Azerbaycan Okullarında Neler Yaşanıyor?

Betul

Müslüman kız öğrencilerin sınıflara girişinin engellenmesinden protestocuların gözaltına alınmasına kadar; sekülarizmi, dini özgürlüğü ve Batı’daki çifte standartları sorgulatan anlaşmazlık.

Nüfusunun yaklaşık %96’sının Müslüman olduğu bir ülkede, okullardaki tesettürle ilgili yeni düzenlemeler ailelerin protestolarına ve göstericilerin gözaltına alınmasına yol açtı. Bu anlaşmazlık; sekülarizm, Müslüman kızların eğitim hakkı ve dini özgürlük arasındaki ilişkiyi bir kez daha tartışmaya açtı.

Okul Kapısının Arkasında Kalan Başörtüsü: Bakü’nün Yeni Düzenlemesi Ne Diyor?

Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki tesettür meselesi artık sadece okullardaki üniforma anlaşmazlığından ibaret değil; haberler bazı başörtülü kız öğrencilerin sınıflara girmesinin engellendiğini, ailelerin protestolarını ve başörtülü öğretmenlere yönelik kısıtlamaları aktarıyor. Bu tartışmanın merkezinde ciddi bir soru yer almaktadır: Eğitimin seküler yapısını korumak, Müslüman kızların inandıkları örtüyle sınıflarda yer alma hakkını kısıtlama pahasına mı olmalıdır?

Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun resmi web sitesine göre, 21 Eylül 2026 tarihli ve 309 sayılı karar, devlet genel eğitim kurumlarındaki öğrencilerin üniforma yönetmeliğinde değişiklik yapmıştır. Bu değişiklik, okul üniformasına uyulmasını ve eğitimin seküler ilkelerini vurgulamakta, ancak tesettürden/başörtüsünden açıkça bahsetmemektedir. Tam da bu husus, yönetmeliğin yorumlanmasını ve okullarda uygulanma biçimini anlaşmazlığın odak noktası haline getirmiştir.

Radio Free Europe / Radio Liberty (RFE/RL) 14 Ekim 2026’da; Bakü ve diğer bölgelerdeki velilerin, okul müdürlerinin kızlarından başörtülerini çıkarmalarını istediklerini ve bazı durumlarda sınıflara girmelerine izin verilmediğini söylediklerini aktardı. Söz konusu yayın organı ayrıca ailelerin protestolarına ve bazı öğrencilerin dersleri boykot ettiğine dikkat çekti.

Al Jazeera da 12 Ekim 2026’da yayımladığı haberde, yeni değişikliğin tesettürü açıkça yasaklamadan, bazı başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin varlığına fiili kısıtlamalar getirdiğini bildirdi. Haber mecrası, kendisine artık okula başörtüsüyle gelemeyeceğinin bildirildiğini söyleyen öğretmen Zehra Hasanova’nın aktarımlarına yer verdi. Al Jazeera, 14 Ekim tarihli bir başka haberinde ise 23 yıllık İngilizce öğretmeni Gülşen Aliyeva’nın okula girişinin engellendiğini ve kızının da okula alınmadığını duyurdu.

Dolayısıyla yönetmelik metni ile uygulamanma biçimi arasında ayrım yapmak gerekmektedir: Tesettür, üniforma değişikliğinde açıkça yasaklanmamıştır; ancak sahadan gelen haberler, fiiliyatta İslami giyimi etkileyen kısıtlamalara işaret etmektedir.

Tesettür Kısıtlamasını Protesto Eden 37 Kişi Gözaltında

RFE/RL’nin 14 Ekim tarihli haberine göre Azerbaycan İçişleri Bakanlığı, düzenlemelerin uygulanmasına karşı çıktıkları ve kamu düzenini bozmaya çalıştıkları gerekçesiyle 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bu rakam İçişleri Bakanlığı’nın resmi açıklaması olup, tek başına her bir gözaltı koşulu veya bunun hukuki boyutu hakkında hüküm vermemektedir.

Tartışmanın diğer tarafında ise iktidardaki “Yeni Azerbaycan” Partisi yeni düzenlemeleri savunmuştur. RFE/RL’nin aktardığına göre partinin milletvekillerinden Elnara Akimova, çocukların henüz dünya görüşlerinin şekillenme aşamasında olduklarını ve seçimlerinin aileleri ile çevrelerinden etkilenebileceğini savundu. Akimova, düzenlemenin amacını tarafsız bir eğitim ortamı sağlamak olarak tanımladı.

Bu argüman düzenlemeyi savunanların tutumunu netleştirmektedir; ancak eleştirmenlerin sorusu varlığını korumaktadır: Eğitim düzenini korumak adına İslami örtünmeye sahip bir öğrenci sınıftan mahrum mu edilmelidir? Daha az kısıtlayıcı bir yöntemle hem okul üniformasına uyup hem de öğrencilerin dini inançlarına saygı gösterilemez mi?

