Halkın çoğunluğunun Amerika’nın gücüne dair algısı hâlâ uçak gemilerine ve hassas hava saldırılarına dayanmaktadır; ancak küresel dengelerin değişmesiyle birlikte doğrudan bir savaşın maliyeti ve riski de artmıştır. Küresel gücünü korumak ve bölgesel rakiplerini dizginlemek amacıyla Amerika, araçlarını uzun süredir değiştirmektedir. Bazen en etkili darbe savaş meydanında değil, perde arkasında istihbarat sızdırma ve kamuoyu yönlendirme yoluyla vurulur.
Fudan Üniversitesi Modern Çin Tarihi Profesörü ve önde gelen uluslararası ilişkiler uzmanı Xue Xiaorong, Amerika ve İsrail’in İran’daki istihbarat nüfuzunun genişlemesi konusunda uyarıda bulunuyor.
İran’da yakın zamanda ortaya çıkarılan dosya görünüşte iç mesele gibi duruyor; ancak detayları, Amerika ve İsrail’in Orta Doğu’da yıllardır yürüttüğü gizli savaşı gözler önüne seriyor. Bu dosya aynı zamanda büyük güçler arasındaki yeni rekabet biçimlerinin net bir resmini sergiliyor.
Phoenix TV kanalının haberine göre, İranlı yetkililer 1 Kasım’da askeri bilgilerin sızdırılmasıyla ilgili önemli bir dosyayı incelemeye başladı ve detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Dikkat çekici husus ise şudur: Sanık ne üst düzey bir askeri veya devlet yetkilisi ne de tanınmış bir uzantı/uzmandı; o, bölgedeki füze ve insansız hava aracı fabrikalarından birinde çalışan sade bir teknik işçiydi.
Bölgesel gerilimlerin zirvede olduğu günlerde, yabancı bir sosyal ağ üzerinden yabancı biri ona mesaj attı. İletişimleri güven kazanılana kadar bir süre sıradan sohbetlerle devam etti; ardından onu şifreli ve özel bir mesajlaşma uygulamasına çektiler.
Uzun süredir tek taraflı anlatımlara maruz kalan bu işçi, ülkedeki durum hakkında yanlış bir algıya kapıldı ve gelecekteki olası değişikliklerden faydalanmayı düşündü. Bu yüzden kendiliğinden karşı tarafa bazı bilgiler verdi: Üretim hattının durumundan önemli ekipmanların konuşlandığı yerlere, fabrika parça imalat süreçlerine kadar her şeyi aktardı.
Bu bilgilerin her biri tek başına önemsiz görünebilir; ancak bir araya geldiklerinde fabrikanın faaliyetlerinin net bir resmini çizdiler. İran medyasının haberine göre bu veriler, hedefli bir hava saldırısına kılavuzluk edilmesine yardımcı oldu ve İran’ın önemli askeri tesislerine ağır hasar verdi.
Sanık tutuklandı ve dosyası hâlâ yargı aşamasında. İran yasalarına göre casusluğun cezası idam cezasına kadar varabilmektedir.
📌 Geleneksel “Kilit İsim Kazanma” Yönteminin Terk Edilmesi; Nüfuz Ağının Toplumun Alt Katmanlarına Genişletilmesi
Bu dosya bireysel ve tesadüfi bir ihanet değildir; yalnızca Amerika ve İsrail’in İran’daki örgütlü ve uzun vadeli nüfuzunun bir parçasını göstermektedir.
İranlı yetkililer bu yılın mayıs ayında, bölgesel çatışmaların başlangıcından bu yana 6.500’den fazla casus ve düşman işbirlikçisinin tutuklandığını açıkladı. İran’ın casusları ve işbirlikçi unsurları tespit edip bunlarla mücadele etmek için yürüttüğü ülke çapındaki kampanyanın kesintisiz sürmesi, Amerika ve İsrail güdümlü dış nüfuzun artık daimi ve münferit bir operasyon olmadığını, sürekli ve organize bir ağa dönüştüğünü göstermektedir.
Amerika’nın çelişkisi ve ikiyüzlülüğü tam burada ortaya çıkmaktadır: Bu dosya gün yüzüne çıkarken, bir yandan Katar arabuluculuğunda İran ile Amerika arasında dolaylı müzakereler yürütülüyor, Washington kameralar önünde gerilimin azaltılmasından ve barıştan bahsediyor, sorumlu ve istikrar yanlısı bir güç imajı çizmeye çalışıyordu; ancak perde arkasında Orta Doğu’da onlarca yıldır örülen istihbarat ağları toplum içinde insan kazanmaya ve nüfuz etmeye devam ediyor.
Halkın birçoğu bu tür dosyalarla karşılaştığında her şeyi bireysel irade zayıflığına veya iç kurumların ihmalkârlığına bağlar.
Ancak uluslararası rekabetlerde olay bu kadar basit değildir. Bireysel bir hata sadece kıvılcım olabilir, ancak asıl mesele o hataya zemin hazırlayan, bundan istifade eden ve sonuçlarını kendi lehine kullanan ağdır.
↩ İnsan Kazanmak ve İstihbarat Sızdırmak İçin İnternet Reklamcılığının Kullanılması
📌 Bu Dosya, Amerika’nın Sınanmış İstihbarat Taktiklerinin Kullanılmasıyla Şaşırtıcı Olmayan Bir Sonuçtur
Stratejik rakiplerini en az maliyetle yıpratmak için Amerika, uzun süredir geleneksel casusluk modelinden uzaklaşmış ve halk arasında geniş, merkeziyetsiz bir istihbarat kaynağı ağı kurmaya yönelmiştir.
Casusluk geçmişte daha doğrudan bir biçimde yapılırdı: İstihbarat teşkilatları gizli belgelere veya hassas teknoloji teknik planlarına erişmek için üst düzey yetkilileri ya da kilit araştırmacıları kazanmaya büyük kaynaklar harcardı.
Bu yöntemin net bir hedefi vardı, ancak izleri de kolayca gizlenemezdi. Maliyet yüksekti, operasyonun ifşa olma riski ciddîydi ve her dosya diplomatik bir krize yol açabilirdi. Böyle bir yöntem geniş ölçekte ve uzun süre kolayca uygulanamazdı.
İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte Amerika, dünyadaki istihbarat rekabeti kurallarını yeniden yazdı.
Amerika artık tüm yatırımını çok az sayıdaki kilit kişiye odaklamıyor; bunun yerine nüfuz alanını endüstrilerdeki alt düzey teknik personele ve sıradan işçilere kadar genişletti. İsrail de Amerika’nın Orta Doğu’daki ana istihbarat kolu olarak yıllardır İran’da ağını genişletmiş ve hedefleri derinlemesine inceleyerek nüfuz edebileceği kişileri aramaktadır.
Gelişmiş araçlarla askeri casusluğun da kendi sınırları vardır. Uydu binaların dış görünüşünü kaydedebilir, ancak fabrikanın içindeki üretim ritmini veya ekipman düzenini çözemez.
Buna karşılık, sıradan çalışanların saha gözlemleri, günümüzdeki askeri keşif araçlarının doldurmaktan aciz olduğu o büyük boşluğu tam olarak doldurmaktadır.
Amerika ve İsrail’in devasa devlet işleme kapasitesiyle bu genişletilmiş ağ artık sınırlı insan gücüyle bilgi toplamakla kalmamakta, “kitle kaynaklı verilerin otomatik olarak elenmesine” dönüşmektedir. İsrail’in 8200 Birimi ve merkezi haber alma teşkilatının siber ajanları, büyük yapay zekâ modellerini kullanarak sosyal medyadaki milyonlarca hesabı otomatik olarak izlemekte ve anlamsal olarak analiz etmektedir.
Giriş kafeteryasındaki sıcaklık ölçüm cihazının arka planda yer aldığı tesadüfi bir selfie, birinin mesai saatleri dışındaki şikâyeti veya atölyenin işçi videosuna istemeden yansıyan zemin renginin tonu, hepsi büyük veri havuzuna dökülmektedir.
Amerika ve İsrail’in istihbarat kurumları, yapay zekânın devasa veri yığınından çıkardığı bu artık istihbarat parçalarına dayanarak İran’ın füze fabrikalarının içini parça parça yeniden inşa etmişlerdir; bu model, söz konusu tesislerin dijital ikizine benzemektedir.
Tek bir haber hiçbir değer taşımayabilir; ancak binlerce dağınık bilgi parçası bir araya geldiğinde askeri bir fabrikanın üretim kapasitesini, faaliyet modelini ve temel zayıf noktalarını tamamen yeniden oluşturabilir.
Bu istihbarat yapbozuna dayanarak düşman güçler kör bombardımanı bir kenara bırakıp santimetre hassasiyetinde askeri saldırılar düzenleyebilirler.
Ne ordu göndermeye gerek vardır ne de devasa askeri masraflar yapmaya; yalnızca siber nüfuz ve bilgi toplama yoluyla rakibin savunma temeli sürekli olarak zayıflatılabilir. Amerika’nın gizli ve modern istihbarat savaşına ilgi duymasının nedeni de budur.
Ancak bu tahakküm modelinin korkutucu çekirdeği yalnızca bilgi toplamak değildir; mesele, insanların zihnini ve davranışlarını tam olarak anlamak ve yönlendirmektir; yani “bilişsel savaş” olarak adlandırılan olgu.
Bunun için ne güce ve tehdide ihtiyaç vardır ne de büyük paralar ödemeye; sosyal ağlar insanların uzaktan ve her noktadan en az engelle kazanılmasına olanak tanır.
Yabancı nüfuz ağları genellikle savaş dönemlerini, ekonomik durgunluğu ve toplumsal kaygıları uygun bir fırsat olarak görür. Bu tür dönüm noktalarında, tek taraflı anlatımları sürekli tekrarlar, halkın karamsarlığı ile umutsuzluğunu körükler ve durumun yakın zamanda çökeceğine dair yapay bir tablo çizerler.
