ABD ve Çin’in Orta Asya’daki Stratejik Madenler Savaşı

ABD, Orta Asya’nın kritik maden sektörüne girerek Çin’e olan bağımlılığını azaltmayı ve Pekin’in Avrasya’daki nüfuzunu dizginlemeyi hedefliyor.

ABD; Orta Asya ülkeleriyle yürüttüğü diplomatik görüşmeleri ve siyasi temasları, kritik madenler ile stratejik unsurların çıkarılması ve işlenmesi alanında somut ve gözle görülür projelere dönüştürmeye çalışıyor.

Bu çerçevede Amerikalı yatırımcılar Kazakistan’ın tungsten sektörüne girmiş durumda; Tacikistan’ın antimon sanayisinde ise köklü ve kesintisiz bir varlık gösteriyorlar. Aynı zamanda Beyaz Saray, Özbekistan ve Kırgızistan’ın el değmemiş maden potansiyeline her zamankinden daha fazla odaklanmış bulunuyor.

Ancak bu rezervlere sadece erişim sağlamak, bu karmaşık jeoekonomik meydan okumanın yalnızca bir boyutunu oluşturuyor. Nitekim Pekin; bölgedeki çıkarma yapıları, işleme tesisleri ve transit hatlarında yıllardır derin bir nüfusa sahip olup üstünlüğünü korumaktadır.

ABD’nin Orta Asya’daki Maden Diplomasisi ve Jackson-Vanik Engeli

Washington’ın yeni tur istişareleri; ABD’nin Güney ve Orta Asya Özel Temsilcisi Sergio Gor ile Senatör Steve Daines’ten oluşan üst düzey bir heyetin bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gerçekleşti. Amerikalı heyet Bişkek’te bölge liderleriyle bir araya gelerek yatırım planları ve maden kaynaklarının işletilmesi konularını görüştü.

Montana Senatörü ve Senato Enerji ve Doğal Kaynaklar Komitesi Üyesi Steve Daines, “Jackson-Vanik Düzenlemesi”nin kaldırılmasının en ateşli savunucularından biridir. Soğuk Savaş döneminde, 1974 yılında kabul edilen bu yasa; Washington’ın Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan ile olan ticari ilişkilerini hâlen sınırlandırmakta ve bu ülkelere “Daimi Normal Ticari İlişkiler” statüsü verilmesini engellemektedir. Washington’da bu çağ dışı düzenlemenin kaldırılması, ticaretin geliştirilmesi ve ABD yatırımlarının bu bölgeye teşvik edilmesi için temel bir ön koşul olarak takip edilmektedir.

ABD’nin maden diplomasisi artık bölgesel bir format ve mekanizma kazanmıştır. Haziran ayında Kazakistan’ın başkenti Astana, beş Orta Asya ülkesinin temsilcilerinin katılımıyla “C5+1 Kritik Madenler Diyaloğu” toplantısına ev sahipliği yaptı. Bu toplantı; jeolojik aramalar, verilere erişim, işleme teknolojileri ve küresel pazarlara ihracat gibi geniş bir yelpazedeki konuları kapsadı.

ABD Ticaret Bakan Yardımcısı David Fogel, yatırım projelerinin uygulanmasının hızlandırılması gerektiğini vurgularken, etkinlikte 20’den fazla Amerikalı madencilik şirketi de hazır bulundu. Şimdi Beyaz Saray’ın önündeki temel meydan okuma; madenleri Çin’e bağımlı kalmadan bölgenin kendisinde işleyip Batı pazarlarına taşıyıp taşıyamayacağıdır.

Kazakistan: Washington’ın Stratejik Tungsten Rezervleri Üzerindeki Büyük Kumarı

ABD destekli projelerin en öne çıkanı Kazakistan’da şekillenmektedir. Amerikan “Cove Capital” şirketi, bölgesel kolu aracılığıyla ve devlet şirketi “Tau-Ken Samruk” iş birliğiyle, Karagandı eyaletindeki devasa “Kuzey Katpar” ve “Yukarı Kairakty” madenlerinin geliştirilmesini üstlendi.

Amerikan tarafı %70, Kazak ortak ise %30 hisseye sahip olup yatırım hacminin yaklaşık 1,1 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu projede tam işleme süreci de Kazakistan toprakları içinde gerçekleştirilecek ve 2030 yılından itibaren çıkarılması planlanan Kuzey Katpar’ın yıllık üretiminin yaklaşık 5 bin ton tungsten trioksit olacağı öngörülmektedir.

Tungsten; savunma sanayi, havacılık, gelişmiş makine üretimi ve elektronik parçalarda stratejik bir unsur olup küresel pazarı büyük ölçüde Çin’in arzına bağımlıdır.

Hanyang Üniversitesi’nden Profesör Yong-Yoo Kim’in 2026 yılı araştırmasına göre; eritme, rafine etme ve minerallerin ayrıştırılmasını içeren ara üretim aşamaları, coğrafi açıdan madencilik sektörünün kendisinden bile daha fazla merkezileşmiş durumdadır.

Kazakistan, yatırımcılar arasındaki rekabetten yararlanarak işleme sürecini ülke içinde tutmaya çalışmaktadır; zira ham madde ihracatı yabancı işleyicilerin yararına olurken, ülke içinde işleme katma değer yaratmakta, teknik bilgi transferi sağlamakta ve nitelikli sürdürülebilir istihdam oluşturmaktadır.

