Amerikan Gazetesi: Trump’ın Tahran Üzerindeki Baskı Kozu Kırıldı

Amerikan “The Hill” gazetesi, İran ile aylardır süren savaşın ardından ABD’nin taarruz füzeleri ve hava savunma önleme füzeleri stoklarında yaşanan ciddi azalmanın, Washington’ın Tahran’a yönelik saldırıları tırmandırma kapasitesini sınırlandırdığını ve buna karşın İran’ın müzakerelerdeki elini güçlendirdiğini bildirdi.

Amerikan gazetesi The Hill yayımladığı raporda, İran’a yönelik beş aydan fazla süren hava saldırılarının ardından ABD cephaneliğindeki sert düşüşün, Donald Trump hükümetinin askeri manevra alanını kısıtladığını ve Washington’ın Tahran karşısındaki baskı gücünü azalttığını vurguladı.

Rapora göre, ABD’nin en önemli uzun menzilli taarruz füzeleri ile önleme füzelerinden bazılarının stokları ciddi oranda tükendi. Bu durum, Trump’ın İran’a karşı daha geniş çaplı bir askeri operasyon başlatma yeteneğini sınırlandırabilir.

Eski ABD Savunma Bakanı ve eski CIA Direktörü Leon Panetta, bu durumu Pentagon’un “kötü planlamasının” bir sonucu olarak değerlendirdi. Panetta, ABD’nin silah stoklarındaki bu düşüşün, Washington’ın İran ile çatışmaların yeniden başlama ihtimaliyle ve eş zamanlı olarak Rusya ile Çin’den gelen tehditlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleştiği konusunda uyarıda bulundu.

Makalede atıfta bulunulan Reuters raporuna göre ABD ordusu, elindeki karadan karaya ATACMS füzelerinin ve Precision Strike Missile (PrSM) füzelerinin neredeyse tamamını kullandı.

Bu durum, PrSM füzelerinin savaş başlamadan önce bile sınırlı sayılarda bulunmasına rağmen yaşandı. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) raporuna göre, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta Tahran’a düzenlediği saldırılardan önce ABD ordusunun elinde bu füzelerden sadece 90 adet civarında bulunuyordu.

Öte yandan kriz sadece taarruz silahlarıyla sınırlı değil. CNN’in bildirdiğine göre ABD, savaşın başlangıcından bu yana THAAD hava savunma sistemine ait önleme füzelerinin yaklaşık %80’ini ve Patriot önleme füzelerinin ise yaklaşık %50’sini tüketti.

CSIS tahminlerine göre, savaştan önce elinde yaklaşık 450 adet THAAD füzesi bulunan ABD’nin elinde, Temmuz ayı sonu itibarıyla yalnızca 234 ila 278 adet füze kaldı.

Uzmanlara göre stoklardaki bu azalma, Trump’ın İran’a yönelik askeri hesaplamalarını doğrudan etkiledi. The Hill’in haberine göre Trump, son aylarda İran’a yönelik saldırıları genişletme tehdidinde en az beş kez bulundu ancak şu ana kadar daha geniş çaplı bir hava operasyonu düzenlemekten kaçındı.

Defense Priorities Kıdemli Üyesi Jennifer Kavanagh, İran’ın muhtemelen uzun süredir ABD’nin silah stoklarındaki sınırlamalardan haberdar olduğunu ve bu durumun Tahran’ın stratejisinde etkili olmuş olabileceğini belirtti. Kavanagh, İran’ın stratejisini savaşı uzatmak ve ABD’yi yıpratmak üzerine kurmuş olabileceğini ifade ederek, “ABD silah stoklarının tükenmesi kesinlikle ülkenin baskı kurma gücünü etkiliyor” dedi.

Amerikan Ulusal Güvenlik Yahudi Enstitüsü (JINSA) Dış Politika Direktör Yardımcısı Ari Cicurel de ABD’nin askeri tırmanış konusundaki tereddütlerinin görülmesinin, müzakere masasında İran’a daha fazla koz verdiğini kabul etti. Cicurel ayrıca Çin’in de, Tayvan konusunda bir çatışma çıkması halinde Washington’ın uzun süreli bir savaşı sürdürme kapasitesine dair bu durumdan dersler çıkardığını ekledi.

Raporun devamında, ABD silah stoklarının yeniden doldurulmasının hızlı olmayacağı belirtiliyor. Savunma sanayii uzmanları, üretim artırılsa bile ABD stoklarının savaş öncesi seviyelere getirilmesinin en az birkaç yıl alacağını düşünüyor.

Bu doğrultuda Pentagon; THAAD füzeleri ile Patriot PAC-3 önleme füzelerinin üretimini artırmaya çalışmış ve üretim kapasitesini güçlendirmek için Lockheed Martin ve Northrop Grumman dahil olmak üzere savunma şirketleriyle anlaşmalar yapmıştır.

Ancak CSIS uzmanlarından Tom Karako, bu anlaşmaların henüz kesinleşmiş sözleşmeler anlamına gelmediği ve Kongre gerekli bütçeyi onaylayana kadar bunların gerçek bir üretim artışı olarak değerlendirilemeyeceği konusunda uyarıda bulundu.

Bu sırada, ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin müzakereler devam ediyor. İranlı yetkililer, deniz ablukasının ve ABD yaptırımlarının kaldırılması, ABD askeri güçlerinin İran çevresinden çekilmesi, dondurulan varlıkların serbest bırakılması ve savaş tazminatı ödenmesi dahil olmak üzere boğazın açılması için bir dizi şart öne sürdü. The Hill’in yazdığına göre bu şartların Trump hükümeti tarafından kabul edilmesi oldukça zor görünüyor.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın