Batısındaki El Ambar eyaletinde bulunan Aynel Esed üssü füze ile hedef alındı.
Bu füzeli saldırıda bir Amerikan subayı ve 2 de Amerikan askeri öldürüldü.
Amerika hükümeti ise bu saldırıya kesin karşılık vermek için acele
etmeyeceklerini belitti.
Aslında daha önce de
Irak’taki Amerikan üsleri hedef alınmıştır.
Özellikle de son yılda Amerika büyükelçiliği ve diğer askeri merkezleri
Irak genelinde peyderpey saldırılara uğramıştır. Bu saldırılar hususunda birçok nedene işaret
etmek mümkün. Ancak en önemli faktörleri dört başlık altında ele almak mümkün.
İlk faktör, Amerika’nın
Irak’ta sergilediği davranış modelidir.
Amerikan askerleri defalarca Irak egemenliğini ihlal etmiş, kimi Irak
askeriyesine bağlı kişileri ve direniş komutanlarını bile şehit düşürmüştür.
Bunun doruk noktası ise 3 Ocak 2020 tarihinde yaşanmıştı. Bu bağlamda Amerika
eski başkanı Donald Trump’ın talimatı ile İran İslam Cumhuriyeti Devrim
Muhafızları Ordusu Kudüs Kuvvetleri komutanı General Kasım Süleymani ve Irak
gönüllü güçleri Haşdi Şabi başkan vekili Ebu Mehdi Mühendis 3 Ocak 2020’de suikasta
uğrayarak şehit düşürüldü. Bu cinayetin ardından birçok analist ve hatta kimi
Amerikanlı resmi ve gayrı resmi şahsiyet, Irak’ın artık Amerikalı askerler için
güvenli olmadığını açıkça dile getirdi.
Buna ilaveten Amerikalılar Irak topraklarını direniş güçlerine veya
Suriye hükümet güçlerine saldırmak için de kullanıyor. Bu doğrultuda Amerikan savaş uçakları, geçen
Cuma sabahında Irak sınırında bulunan Suriye’nin Bukemal bölgesindeki direniş
güçlerine saldırıp bir direniş mücahidini şehit düşürdü ve dört kişiyi de
yaraladı.
İkinci faktör Irak’ta Mustafa El Kazımi hükümetinin davranış
modelidir. Bu hususta El Kazımi hükümetine
yönelik iki konuda eleştiriler söz konusudur.
İlk eleştiri, 5 Ocak günü onaylanan Irak parlamentosunun Amerikan
askerlerinin ülkeden çıkarılması doğrultusundaki kararının El Kazımi hükümeti
tarafından ciddi bir şekilde takip edilmemesidir. El Kazımi Çarşamba günü
yaptığı açıklamada Aynel Esed üssüne yönelik saldırıyı eleştirdi ve şöyle bir
açıklamada bulundu: ” Amerikan güçleri Irak hükümetinin talebi üzerine
buraya gelmişler. Biz de Amerika ile
stratejik diyaloglara giriştik. Bunun sonucu koalisyon güçlerinin yüzde 60’ının
ülkeden çekilmesi oldu. Bunu dille yaptık silahla değil. “
Aslında buradaki asıl
husus El Kazımi açıklamalarının Amerika’nın Irak’taki askeri varlığını
istemeyen gruplar için inanılır olmamasıdır. Bir başka eleştiri noktası da El Kazımi
hükümetinin şimdiye dek Amerika büyükelçiliği ve askeri merkezlerine saldıran
grupları bulamamasıdır. El Kazımi bu saldırılara güvenlik veya hukuki açısından
ziyade siyasi olarak bakıyor ve sırf kimi direniş gruplarını suçlayıp bu tutumunu
tekrarlayarak Irak’ın yabancı aktörlerin çatışma sahasına dönüşmesine müsaade
etmeyeceğini iddia ediyor. El Kazımi
Çarşamba günkü konuşmasında şöyle dedi: ” Halka karşı milli ve ahlaki
sorumluluğumuz silah mantığının hükümet mantığına üstünlük kurmasına müsaade
etmememizi gerektiriyor. “
Üçüncü faktör ise Irak’ta birçok silahlı grubun
olmasıdır. Son yirmi yılda gerçekte
Amerika’nın 2003 Irak saldırısının ardından Iraklıların çoğu
silahlandılar. Şimdi de silahlı olan
nüfusun çoğu bu silahları kullanmıyorlar. Ancak bir bölüm de farklı silahlı
yapılanmalar çerçevesinde gruplara dahil olmuşlardır. Bu yüzden hükümetin, Haşdi Şabi Örgütü ve
kimliğe sahip Iraklı grupların kontrolü dışında gruplar oluşmuştur. Ancak bu
grupların hepsi Amerika’ya karşıdırlar ve büyük ihtimalle de Amerika
büyükelçiliği ve askeri üslerini hedef almışlardır.
Dördüncü faktör, kimi Iraklı silahlı grupların Amerikan
askerlerinin ülkeden çıkışına kayıtsız kalmasıdır. Bu gruplar aslında kimi
başka gruplara ve dış aktörlere bağlıdırlar. Bunlar Irak direniş gruplarını ve
İran İslam Cumhuriyetini Irak güvenliği için tehdit olarak göstermeye
çalışıyorlar. Bu gruplar ve ülkeler
açısından bu amaca ulaşmak için en iyi yöntem Amerikan askeri merkezlerine ve
büyükelçiliğine saldırmaktır. Çünkü böylece İran ve Amerika ve Irak direniş
güçleri ile Amerika arasındaki husumetten yararlanabilirler. Böylece bu
saldırıları İran ve Haşdi Şabi’ye havale etmek istiyorlar.
Son nokta ise bu saldırıların kimler tarafından saldırıldığı
bir kenara bırakılsa bile bu saldırıların temel sonucunun Irak’ta hükümetin
konumunun zayıflamasıdır. Öyle bir hükümet ki zaten mevcutta da kırılgan bir
durum yaşamaktadır.
