önemli merkezler arasında bildirildi. Kıyıdaki kazanımlar deniz trafiğine yönelik baskıyı artırırken Turbah’ın kaybı, Taiz’deki hükümet kuvvetlerinin ikmal bağlantılarını zorlaştırdı. Babülmendep çevresindeki kıyı ve adalar, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan geçişe yakınlıkları nedeniyle stratejik değer taşıyor.
Güncel değerlendirmeler, Ensarullahın Yemen nüfusunun yaklaşık üçte ikisinin yaşadığı bölgeleri yönettiğine işaret ediyor.
- Arabistan’da hava savunması neden saldırıları durduramadı?
Son saldırılarda Riyad’daki Kral Halid Havalimanı, Abha ve Hamis Muşayt öne çıktı. Ensarullah ayrıca Dammam Havalimanı ile Aramco tesislerine saldırdıklarını duyurdu.
Suudi savunmasının başlıca unsurları arasında Patriot ve THAAD bulunuyor. Patriot uçaklara, seyir füzelerine ve taktik balistik füzelere karşı kullanılırken THAAD daha yüksek irtifada balistik füze önlemeye odaklanıyor. İlk Suudi THAAD biriminin Temmuz 2025’te faaliyete geçtiği resmen açıklandı. Yedi bataryalık tedarik programı, bütün bataryaların bugün aynı anda faal olduğunu göstermiyor. Doğrulanabilen önemli sorun, önleyici füze stoklarının azalması ve Riyad’ın müttefiklerinden destek istemesi. Radar kapsaması, farklı irtifalardan gelen tehditler ve çok sayıda tesisi aynı anda koruma ihtiyacı da savunmayı zorlaştırabilir.
Uluslararası basın Suudi Arabistan’ın pozisyonunu nasıl değerlendiriyor?
Uluslararası basında iki temel risk öne çıkıyor: askerî harekâtın kesin sonuç üretmemesi ve savaşın Suudi ekonomisinin dönüşüm hedeflerini aşındırması. Reuters, Ensarullah karşıtı güçlerin bölgesel ve ideolojik rekabetlerini uzun bir harekâtın önündeki zayıflık olarak ele alıyor. Wall Street Journal ise havalimanlarına saldırıların turizme, iş seyahatlerine ve yabancı yatırıma yönelik tehdidine odaklanıyor.
AP’nin aktardığı değerlendirmelerde, Riyad’ın askerî baskıyla Ensarullahı yeniden müzakereye döndürmeye çalıştığı görüşü öne çıkıyor
Kısa vadede uzlaşı mümkün mü, taraflar hangi şartları öne sürüyor?
Yeni bir çatışmasızlık düzenlemesi mümkün görünse de kapsamlı Yemen barışı daha ağır sorunlarla karşı karşıya. Ensarullah, Suudi operasyonlarının ve kuşatma olarak tanımladıkları kısıtlamaların sona ermesini istiyor. Riyad ise kıyıda değişen güç dengesinin kendi aleyhine kalıcılaşmamasını sağlamaya çalışıyor.
Önceki BM çerçevesi somut bir müzakere zemini sunuyor: ülke çapında ateşkes, kamu maaşlarının ödenmesi, petrol ihracatının yeniden başlaması, yolların açılması ve liman-havalimanı kısıtlamalarının gevşetilmesi. Suudi Arabistan ile Ensarullahın saldırıları durdurması siviller için önemli bir rahatlama sağlayabilir. Buna karşın Yemen’in dış destekli güç mücadelesi sürdükçe bu rahatlamanın kalıcı barışa dönüşmesi belirsiz kalacak.
cgtnturk