Tacikistan ve Washington’ın Antimon Sanayisindeki Köklü Nüfuzu

Tacikistan’da Amerikan sermayesinin antimon çıkarma sektöründeki varlığı son derece belirgindir. Antimon; batarya, elektronik kart, yanmayı geciktirici maddeler ve gelişmiş askeri teçhizat üretiminde yaygın olarak kullanılan bir metaldir. Tacikistan, 2025 yılında ürettiği yaklaşık 22 bin ton metal ile küresel antimon üretiminin yaklaşık %20’sini karşılamıştır.

Amerikan sermayesinin Tacikistan’a girişi yıllar öncesine dayanmaktadır. 2006 yılından bu yana Amerikan “Comsap Commodities” şirketi, zengin antimon-cıva yatağı “Jizhikrut”u geliştiren “Anzob” şirketinin mülkiyetinin tamamını elinde bulundurmaktadır.

ABD’nin çıkarma sektöründeki konumu sağlamlaşmış olsa da zayıf noktası işleme halkasında yatmaktadır; zira Çinli yatırımcılar ülkenin en büyük projelerinde son derece güçlü ve baskın bir konum elde etmeyi başarmışlardır.

Özbekistan: Ham Madde Satışından İşleme ve Katma Değer Zincirine Geçiş

Özbekistan Cumhuriyeti de Amerikan sermaye akışı için bir diğer stratejik hedeftir. 3 Eylül tarihinde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Taşkent’te Senatör Steve Daines ile bir araya geldi ve enerji, kritik mineraller, transit geçişlerin geliştirilmesi ve dijital teknolojileri iş birliğinin temel sütunları olarak sıraladı. Taraflar ayrıca C5+1 mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladılar.

Zengin altın, bakır, uranyum ve tungsten madenlerine sahip olan Özbekistan, geleneksel maden çıkarımının ötesine geçmeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede “Özbekistan Metal Teknolojileri Kompleksi”, 2026-2030 yılları için tungsten, molibden, lityum, grafit, nikel ve kobalt gibi unsurları kapsayan 4,2 milyar dolar değerindeki 120 büyük projeyi gündemine almıştır.

Taşkent’in nihai hedefi, 28 tür kritik madenin endüstriyel üretimine başlamaktır. Özbekistan madenlerini yatırıma açarak yatırımcılardan metal tozları, alaşımlar ve endüstriyel parçalar gibi yüksek katma değerli nihai ürünleri ülke içinde üretmelerini talep etmektedir.

Kırgızistan: Yatırım Bekleyen El Değmemiş Jeolojik Potansiyel

Washington’ın Kırgızistan ile temasları henüz başlangıç ve ön değerlendirme aşamasındadır. Sergio Gor ve Steve Daines’in Bişkek’teki temaslarında ticari fırsatlar, yatırım ve altyapı geliştirme konuları ele alındı. Kırgızistan hükümeti, 22 tür stratejik ham maddeyi dikkate alarak 2030 vizyonu doğrultusunda Kritik Madenler Ulusal Kapsamlı Gelişme Programı’nı onayladı.

Bişkek yetkilileri, çoğu tamamlayıcı jeolojik arama operasyonları gerektiren dört öncelikli proje, beş potansiyel yatak ve 16 inceleme alanı belirledi. Antimon, berilyum, nadir toprak elementleri, molibden ve bizmut gibi kaynaklar yatırımcılar için büyük cazip taşımaktadır; ancak Kırgızistan henüz Amerikalı taraflarla Kazakistan’daki tungsten projesi ölçeğinde büyük bir madencilik anlaşması imzalamış değildir.

İşleme Zincirinde Pekin’in Ağır Gölgesi ve Transit Koridorları Meydan Okuması

Beyaz Saray’ın bu pazara girme çabaları, Çin’in yıllardır bu coğrafyada üstünlüğü elinde tuttuğu bir dönemde gerçekleşmektedir. Çinli şirketler Orta Asya genelinde metallerin çıkarılması ve işlenmesi süreçlerine kök salmıştır ve Pekin, konsantreleri gelişmiş ürünlere dönüştürmek için devasa bir endüstriyel kapasiteye sahiptir. Ayrıca Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile olan uzun kara sınırları, Pekin’e ham maddeleri üçüncü ülkelere ihtiyaç duymadan doğrudan kendi fabrikalarına taşıma imkânı vermektedir.

Bu nedenle ABD’nin stratejisi, madenlere erişimi doğrudan ulaşım ağının geliştirilmesine bağlamaktadır. ABD ile Orta Asya ülkelerinin son ortak bildirisi; arama, çıkarma, yan sanayi ve “Hazar Ötesi Koridoru”nun (Orta Koridor) eş zamanlı olarak geliştirilmesini vurgulamaktadır.

Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’den geçen bu transit hat; Rusya ve Çin rotalarını baypas etmek için bir çözüm yoludur; ancak bunun hayata geçirilmesi demiryolu hatlarının geliştirilmesini, limanların güçlendirilmesini ve uzun vadeli anlaşmaları gerektirmektedir.

Kuzey Katpar projesi, Washington’ın yaklaşımının somut bir modelini sergilemektedir: Amerikan sermayesini Kazakistan rezervleriyle birleştirmek ve Çin’in tedarik zinciri tekelini kırmak amacıyla sanayi işlemesini bölge içinde gerçekleştirmek.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın