Üst düzey bir bölgesel analist, İran’ın ABD ile olan savaştaki stratejisini değiştirdiğine işaret ederek Tahran’ın son günlerdeki eşsiz adımlarıyla adını tarihe yazdırdığını belirtti.
Bölgesel konuların stratejik analisti Abdulbari Atvan, makalesinde bölgede son günlerde tırmanan gerilime değinerek Orta Doğu’daki çatışmaları iki açıdan ele aldı: ABD ile İran arasındaki tanker savaşları ve İran’ın bir uçak gemisi ile iki ABD muhribini bombalayarak verdiği füzeli yanıt; ayrıca ABD’nin bu olay karşısındaki aşağılayıcı sessizliği ve Trump’ın tehditlerinden geri adım atması.
Makalede, İranlı yetkililerin eski stratejilerinin yerine yeni bir strateji koydukları belirtilmektedir. Yetkililer, gerilimin tırmanmasını önlemek adına uyguladıkları “özveri/itidal” ve “hesaplanmış” ile hassas yanıtlar stratejisini bir kenara bırakarak “çok hızlı ve misilleme niteliğinde yanıt”, savaş çemberini genişletme ve sahaya yeni hassas füzeleri sürme yolunu seçmişlerdir. Bu durum karşı tarafta bir şok yaratmış ve neticesinde Amerikan ile Siyonist tarafların geri adım atmasına yol açmıştır.
Atvan; Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai ile İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf dahil olmak üzere İranlı yetkililerin yinelenen tehditleri ve Amerikalıların Ürdün ile bölgenin diğer alanlarındaki üslerinin füze yağmuruna tutulması ihtimalinden duyduğu korku gibi birden fazla göstergeye dikkat çekerek şunları yazdı: İşte tam da bu çaresizlik yüzünden Siyonist rejimin Başbakanı Binyamin Netanyahu, yer altı sığınağından, İran’ın işgal altındaki topraklara saldırması halinde Tel Aviv’in Tahran’ın hayal bile edemeyeceği saldırılar gerçekleştireceği tehdidinde bulundu.
Atvan sözlerine şöyle devam etmektedir: İran’ın yeni siyasi liderleri ve askeri komutanları, “temkinli saldırı” pozisyonundan “geniş çaplı saldırı” pozisyonuna geçmiş ve geçmişteki çatışmalarda kullanılmayan tüm yeni silahlardan yararlanmışlardır. Bu durum, “düşman hedeflerine anında ve hızlı saldırıda öncelik alma” ve düşman saldırılarını beklememe esasına dayalı caydırıcılık politikasını pekiştirmek amacıyla yapılmıştır.
Muhammed Bakır Galibaf, İran’ın yeni caydırıcılık politikasını şu sözlerle özetledi: “İran’ın petrol ihracatında herhangi bir aksama yaşanması halinde Hürmüz Boğazı’ndan veya diğer noktalardan tek bir damla dahi petrol geçmeyecektir.” Bu açıklama; Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının kapalı kalmaya devam etmesi, tüm bölgedeki ABD petrol kuyuları ile petrol şirketlerinin ve buna ek olarak askeri üslerinin hedef alınması anlamına gelmektedir.
Üst düzey bölgesel analist; Arap petrol ülkelerinin büyük çoğunluğunun, özellikle de Fars Körfezi ülkelerinin, son 5 ay boyunca petrol ve gaz ihracatından hazinelerine tek bir dolar dahi koyamadıklarına işaret ederek bunun öldürücü bütçe açıklarına yol açtığını ve onları ya Batı bankalarındaki finansal rezervlerine dayanmaya ya da açığı kapatmak için kredilere başvurmaya mecbur bıraktığını ekledi. Ayrıca bu ülkelerin çoğu, savaşın uzaması ihtimaline karşı hazırlıklı olmak adına iç harcama yönetimine ve kemer sıkma politikalarına yönelmiştir.
Atvan, bu ülkedeki yönetimi değiştirme konusundaki müteaddit başarısızlıklarına rağmen Netanyahu’nun İran’a yönelik tehditlerine değinerek Netanyahu’nun bilmediği veya görmezden geldiği hususun; İran’a karşı büyük bir saldırıya girişmenin birkaç saat içinde Siyonist rejimin yok oluşuna yol açabileceği gerçeği olduğunu belirtti.
Atvan; Netanyahu’nun ABD’nin İran’a yönelik son tecavüze katılımından vazgeçmesinin, İran’ın ve Lübnan, Yemen ile Irak’taki direnişin hassas füzelerinden duyduğu korkudan kaynaklandığını ekledi. Netanyahu son iki yılda İran’a tecavüz etmeyi üç kez denemiş ve bunun sonucu, Büyük Tel Aviv’den Hayfa, Dimona, Eylat ve Safed’e kadar işgal altındaki topraklardaki birkaç şehrin yıkımı olmuştur. Ancak Netanyahu bu yıkımların görüntülerinin medyada yayımlanmasına izin vermemektedir.
Atvan makalesinin sonunda şu ifadeleri kaydetti: Her zamankinden daha güçlü hale gelen taraf İsrail değildir; aksine, doğrudan veya müttefikleri aracılığıyla ABD uçak gemilerine saldırmaya cesaret eden ilk ülke olarak tarihe geçen taraf İran’dır.