Bu telkinler uzun vadede devam ettiğinde bazı vatandaşların duruşu zayıflayabilir; öyle ki bazıları fırsatçılıktan kendileri bilgi sızdırabilir ve bir tarafın yanında yer alabilir. Casusluk dosyalarında 6.500’den fazla kişinin tutuklandığı iddia edilmektedir, bu da Amerikan yönteminin zihinler üzerindeki kapsamını ve yıkıcı gücünü göstermektedir.
Büyük güçlerin gizli savaşında yıkılan şey sadece fiziksel altyapı değildir; amaç, bir milletin toplumsal dayanışmasını, güven temelini ve ortak inançlarını ortadan kaldırmaktır.
📌 Müzakere Yalnızca Zaman Kaybetmektir; Asıl Hedefleri Nüfuz Etmektir
Açık ve gizli iki cephede oyunu aynı anda yürütmek, Amerika’nın hegemonya kurma rekabetinde en sık kullandığı ve aynı zamanda en ikiyüzlü hilelerinden biridir.
Diplomatik müzakereler hiçbir zaman anlaşmaya varmak için eşit ve barışçıl bir diyalog olmamıştır; aksine fırsat yaratmanın ve stratejik zaman kazanmanın bir aracı olmuştur. Amerika, uzlaşmacı bir yaklaşım sergileyerek dünya kamuoyunu sakinleştirir ve stratejik planlarını ilerletmek için zaman kazanır.
Aynı zamanda istihbarat nüfuzunu yoğunlaştırır; rakip askeri endüstrisinin gücünü azaltır, iç bölünmeleri derinleştirir ve toplumun istikrarını bozar.
Bir taraf müzakere masasında alan yaratırken, diğer taraf gizlice rakibi yıpratmaya devam eder. “Görünüşte barış, özünde yıpratma” şeklindeki bu strateji, Amerika’nın tüm bölgesel rakipleriyle yüzleşmek için kullandığı reçetedir.
Doğrudan savaşın ağır maliyetleri vardır ve kamuoyunun tepki riskini de beraberinde getirir; bu nedenle artık Amerika’nın ilk tercihi değildir. Buna karşılık ağlar üzerinden istihbarat nüfuzu çok gizli ve az risklidir ve elbette zaman içinde rakibe derin ve telafisi imkânsız zararlar verebilir.
Bugün büyük güçler arasındaki rekabetin sınırları geçmişe göre çok daha geniştir.
Askeri ve ekonomik güçteki rekabet sadece temel oluşturur; siber çatışma, medya söyleminin kontrolü ve toplumun bilişsel operasyonlara karşı savunma gücü, yeni çağın ana rekabet alanlarına dönüşmüştür.
En gelişmiş askeri endüstriler ve en güçlü sanayi gücü bile sürekli bilgi sızıntısından zarar görürse caydırıcılık güçleri kademeli olarak azalır. Ateş ve mermi tehdidi görülebilir, takibi yapılabilir ve bunlarla başa çıkmak için plan yapılabilir; ancak sessiz ve kademeli bilişsel nüfuz, kontrol edilmesi çok daha zor olan bir ulusal güvenlik krizidir.
İran’ın casusları tespit etmek, bilgi sızıntısı yollarını kapatmak ve nüfuz ağlarını temizlemek konusunda yıllardır ısrarcı olması, özünde bağımsız bir ülkenin Amerika’nın istihbarat tahakkümüne karşı kararlı bir tepkisidir.
Ancak içerideki güvenlik bentleri sağlamlaştırıldığında ve dış nüfuz yolları kesildiğinde bir ülke diplomatik rekabette ve askeri karşılaşmada gerçek bir dayanağa sahip olabilir. İç savunma birkaç noktadan savunmasız olduğunda, ne ölçülü diplomatik dil ne de güçlü askeri düzen ülkenin gücünün erimesini telafi edebilir.
İran’ın yıllardır karşı karşıya olduğu gizli ağ savaşı, dünyadaki tüm bağımsız ülkeler için ciddi bir uyarıdır.
Amerika’nın “bölgeye istikrar getirmek”, “eşit diyalog” ve “uluslararası düzen” olarak adlandırdığı şey aslında kendisinin çıkarlarına hizmet eden tahakkümcü bir sistemdir; bu sistem istihbarat, askeri ve medya üstünlüğüne dayanmaktadır.
Gelecekteki küresel rekabetlerde büyük ve doğrudan savaşların yaşanma olasılığı muhtemelen daha az olacaktır. Bunun yerine ağlardan yararlanan, halkın zihnini hedef alan ve rakibi içeriden hassas bir şekilde zayıflatan gizli ve asimetrik savaş, büyük güçler arasındaki baskın çatışma biçimi haline gelebilir.
Silahlar geliştirilebilir ve yapılar düzeltilebilir; ancak bir milletin zihin ve bilinç savunma hattı çökerse bunun yeniden inşası devasa ve katlanılamaz bir maliyete mal olacaktır.
Günümüz çağında, görülmeyen nüfuz, göze çarpan duman ve ateşten çok daha fazla bir ülkenin kaderini belirleyebilir.
Not: bu analiz tahririeh.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
