ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Sabah gazetesinden Okan Müderrisoğlu‘nun
aktardığına göre, burada Türkiye – Fransa ilişkilerinde
yaşanan yeni gelişmeleri aktaran Çavuşoğlu, ilk olarak “Fransa ile
ilişkilerimiz, Peygamber efendimize ve Kur’an-ı Kerim’e yönelik saldırılar,
devlet binalarında afişlerin asılması ve bunların, ifade özgürlüğü gibi
nitelendirmesinden sonra gerildi. Biz de cevaplarımızı verdik. Kendi
milli eğitim bakanlarıyla ilgili bir iki karikatür olunca onları hemen
yasakladılar. Ama bizim kutsalımıza gelince ‘ifade özgürlüğü’
diyorlar” ifadesini kullandı. Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
- “En
son Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian ile yaptığımız
görüşmede ‘Bir yol haritası üzerinde çalışalım’ diye mutabık kaldık. Sonra
Cumhurbaşkanımız, Sn. Macron’a bir ‘geçmiş olsun‘ mektubu gönderdi
ve yeni yılını tebrik etti. Ve arkasından Fransızlar ‘4 alanda
istişarelere başlayalım’ diye bize geri döndüler, biz de ‘Tamam‘
dedik. - İki
gün önce de Macron’un mektubunu aldık, gayet olumlu. İlişkileri geliştirme
isteği, Türkiye’ye atfettikleri önemin yanı sıra Avrupa için
Cumhurbaşkanımızla görüşmeyi de arzu ettiğini vurgulayan, güzel, pozitif, hatta
hitabı Türkçe bir mektup aldık. Cumhurbaşkanımız da ‘Memnuniyetle
görüşürüz‘ dedi. Önce video konferans ve telefon görüşmesinden
bahsediliyor.”
Yol haritasının kapsamını dört madde halinde anlatan
Çavuşoğlu, bunları ‘ikili düzeyde istişareler‘, ‘terörle mücadele‘,
‘Suriye ve Libya dahil bölgesel konular‘ ve ‘eğitim iş birliği‘
olarak sıraladı.
Çavuşoğlu, gazetecilerin “Türkiye’den imam
gönderilmesini kısıtlayacak yasa hazırladılar” şeklindeki
hatırlatması üzerine de şunları kaydetti:
- “İmam
eğitme konusunda onlara teklifimiz vardı. Strazburg‘da bir
ilahiyat fakültesinin açılması, Fransa‘da ve bazı Avrupa
ülkelerinde görev yapacak imamların burada yetiştirilmesi
yönünde. Biz gerçek İslam’ı öğretiyoruz. Bizimle işbirliği yapmak herkesin
faydasınadır.”
‘ABD’nin yeni yönetiminde tanıdığımız, daha önce
çalıştığımız insanlar var’
ABD‘de Joe Biden döneminin
başlayacağını hatırlatan Çavuşoğlu, kendilerinin hazır olduklarını söyledi. “Önyargılı
da değiliz. Ama aynı zamanda gerçekleri de biliyoruz. İlişkilerimizde
yaşadığımız sorunlar da var fırsatlar da. Yeni yönetimdekiler tanıdığımız, daha
önce çalıştığımız insanlar” ifadesini kullanan Çavuşoğlu, şöyle
devam etti:
- “Bildiğimiz
insanlar diye ‘ilişkiler birden düzelecek’ dersek gerçekçi olmayız.
İlişkileri hangi alanda nasıl geliştiririz, kendi aramızda yol haritası
hazırlıyoruz. İlişkilerimizi etkileyen en önemli konu terör örgütü
PKK/YPG’ye verilen destek. Onların da S-400 sorunu var. - Başkan
Trump gitmeden önce yaptırım kararı aldı. Bakalım onlarla bu süreci nasıl
yürüteceğiz? ‘Bir çalışma grubu oluşturalım, NATO ile de çalışılsın‘
teklifimizi yenileyeceğiz. Problemler de belli, atabileceğimiz
olumlu adımlar da. İlişkilerimiz açısından daha öngörülebilir bir
süreç olacağını düşünüyorum.”
