İran’a karşı uyguladığı azami baskısı politikasının feci şekilde hezimete
uğradığını itiraf etti.
Amerikan medyasına göre Malley, Trump’ın azami baskı
politikasının ardından İran’ın nükleer programının hızlandığını ve bölgeyi
istikrarsızlaştırma faaliyetlerinin yoğunlaştığını ileri sürdü.
Viyana nükleer anlaşma müzakerlerine ilişkin Malley,
“ABD, nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerinin başlangıcından bu
yana, İran taahhütlerine geri dönerse nükleer anlaşmaya geri döneceğini ve
Trump dönemi yaptırımlarını kaldıracağını açıkça dile getirmiştir.”
iddiasında bulundu.
Önceki ABD Bakanı Trump, BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi
üyesi ve Almanya ile İran arasında 2015’te imzalanan nükleer anlaşmadan Mayıs
2018’de tek taraflı çekildikten sonra Tahran’a yönelik yaptırımları geri
getirerek “azami baskı” politikasına başvurmuştu.
20 Ocak’ta görevi devralan Joe Biden yönetimi ise İran
nükleer anlaşmasına geri döneceklerini ileri sürmüştü.
Bilindiği gibi İran’da yeni hükümet kuruluncaya kadar tüm
müzakereler askıya alındı.
Öte yandan İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei de
müzakerelere ilişkin “Bu, İran’ın kesin politikasıdır ve ülke yetkilileri
de bunun üzerinde görüş birliğine sahiptir” diyerek şu beyanda bulundu:
“İran’ın nükleer anlaşma kapsamındaki taahhütlerine
dönmesini istiyorlarsa, ABD, yaptırımları pratikte tamamen kaldırmalı ve biz de
bunu teyit etmeliyiz. Eğer yaptırımların düzgün şekilde kaldırıldığını
görürsek, o zaman nükleer anlaşma çerçevesindeki taahhütlerimizi uygulamaya
döneceğiz.
ABD ve nükleer anlaşmadaki tüm yükümlülüklerini ihlal eden
üç Avrupa ülkesinin şart koyma hakkı yoktur. Onlar bu anlaşma kapsamındaki
hiçbir yükümlülüklerini yerine getirmemişlerdir” diyerek şöyle devam etti:
“Koşul koyma hakkına sahip olan taraf, İran’dır. Çünkü
tüm yükümlülüklerimizi yerine getirdik. Nükleer anlaşmanın devamı için şart
koşma hakkımız var ve biz de bunu yaptık. Kimse bunu saptırmasın. Artık sadece
icraata bakacağız”
