Küçükkaya ile Çalar Saat’ programının konuğu oldu.
Burada sözlerine “Biz ülkeyi yönetmeye hazırız. En
rahat yürütülecek kurum devlet yönetimidir. Herkesin görevi yazar, herkes kendi
görevini yaptığı zaman her şey saat gibi çalışır. En iyi yönetici kendisine en
az ihtiyaç hissedilen yöneticidir” diye başlayan Kılıçdaroğlu’nun
açıklamalarının devamında şunlar öne çıktı:
Geçen bayramda bir teklifim oldu. Bütün parti liderlerini
davet edin bir masada, hiç siyaset konuşmadan, gençliğimizi eskileri anlatalım.
Biz de bir aileden bir çevreden yetiştik bunları anlatalım. Ama bu kabul
edilmedi. Hepimizin ortak hedefi Türkiye’yi nasıl büyütebiliriz?
Bunların hepsini oturup konuşmak lazım. Geçmişte liderler
turu yapılırdı. Her parti kendi görüşünü aktarırdı. Şimdi kabul edilmiyor,
iktidar kabul etmiyor. Kendisini herkesin üzerinde görüyor, bu kibir dediğimiz
bir tutum.
Gergin olmamasını, toplumun her kesimini kucaklamasını,
devlette ciddi bir israf var, israfın önlenmesi için çaba harcamasını, arda bir
vatandaşlarla oturup konuşmasını, toplum arasında ve Sivil Toplum örgütleri
arasında ayrımcılık yapmamasını, Ekonmik ve Sosyal Konseyi hemen harekete
geçirmesini, ülkenin sanayicisi, esnafı ve çiftçisi ile arada bir konuşmasını,
onların çok ciddi dertleri var. Onlarla konuşmasını ve bu sorunları nasıl
çözeceklerini onlardan dinlemesini isterdim.
‘Tarafsız olacaklarına dair namusları ve şerefleri üzerine
yemin ediyorlar’
Belirli aralıklarla siyasi partilerin genel başkanlarını
davet edip, onların düşüncelerini almalarını veya bir bayram gününde hp beraber
ortak bir fotoğraf vererek birliğin ve beraberliğin ne kadar önemli olduğunun,
ayrıca kendisinin partinin genel başkanlığından ve partiden istifa edip
tarafsız bir cumhurbaşkanı olmasını isterdim. Çünkü anayasaya göre
cumhurbaşkanları tarafsızdır. Tarafsız olacaklarına dair namusları ve şerefleri
üzerine yemin ediyorlar. Bu yemine uymasını ve bütün siyasi partilere eşit
mesafede olmasını söylerdim.
‘Vatandaş adaletin olmadığını söylüyor’
Devleti yönetecekseniz, geldiğiniz nokta çok önemliyse,
tarafsızlık dediğiniz ilke çok önemlidir. Bugün yapılan tüm anketlerde vatandaş
adaletin olmadığını söylüyor. Yok zaten. Adalet olsaydı biz Adalet Yürüyüşü
yapar mıydık? Adalet hava gibidir. Hava kirlendiği zaman temiz havanın
kıymetini anlarsınız.
‘Devlette ciddi bir savurganlık var’
Kovid-19 süreci çok başarılı yönetilebilirdi. Kaynaklar
doğru kullanılabilirdi. Özveride bulunması gerekenler, gerçek özveride
bulunabilirdi.Ekonomide ilk yapacağım işlerden birisi devlette tasarruf.
Devlette ciddi bir savurganlık var. Bursa AKP il toplantısında Sayın Bülent
Arınç konuşuyor; İsrafın önünü alsak sizden vergi almamıza gerek kalmaz. İsraf
konusunda karnemiz kırıktır. İki; doğru dürüst bir bütçe yapacaksınız. Yüzde 5
büyüyecek miyiz? Hayır. O zaman bu bütçenin bir anlamı yok. Yeni bir bütçe, ya
da yeni bir ek bütçe getirin dedim. Bütçe açığı ne kadar öngörüldü? 139 milyar
2019’da. İlk çeyrekte bunun yarısı gitti. Gelin ek bütçe getirelim, pandemi
sürecini aşalım. Türkiye zengin bir ülke, kaynak da var. Çok daha düşük
bedellerle borçlanılabilir. Türkiye’nin bereketli toprakları, çalışkan insanı
var. En büyük kaynak gençlerimiz. İşsizlik var. Bir ev düşünün, baba işsiz,
anne işsiz, evlat işsiz. Aynı evde birbirlerinin yüzüne bakamıyorlar. Pandemi
sıkıntısında eleman sıkıntısı vardı. Neden atanmıyor bunlar. Eğitimde ciddi
boşluğumuz var.
‘Son gece ne oluyorsa Mehmet Dişli görevinde kalıyor’
MİT üstüne düşen görevi yapmış, ordudaki FETÖ’cüleri tespit
etmiş. Son gece ne oluyorsa Mehmet Dişli görevinde kalıyor. O aşamada dosyaya
müdahale edip görevinde kalmasını isteyen kimdir? Bu işin başında olan karar veren kim. Ben
değilim, Başbakan da değil. Cumhurbaşkanıdır. Başbakan emekli edilmesini
istemiş, MİT ‘Emekli edilsin’ demiş. Kim müdahale edebilir buna? Her MGK
toplantısında MİT’in raporu vardır. MİT ordudaki yapılanmayı takip ediyor
biliyor. MİT Başkanı ve Dönemin Genelkurmay Başkanı neden araştırma komisyonuna
gelip neden konuşmadı. Erdoğan neden bunlara izin vermedi? Bütün ayrıntılar
zamanla ortaya çıkacaktır.
‘İş Bankası’nın iç işlerine hiç karışmayız’
İş Bankası hisselerini biz sadece temsil ediyoruz. Oradan
bir gelirimiz yok. Atatürk’ün bir mirası var. Biz bu vasiyetin gereğini yerine
getiriyoruz. İş Bankası’nın iç işlerine hiç karışmayız. 4 arkadaşımız görevli
atanıyor onlara. Onlara da iç işlerine karışmamalarını söylüyoruz. Neden İş
Bankası? 20 Temmuz’dan sonra bir sivil darbe dönemi yaşıyoruz. Onlar CHP’yi tahrik
etmek istiyorlar. ‘CHP sokağa çıksın.’ Erdoğan, toplumun yaşadığı derin
sarsılmayı gözden kaçırmak için bir düşman yaratma peşinde. Onun için düşman da
CHP.
Cumhurbaşkanı CHP’yi her konuşmada bir şekilde suçluyor.
Bazen ahlak sınırlarını da aşıyor. Biz bunlara sakin sakin cevap veriyoruz.
Kaymakamın koruması elinde silah, mermiyi namluya veriyor, kim suçlu burada. Bu
videoyu gizlediler ama biz bulduk. Gençlik kolları ne yaptı?
Bizim eski bir partilimizi aldılar tutukladılar. Kardeşim
bunu kim yaptıysa gidip bulmuyorsun dedim. Bu kesinlikle provokasyon. Bizim
İzmir Gençlik Kollarımız gitti duvarları bakımsız olan bir camiyi boyadılar.
Bir akıl tutulması var. Gideceğini görüyor beyefendi. ‘CHP’yi nasıl
geriletirim’ diyor.
‘Parlamento AKP, MHP ve Erdoğan’ın vesayeti altında’
Seçime gidip gitmeyeceğimize iki kişi karar verir. Birincisi
Erdoğan’dır ikincisi Bahçeli’dir. Parlamento AKP, MHP ve Erdoğan’ın vesayeti
altındadır. Erken seçime Erdoğan karar verir. Sayın Bahçeli de ‘Ben bunlardan
bıktım, ekonominin hali ortada’ der erken seçim ister. Seçim bildirgemiz dahil
olmak üzere seçime hazırız. Biz alanlardayız zaten. Her şeyimiz hazır. Karar
alırlar, almazlar onların bileceği iş. Biz gerçek anlamda bu ülkeye demokrasiyi
getireceğiz.
‘Biz bu kumpası bozarız’
Her şeyimiz hazır, erken seçim konusunda hiçbir tereddütümüz
yok. Ama hedefimiz bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi, huzuru getirmek.
Düşünüyorlar, seçim kanunundaki değişikliği de onun için getirmeye
çalışıyorlar. İYİ Parti için demokrasiye kumpas kurdular. Ekrem İmamoğlu’na da
kumpas kuruldu. Biz ikisini de bozduk. Şimdi Davutoğlu ve Babacan’a da kumpas
kurmak istiyorlar. Biz bu kumpası da bozarız.
Eğer darbeci değilsen neden yüzde 10 seçim barajını
kaldırmıyorsun? Eğer darbe yasalarını değiştirmiyorsanız, yeni kurulan
partilerin Meclis’e gelmesini engelliyorsanız demokrasiye karşısınız. Darbeye
karşı olan darbe hukukuna da karşı olur.