Devamında gazetecilerin yönelttiği sorular ve Çavuşoğlu’nun
bunlara verdiği yanıtlar şöyle:
– Biden yönetimi ile temas kuruldu mu?
Hayır. Onlar herkese, ‘Biden’ın talimatı var, görevi
devralmadan kimseyle görüşmüyoruz’ dediler. Büyükelçiliğimizle temaslar oldu ve
Büyükelçimizle sohbet ederken, ‘Görevi devraldıktan sonra Türkiye’yle de temasa
geçeceğiz” demişler.
-Biden’ın ilk görüşeceği liderler arasında Sn
Cumhurbaşkanımızın olması yönünde bir girişimde bulunuldu mu?
Göreve başladıktan sonra Sn. Cumhurbaşkanımız da arar,
tebrik eder, görüşelim der, davet eder. Ama nerede olacağını şu an bilemem.
– Yunanistan’la istikşafi görüşmeler başlayacak.
Miçotakis, ‘Sadece deniz yetki alanları konuşulacak’ diyor. Ankara’nın masaya
bütün sorunları getirme talebi var…
İstikşafi görüşmelerin 61.’sini yapacağız. 60 görüşmede ne
görüşüldüyse, 61.’sinde bunlar görüşülecek. Onlar, ‘Bunları konuşmak
istemiyoruz’ derse, istikşafi görüşmenin bir anlamı yok. Kapsamda sadece
deniz yetki alanları yok. ‘Deniz yetki alanları için ayrı bir görüşme’
önerseler, o zaman ‘evet ya da hayır’ deriz. O ayrı bir şey.
Ama kendileri başından beri istikşafi görüşmeye
yanaşmadılar. Son zamanlarda sanki onlar istiyormuş gibi bir hava estirdiler.
Bu da doğru değil. Biz başından beri ‘ön şartsız görüşmelere hazırız, tüm
meseleleri konuşacağız’ dedik. İstikşafi görüşmelerin içinde itilaflı tüm
konular var.
– Cumhurbaşkanımızın Doğu Akdeniz Konferansı
önerisi oldu… AB tarafında bir yumuşama mı var?
Konferans ile ‘hakça paylaşım’ diyoruz. Biz, herkesin katılımını
istedik. Orada şirketi olan ülkeleri de dahil ettik buna. Teklifimize henüz
AB’den cevap gelmedi. Onlar için tereddüt sebebi KKTC’nin katılması olabilir.
Biz de Kıbrıs’la hakça paylaşım olacağı için ‘iki lider de katılır, siz KKTC’yi
kabul etmiyorsanız biz de Rum tarafının katılmasına izin vermeyiz’ dedik. 21
Ocak’ta Brüksel’de bunu ele alacağız. Konferansta, iki taraf gelir paylaşımını
görüşecek. KKTC için gözlemci konumu kabul etmemiz mümkün değil.
– Yunanistan tarafında, Ayasofya konusundaki hazımsızlığını
masaya getirme eğilimi var mı?
İlk başta AB toplantılarında çok gündeme getiriyorlardı.
Şimdi bu gündemden düştü. Ruslar arada soruyor. Ruslar zaten dedi ki
“Sizin kendi tercihiniz. Biz, ikonalar dahil oranın korunmasını ve
ziyarete açık olmasını tercih ederiz.’ UNESCO’nun uzman heyeti geldi. Bir
daha geleceklermiş, sıkıntı yok zaten onu da biliyorlar.
– Türk askeri Karabağ’da nerede konuşlanacak?
Ortak Gözlem Merkezi için yer belirlendi, konteynırlar
geldi, inşaat başladı. İlk etapta 60 Türk, 60 Rus askerinin eşit sayıda olacağı
bir merkez yapılıyor. Bu merkez Ağdam’da. Temas hattına yaklaşık 8 km uzakta.
Azerbaycanlılar da memnun. Askerlerimiz de gitmeye başladı. Orası büyük bir
karargah gibi olmayacak gözlem merkezi olacak. İleride ihtiyaç olursa
Azerbaycan’la ikili anlaşma yaparak, gerekli desteği her zaman verebiliriz. Biz
ayrıca Karabağ’daki Rus barış gücünün statüsüne ilişkin anlaşma imzalanması
için Rusya’yı da teşvik ediyoruz.
– Rus askeri sayısının mutabakattan daha fazla olduğu
iddiaları var…
Bu konuda Azerbaycan’dan bir şikayet gelmedi. Esas mesele
Rusların, Laçin koridorundan geçişlere izin verme rolü. Oysa bunun için
Azerbaycan’dan izin alınmalı. Karabağ, Azerbaycan toprağıdır. Yarın herhangi
bir statüko tanımlansa da yine Azerbaycan sınırları içinde olacaktır. O yüzden
Azerbaycan’dan izinsiz bunları yapmaması gerekiyor. ‘Siz, barış gücü
olarak varsınız kimlerin gidip geleceği konusunda karar vermenin sorumluluğu
sizde değil’ dedik.
– Nahçıvan’dan açılacak koridorla ilgili bir problem söz
konusu mu?
Bir problem yok. Moskova’daki Rusya-Azerbaycan-Ermenistan zirvesinde
de bu teyit edilmiş.
– ‘Türkiye, Akile Salih ile görüşmek üzere Tobruk’a bir
heyet gönderecek’ iddiası çıktı…
Tobruk’a bir heyet gönderme girişimi yok. Ancak Akile Salih
özel temsilcisini gönderdi ve ‘Kendisi başkan olursa ilk ziyareti Türkiye’ye
gerçekleştirecek’ mesajı geldi.
– 21 Ocak’taki Brüksel ziyaretinizde hangi somut hangi
adımlar atılabilir?
1- Borell ile yapacağımız görüşme, Ursula von der Leyen ile
Charles Michel’in Türkiye ziyaretinin hazırlığı niteliğinde olacak. 2- Doğu
Akdeniz Konferansı’nın hazırlığı, 3- Göç mutabakatının yenilenmesi. 4- Vize
serbestisi. 5- Gümrük Birliği’nin güncellenmesi. Vize serbestisi, Merkel’in
söylediği gibi zor bir konu ama AB’nin sözünü yerine getirmesi lazım. Gümrük
Birliği’nin güncellenmesi iki tarafın da yararına.
– Yeni fasıl açma konusu gündeme gelmeyecek mi?
Yeni fasılların açılması göç mutabakatının içinde var. Ama
açılıp açılmayacağı bizden kaynaklanmıyor. Açılış kriterlerini resmen
bildirseler, ‘Türkiye bunu yerine getirmek için reform yapacak’ deseler olay
doğal seyrinde gitmiş olacak. Türkiye, kapanış kriterlerini yerine getirmezse
de kapatma kardeşim. Şu andaki tıkanma siyasi saiklerle çıkarılan engeller.
– Çin aşısıyla ilgili bir sıkıntı var mı?
İkinci aşamanın da siparişi verildi. Biz de bunun ihracat
izninin alınması konusunda temaslarımızı başlattık. Firma üretimi
tamamlayıncaya kadar o formaliteler de tamamlanmış olacak. Planlandığı gibi
gidiyor.
– Körfez’in, Katar’la ilişkileri yumuşadı, Türkiye’ye
sıcak mesajlar da oldu. Ne öngörüyorsunuz?
Körfezdeki normalleşmeden memnunuz. Özellikle Kuveyt’i
çabalarından dolayı tebrik ediyoruz. Bu sürecin bölgeye olumlu etkisi
olacaktır. Suudi Arabistan ile daha pozitif bir atmosfer yaratılmasına katkısı
sağlayacaktır. BAE’den de pozitif mesajlar geliyor. Ama biz somut şeyler de
görmek istiyoruz. Aynı şekilde Mısır ile de ilişkilerimizi yoluna koyma
noktasında olumlu adıma, olumlu cevap veririz.