%96’sı Müslüman: Şii ve Sünni Payı Ne Kadar?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2023 Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu’na ve ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun (USCIRF) 2026 Yıllık Raporu’na göre Azerbaycan Cumhuriyeti nüfusunun yaklaşık %96’sı Müslümandır. Bu raporlarda aktarılan resmi tahminler, Müslüman nüfusun yaklaşık %65’ini Şii, %35’ini ise Sünni olarak tanımlamaktadır.

Bu istatistikler tüm vatandaşların dindarlık düzeyinin aynı olduğu anlamına gelmemektedir; ancak böyle bir nüfus yapısına sahip bir ülkede tesettürün toplumsal önemini göstermektedir. Birçok Müslüman kadın ve kız çocuğu için tesettür, sadece moda veya giyim alanında bir tercih değil, dini inancın ve yükümlülüğün bir parçasıdır.

İslami açıdan bakıldığında, bir kız çocuğunun dini görevinin bir parçası olarak gördüğü giyim nedeniyle derslikten olası mahrumiyeti, üniforma kuralına uymaktan öte bir meseledir. Bu konu vicdan hürriyeti, dini inançlara saygı ve eğitim hakkı ile doğrudan bağlantılıdır.

Azerbaycan Cumhuriyeti anayasasında seküler bir ülke olarak tanımlanmıştır; ancak sekülarizm tek başına vatandaşların dini inançlarını ifade etmelerini kısıtlamak için sınırsız bir yetki belgesi değildir.

Tesettür Kısıtlamasının Geçmişi: 2010’dan Bu Yana Süregelen Anlaşmazlık

Mevcut anlaşmazlığın uzun bir geçmişi vardır. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2010 Din Özgürlüğü Raporu’na göre Azerbaycan Eğitim Bakanı, aynı yılın 9 Aralık tarihinde ülkenin seküler niteliğine atıfta bulunarak ilköğretim ve ortaöğretim okullarında başörtülü kız öğrencilerin engellenmesi yönünde şifahi bir talimat açıkladı.

Söz konusu rapor, bakanın talimatının cumhurbaşkanlığı kararnamesine dönüşmediğini, parlamentoda kabul edilmediğini ve resmi bir yasa olarak onaylanmadığını açıkça belirtmekteydi. ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca o dönemde kadınların başörtüsü takmasını genel olarak yasaklayan bir yasanın bulunmadığını yazmıştı.

Aynı bakanlığın 2011 raporunda da hükümetin Eğitim Bakanı’nın talimatını yasal bir yasağa dönüştürmek için yeni bir hukuki adım atmadığı ve okul müdürlerinin çoğunun bunu uygulamadığı belirtilmişti. Aynı raporda tesettür talimatına yönelik protestolardan ve polisin bazı göstericilere müdahalesinden de bahsedilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2016 Din Özgürlüğü Raporu da o dönemde, üniformaya ilişkin önceki talimatlara rağmen çoğu okulun kız öğrencilerin sınıfta başörtüsüyle yer almasına izin vermeye devam ettiğini göstermekteydi.

Bu geçmiş, mevcut tartışmanın tamamen yeni bir anlaşmazlık olmadığını; aksine eğitimsel sekülarizmin sınırları, okul müdürlerinin yetkileri ve kamusal alanda dini sembollerin yeri hakkında eski bir meselenin geri dönüşü olduğunu göstermektedir. 2026 yılındaki önemli fark ise okul üniforması yönetmeliğinin resmi olarak değiştirilmesi ve başörtülü öğrenci ile öğretmenlerin fiili kısıtlamalarıyla ilgili haberlerdir.

Azerbaycan Anayasası Ne Diyor?

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. maddesine göre her birey vicdan hürriyetine sahiptir; dinini seçme, dini inançlara uyma veya hiçbir dine inanmama ve inançlarını ifade etme hakkı vardır. Anayasanın resmi metni Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı web sitesinde yayımlanmıştır.

Uluslararası düzeyde de Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin (ICCPR) 18. maddesi düşünce, vicdan ve din hürriyetini güvence altına almaktadır. BM İnsan Hakları Komitesi 22 sayılı Genel Yorumu’nda, dinini ifade etme hürriyetinin giyim ve dini semboller aracılığıyla da dışa vurulabileceğini açıklamıştır. Devletin bu hürriyet üzerindeki kısıtlamaları sözleşmede belirtilen koşullara uymak zorundadır ve sadece siyasi bir ilkeye genel bir atıfla haklı gösterilemez.

Ayrıca İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 1. Ek Protokolü’nün 2. maddesi eğitim hakkını ele almakta ve anne babaların dini ve felsefi inançlarına ilişkin haklarına saygı gösterilmesini vurgulamaktadır. Avrupa Konseyi bu maddeye ilişkin resmi açıklamalarında eğitim hakkını sözleşmeyle korunan temel haklardan biri olarak tanımlamaktadır.

Bu belgeler, okuldaki giyimle ilgili her kuralın kendiliğinden hukuka aykırı olduğu anlamına gelmemektedir; ancak devlet kısıtlamanın yasal dayanağını, meşru amacını, gerekliliğini ve orantılılığını açıklamak durumundadır. Azerbaycan dosyasındaki temel soru şudur: Başörtülü bir öğrencinin sınıfa girmesini engellemek gerekli ve orantılı bir adım mıdır, yoksa daha az kısıtlayıcı çözümlerle hem eğitim düzeni korunup hem de eğitim hakkı garanti altına alınabilir mi?

Batı’nın Çifte Standardı: Herkes İçin mi Dini Özgürlük, Yoksa Sadece Bazı Dosyalarda mı?

Bu dosyadaki önemli sorulardan biri de uluslararası medyanın dini kısıtlamaları yansıtma biçimidir. Batı medyası farklı ülkelerdeki tesettür kısıtlamalarıyla karşılaştığında aynı standartları mı uygulamaktadır? Sekülarizmi ve devlet düzenlemelerini savundukları kadar, bu politikaların sınıflardan uzak kalan kız çocukları üzerindeki sonuçlarını da öne çıkarıyorlar mı?

Azerbaycan dosyasında uluslararası medyanın tamamen sessiz kaldığı söylenemez; nitekim Al Jazeera 12 ve 14 Ekim’de, Radio Free Europe / Radio Liberty ise 14 Ekim 2026’da konuyu ele almıştır. Bununla birlikte, sırf haberlerin yayımlanmış olması çifte standart iddiasını çürütmek veya kanıtlamak için yeterli değildir.

Bu iddiayı değerlendirmek için haberlerin sayısı ve konumu, manşetler, etkilenen ailelerin sesinin ne ölçüde yansıtıldığı ve benzer dosyalardaki devlet eylemlerinin tanımlanma biçimi karşılaştırılmalıdır. Ayrıca Fransa ve diğer Avrupa ülkeleriyle yapılacak karşılaştırmalar; okullardaki dini sembollere, kamu çalışanlarının giyimine ve kamusal alanlara ilişkin yasaların farklılıkları dikkate alınarak yapılmalıdır; zira bu düzenlemeler kapsam ve hukuki dayanak açısından aynı değildir.

Yine de medya standartlarının tutarlılığına ilişkin soru varlığını korumaktadır: Dini özgürlükler, ülkelerin Batılı güçlerle olan siyasi ilişkilerinden bağımsız olarak aynı hassasiyetle incelenmekte midir? Bu soruya belgelere dayalı bir yanıt vermek, sadece birkaç haberin varlığına veya yokluğuna dayanmayı değil, dosyaların sistematik olarak karşılaştırılmasını gerektirir.

Müslüman Kız Çocuğu Başörtüsü ile Okumak Arasında Seçim mi Yapmalı?

Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki anlaşmazlık, sekülarizm ile dini özgürlüğün zorunlu olarak çelişen iki kavram olmadığını; ancak kuralların yorumlanması ve uygulanmasının onları karşı karşıya getirebileceğini göstermektedir. Bakü hükümeti üniformayı ve eğitimin seküler yapısını savunurken, protestocu aileler kuralların uygulanmasının fiilen başörtülü kızların sınıflardaki varlığını kısıtladığını belirtmektedir.

İslami açıdan bakıldığında tesettür, birçok Müslüman kadın için dini yükümlülüğün bir parçasıdır; bu nedenle dini vicdanı ve bireysel hakları dikkate almadan buna müdahale etmek, meseleyi üniforma kuralının yüzeysel bir ihlaline indirgemektir. Hukuki açıdan da sekülarizme atıfta bulunmak tek başına her türlü kısıtlamanın gerekliliğini kanıtlamaz; devlet düzenlemelerin vicdan hürriyeti ve eğitim hakkıyla nasıl bağdaştığını açıklamak zorundadır.

Azerbaycan’daki Müslüman çoğunluk tek başına bu anlaşmazlığın hukuki sonucunu belirlememektedir; tıpkı yönetimin seküler olmasının her türlü kısıtlamayı haklı çıkarmadığı gibi. Temel ölçüt; düzenlemelerin yasal, gerekli ve orantılı olup olmadığı ve kız çocuklarının fiilen eğitim hakkından mahrum kalıp kalmadığıdır.

Nihayetinde Bakü’nün eğitim politikasının gerçek sınavı “sekülarizm” başlığında değil, bunun vatandaşlar üzerindeki sonuçlarında ortaya çıkacaktır. Eğer amaç okul düzenini korumaksa, üniforma kuralına uymanın öğrencilerin dini giyimine saygı gösterilmesiyle neden birlikte yürütülemeyeceği açıklanmalıdır. Dini özgürlük, bir ülkedeki Müslüman çoğunluğun, eğitim de dahil olmak üzere temel haklarından gereksiz yere mahrum bırakılmaksızın inançlarını yaşayabilmeleri halinde pratik bir anlam kazanır.

Not: bu analiz snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın