yazarı Mehmet Ocaktan, “Sipariş anketler Erdoğan’ı mutlu eder mi?” başlıklı
köşe yazısında Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi’nin köşesinde yayınladığı
ankete değindi. Ocaktan, şunları yazdı:
Bu anket sonuçlarına göre memleketimiz o kadar harika
yönetiliyormuş ki, bütün insanlar mutlu, kimsenin hiçbir sıkıntısı yok,
işsizlik sorunu yaşanmıyormuş. Böylesine mutlulukların yaşandığı Türkiye’yi
Almanlar kısmansın da ne yapsın ki…
Mesela bu ankete göre, memleketimizin büyük sorunları
olmadığı için yaşanan küçük sorunları(!) ancak AK Parti iktidarı çözebilirmiş…
CHP, İYİ Parti ve diğer partilerin hiç şansı yokmuş. Ve tartışmasız en sevilen
ve beğenilen lider Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’mış…
Evet özet olarak anketin sonuçları böyle. Ancak araştırmanın
geneline baktığınızda, bu anketin bir amaca matuf olduğunu görüyorsunuz. Sık
sık Ekrem İmamoğlu’nun düşüşte olduğunun altı çizilen ankette katılımcıların
ancak yüzde 8.9’u memleketin sorunlarını İmamoğlu çözer diyor.
Öyle anlaşılıyor ki AK Parti İmamoğlu’ndan çekiniyor.
Anlıyoruz ki türbede ellerini arkadan bağladığı için açılan soruşturma da bu
endişenin bir sonucuymuş… Yeni AK Parti kendisini siyaseten zayıf hissediyor
olmalı ki, neredeyse her hafta İmamoğlu’na yönelik muhtemel bir sempatinin
önünü kesmeye yönelik garip gündemler oluşturuluyor. Oysa biliyoruz ki eski AK
Parti hiçbir zaman böylesine küçük hesaplar içine girmemiştir. İcraatını yapar,
başı dik bir şekilde seçimlere girer ve zaferle çıkardı. Bizzat AK Parti de
biliyor ki, bu parti artık o değişimci ve reformist parti değil.
Hemen belirtelim, bu tür sipariş anketler bir siyaset
duayeni olan Tayyip Erdoğan’ı asla mutlu etmeyecektir. Çünkü o Türkiye’de
siyasetin nasıl bir evrilme içinde olduğunu herkesten daha iyi anlayacak siyasi
tecrübeye sahiptir.
“Ama öyle anlaşılıyor ki Optimar, mutlu insanlar ülkesini
keşfetmiş ve Erdoğan’a da bu mutlu ülkeyi pazarlamaya çalışıyor” diyen Ocaktan,
şunları söyledi:
Bu müthiş keşfe göre mutlu insanlar ülkesinde işsizlik yok,
insanlar evine ekmek götürme derdi yaşamıyor, çiftçiler satamadıkları
ürünlerini dökmek zorunda kalmıyorlar, tam kapanma günlerinde bile esnaf
kirasını tıkır tıkır ödüyor. Bu mutluluklar ülkesinde insanları öldüren salgın
günlerinde lebalep kongreler düzenlenmiyor.
Her şeyin hukuk devleti çerçevesinde yürütüldüğü bu mutlu
insanlar ülkesinde bakanlar, kendi şirketinden bakanlığına dezenfektan almıyor.
Her şeyin güllük gülistanlık olduğu bu ülkede, 1990’lı yılların çete-mafya
artıkları da ortalarda cirit atmıyor…
Bu mutlu insanlar ülkesinde ekonomi uçuşta olduğu için kimse
Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarını arka kapıdan satma ihtiyacı hissetmiyor.
Bu mutlu insanlar ülkesinde devlet ve siyasetçilerin elleri öylesine temiz ki,
yönetme sorumluluğunda olan hiçbir yetkili ülkeye giren milyarlarca dolarlık 5
ton kokainin kime geldiğini sorma gereği bile duymuyor.
Bu mutlu insanlar ülkesinde öylesine bir özgürlük ortamı var
ki gazeteciler, yazarlar, sivil toplum insanları düşüncelerinden dolayı hapse
atılmıyor, hukuk tıkır tıkır işliyor ve bütün dünya bu ülkeyi gıpta ile
izliyor… Ne diyelim, madem araştırma şirketine göre mutlu insanlar ülkesinde
yaşıyoruz, bize de nankörlük değil mutlu olmak düşüyor!
