Rasthaber – 7 Ekim Cumartesi sabahı Hamas’ın silahlı kanadı İzzettin Kassam Tugayları İşgalci Siyonist rejime karşı saldırı harekatı başlattı ve kısa sürede işgal altındaki topraklara nüfuz ederek çok sayıda siyonist askeri öldürdü ve esir aldı. Kassam Tugaylarının Aksa Fırtınası adını verdiği operasyon başta Siyonist rejim olmak üzere dünyada bir şok etkisi yarattı. Operasyonun 4. gününde Filistinli direnişçiler ve İşgalci Siyonist askerler arasında savaş sürerken Kassam Tugaylarının bu operasyonu İran’ın planlaması ve emri ile mi yaptığı, İran’ın bu operasyonun neresinde olduğu tartışmaları yaşanmaya başladı.
Şeyh sabahattin Türkyılmaz, konu hakkındaki görüşünü şu şekilde ifade etmekte;
Bu operasyonun arkasında İran mı var? Emri İran’dan mı
aldılar? İran mı yönetti?
Bu sorularla İran’ın olduğunu ima edenler, İran’ın ne kadar
güçlü olduğunu ilan etmiş oluyorlar.
Evet, Filistin davasının arkasında İran var hatta Filistin
davasının merkezinde yer alıyor.
– Yok olmak üzere olan Filistin davasının 40 yıldır küresel
alemdarlığını yapmaktadır.
– İstikbara karşı mücadele tecrübelerini, savaş taktiklerini
isteyen herkese öğretiyor, en başta da Filistin’in mazlum halkına.
– İşgal altındaki toprakların azad olması için tek yolun
mücadele olduğunu ve İslam‘ın Cihad kültürünü Filistinlilerin ruhlarında ihya
ediyor.
– Savaş stratejisi, mücadele metodu ve istihbarat alanında
Filistinlileri bilgilendiriyor.
– İstikbara karşı Direniş cephesinin ön safını oluşturan
Filistinlilere fikri, siyasi, manevi desteğini sürdürüp Filistin davasına sahip
çıkarak kardeşlik görevini yerine getiriyor.
– İstikbara karşı “direniş cephesini” oluşturarak Filistin
davasını canlı tutup uzlaşmacı, işbirlikçi batıya bağımlı Müslüman ülkelere bir
ders vermektedir.
– Maddi ve silah tedarikine gerek yok, Siyonistlerde bundan
çok daha fazlası ve daha gelişmişi var.
– Aslında İran, büyük bir risk alıyor, hiçbir devletin göze
alamayacağı büyük bir tehlikeye atıyor kendisini ama dünya devleti, küresel
adaleti savunmanın gerektirdiği budur.
İstikbar-Mustazaf savaşının tarafı olarak samimi ve
sadakatli olmak her türlü tehlikeyi göğüslemeyi gerektirir. İran,
Mustazaf-Müstekbir savaşının bir tarafının lider ve önderliğini üstlenmiş ve
direniş cephesinin bölgelerdeki gruplarını kanatları altına almıştır.
Şimdi İran’ın “Aksa Tufan’ı” operasyonundaki faktörünün,
Siyonist rejimi, destekçileri Amerika ve Avrupa’yı delirttiğini anlayabiliyoruz
ama Müslümanları neden rahatsız ediyor anlamak mümkün değil.
