ABD Büyükelçisi’nden Hizbullah İtirafı: Onları Öldürerek Bitiremezsiniz

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen panelde konuştu.

Washington yönetiminin Suriye politikası kapsamında bölgedeki askeri varlığını azaltarak farklı bir yaklaşım benimsediğine dikkati çeken Barrack, “Biz, asker göndermedik, askerlerimizi çektik. Yüz yıldır yapılanların tam tersini yaptık. Dün, ondan önceki gün, son üssümüzdeki son askerlerimizi çektik. Bu, olağanüstü. ABD’nin uzun yıllar DEAŞ ile mücadele yürüttüğü önemli ülkelerden birindeki son üssümüzden son birliklerimizi de çektik.” ifadelerini kullandı.

Düşmanı askeri yöntemlerle ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşımın kalıcı çözüm üretmediğini belirten Barrack, bu yöntemin, nesiller boyu süren nefret döngüsünü beslediğini söyledi.

Barrack, İsrail’in 1948’den bu yana benimsediği yaklaşımın bölgedeki genel eğilimle örtüşmediğini, savaşların çözüm üretmediğini vurguladı.

Lübnan örneğine işaret eden Barrack, 1949’daki ateşkes anlaşması, 15 yıllık iç savaş ve Taif Anlaşması’nın kalıcı istikrar sağlamadığını dile getirdi. Taif Anlaşması’nın bugünkü ateşkes ve barış arayışlarına benzer şekilde mezhepsel dengelerin yeniden düzenlenmesini hedeflediğini belirten Barrack, Hizbullah’ı kapsam dışında bıraktığını ifade etti.

Barrack, İsrail’in saldırılarının Hizbullah’ın varlık gerekçesini güçlendirdiğini belirterek, “İran gibi, bir milis gücü destekleyen egemen bir devlet varsa, o milis gücünü öldürerek ortadan kaldıramazsınız. Bu, her ülke için geçerli olan aynı felsefedir.” dedi.

Hizbullah’ın aynı zamanda siyasi bir örgüt olduğunu vurgulayan Barrack, Şiilerin parlamentoda 27 sandalyeye sahip olduğunu hatırlattı ve askeri yöntemlerle Hizbullah’ı bitirmenin mümkün olmadığını tekrarladı.

Lübnan’ın da yeniden 15 yıllık bir iç savaş istemeyeceğini belirten Barrack, Lübnan Ordusu’nun Hizbullah’ı fiziksel olarak ortadan kaldırmasının söz konusu olamayacağına işaret etti. Barrack şöyle konuştu:

“Şiileri, Filistinli mültecileri ve Suriyeli mültecileri hesaba katarsanız, bunlar muhtemelen Lübnan nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyor. Lübnan Silahlı Kuvvetlerinin çoğunluğunu oluşturan Lübnanlı Sünniler ise, özellikle de İsrail’in kendilerini bombaladığı bir dönemde, kuzenlerini vurmaya gitmeyeceklerdir. Bu durum, Hizbullah’ın kendisini İsrail’den korumak için var olması gerektiği argümanını sadece daha da geçerli kılıyor.”

Kalıcı çözümün ise refahın sağlanmasından geçtiğini vurgulayan Barrack, bireyden aileye, topluluktan devlete uzanan bir kalkınma yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini dile getirdi.

İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkesin en önemli yönünün “anlamsız öldürmeleri durdurmuş olması” görüşünü dile getiren Barrack, ateşkesin tüm detaylarının net şekilde tanımlanmasından ziyade sahada eksik aktörlere dikkati çekerek, “O masada eksik olan iki taraf var: Hizbullah ve İran.” ifadelerini kullandı.

Hizbullah ile bir çözüm bulunması gerektiğini vurgulayan Barrack, bu sürecin “Hizbullah’ı yok etmek üzerine kurulu olmaması gerektiğini” söyledi. Barrack şöyle devam etti:

“2024 anlaşmasında, beş taraflı bir mekanizma ile bir anlaşma imzaladılar. UNIFIL 40 yıldır Lübnan’da. 10 milyar dolar harcadık. UNIFIL, tek bir kurşun bile sıkmadı. Savaş, anlaşmanın imzalanmasından beş gün sonra başladı çünkü İsrail’in Biden yönetiminden aldığı bir yan anlaşma vardı. Bu anlaşmada, kendi kararınızla, egemenliğinizin etkilendiğini düşünürseniz, bu anlaşmadan muaf olarak istediğinizi yapabileceğiniz belirtiliyordu.”

Tom Barrack, “Artık çok taraflı örgütleri unutun. Her bölgenin kendi başının çaresine bakacağı, ikili pazarlıkların ön planda olduğu yeni bir döneme girdik.” dedi. Bu yeni dönemde diplomasinin ‘parayı veren düdüğü çalar’ ve ‘denklik ilkesi’ üzerine kurulu olduğunu belirten Barrack, “Donroe Doktrini ile odağımızı Batı Yarımküre’ye çeviriyoruz. Ortadoğu’ya ‘sizinleyiz ama artık kendi enerjimiz bize yetiyor’ mesajı veriyoruz.” diye konuştu.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın