ilahiyatçı Hayrettin Karaman’ın Sünni gençlerin Alevilerle evlenemeyeceğine
yönelik ifadeleri nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Dr. Haydar Baki
Doğan ve aynı zamanda AVF Yönetim Kurulu üyeleri olan Eskişehir Hacı Bektaş
Veli̇ Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Dr. Ali Ulu ve Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat
Vakfı Başkanı Mehmet Boy ile birlikte Çağlayan Adliyesi’nde ilahiyatçı
Hayrettin Karaman hakkında kamu davası açılarak cezalandırılması talebiyle suç
duyurusunda bulundular.
NE OLMUŞTU?
Yeni Şafak Yazarı, İslam Hukuku Profesörü ve daha önce de
farklı konularda verdiği skandal fetvaları nedeniyle eleştirilen Hayrettin
Karaman kendi sitesinde Alevi ve Sünni evlilik hakkında fetva verdi. Karaman’a
yöneltilen soru şöyleydi: “Benim 22 yaşında bir kızım var ve okul
arkadaşları arasından bir gençle konuşuyor ve ciddi olarak neticelendirmeye
niyetliler. Aileyi araştırdık, ailenin çok iyi bir aile olduğunu öğrendik ancak
delikanlı ve ailesi Alevî mezhebinden. Bu durum karşısında ne yapacağımı
şaşırmış vaziyetteyim, Alevi inançlı biriyle sünni inançlı birisinin evlenmesi
caiz midir? Caizse ben bunu babama [kızın dedesine] nasıl anlatabilirim; zira
babama konuyu açtığımda ilk sorusu “Mezhebi nedir?” oldu. Gerçekten o
ana kadar mezhebini bilemedik, araştırdığımızda öğrendik. Şimdi babam sürekli
soruyor, ben tam bilgi sahibi olmadığım için babamdan gizliyorum, ancak her
şeye rağmen babam “hayır, olmaz” derse kesinlikle olmayacak. Ancak
bir yanda da evladım var, çıkmaz bir durumdayım; ben, eşim ve çocuklar, biz
aslen Arnavutuz, 1957 yılında göç etmişiz. Aile yapısı olarak baba ve annemizin
sözünden çıkmamaya gayret eden bir yapıya sahibiz. Benim sizden ricam bu
durumda nasıl davranmam gerekiyor, beni bilgilendirebilirseniz çok sevineceğim.
Olmayacaksa da bunu kızıma anlatabilmeliyim, sizin yollayacağınız mail cevabını
okutabilirim kızıma, olabilirliği varsa da bu sefer babama okutup ikna etmeye
çalışacağım. hürmetlerimi sunuyorum..” Karaman’ın skandal yanıtı ise
şöyleydi: “Alevilik babadan oğula
geçen bir soy, bir kan bağı değildir. İnsan bugün Alevi, yarın dönüp Sünni veya
tersi olabilir. Bu gencin ailesi Alevi olmakla beraber gencin kendisi İslam’a
Sünniler gibi inanıyorsa, Amentüyü bizler gibi kabul ediyorsa o makbul bir Müslümandır.
Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması
mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile sünni bir
kız evlenemez. Durumunuzu buna göre inceler kararı siz verirsiniz.”
ALEVİLER HAREKETE GEÇTİ
İlahiyat profesörü Hayrettin Karaman’ın skandal ifadelerinin
basın organlarına yansıması üzerine, Alevi Vakıflar Federasyonu konuyla ilgili
tepkisini Çağlayan Adliyesi’nde suç duyurusu yaparak gösterdi. Alevi Vakıflar
Federasyonu, bir inancın aşağılanması ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu
işlediği iddiası ile Hayrettin Karaman hakkında kamu davası açılarak
cezalandırılmasını talep ediyor. AVF Genel Başkanı Doğan, sitemize yaptığı
açıklamada şöyle konuştu: “Dünyanın dört bir tarafında insan ilişkileri
daha gergin, toplumsal hayat daha çatışmalı bir hal alıyor. Bu gerginliği de
gene din adına ilahiyatçı denenlerin yapması apayrı bir sorun haline gelmiştir Esas
sorun, din adına konuştuklarını iddia edenlerin kimin kimle evleneceği, 12
yaşında mı 15 yaşında mı, kimin kimle evlenmesi caizdir gibi boş konular ile
uğraşması yerine, kul hakkının yenmemesi, hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk ve
adaletsizlik yapılmaması yönünde görüşleri dile getirmemesidir. Alevilere karşı
kullanılan bu aşağılayıcı dil, bugün sadece kendisine akademisyen ilahiyatçı
denen şahıs tarafından değil, daha önce de devletin en üst kademelerindekiler
tarafından kullanılmıştı. Bugün biz buraya bu suç duyurusunda bulunarak artık
karanlığına kızacağımıza, bir mum yakmalıyız düşüncesiyle geldik. Bu anlamda Türkiye’nin son derece ciddi bir
toplumsal gerginliğe sürüklendiği bir ortamda, tüm toplum kesimlerine ve
özellikle hükümete şu çağrıda bulunmak istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın
maddelerinin uygulanması; Anayasanın 1. maddesi 10. maddesi 24. 90. 138.
maddelerinin işletilmesini talep ediyoruz. Anayasanın 90. maddesi Türkiye’nin
taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyma zorunluluğunu getirmektedir.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu 47 devletin yargıçlarının bulunduğu Avrupa
insan hakları Mahkemesi’nin 2016’da yılında vermiş olduğu karar ile Alevilere
karşı ayrımcılık yapıldığı tescillenmiştir. Bu kararda Alevilerin cem evlerinin
ibadethane olarak kabul edilmesi, Alevilerin inanç önderlerinin çalışmalarının
kamu hizmeti olarak kabul edilmesi ve Alevilere devletin genel bütçesinden pay
ayrılması yönünde karar vermiştir. Her ne kadar, Uluslararası Hukukun Üstünlüğü
Endeksi’nde Türkiye 127 ülke arasından 105. sıraya düşmüş ise de, Türkiye
yargısından umudumuz var. Bu kararların uygulamaya koyulması ile hükümet,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulayarak Türkiye’de Alevilere
karşı bir haksızlığı ortadan kaldırmış olmanın yanı sıra, aynı zamanda
Alevilere karşı kullanılan bu çirkin dilin önüne geçip eşitlik ve inanç
özgürlüğü temelinde, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine katkıda bulunmuş
olacaktır.”
SUÇ DUYURUSUNUN TAM METNİ
Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Dr. Haydar Baki
Doğan ve YK üyeleri olan olan Eskişehir Hacı Bektaş Veli̇ Anadolu Kültür Vakfı
Başkanı Dr. Ali Ulu ve Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Boy
tarafından savcılığa sunulan suç duyurusu dilekçesi şöyle:
İSTANBUL CUMHURİYET SAVCILIĞINA
MÜŞTEKİ : Alevi Vakıflar Federasyonu adına Haydar Baki
Doğan, Ali Ulu, Mehmet Boy
ŞÜPHELİ : HAYRETTİN KARAMAN
SUÇ TARİHİ : Kasım 2021
SUÇ : Bir inancın aşağılanması, kin ve düşmanlığa tahrik.
AÇIKLAMALAR 1- Şüpheli kendi internet sitesi ve basında
yayınlanan haberlere gör aşağıdaki ifadeler kullanmıştır: “Alevilik
babadan oğula bir soy, bir kan bağı değildir. İnsan bugün Alevi, yarın dönüp
Sünni veya tersi olabilir. Bu gencin ailesi Alevi olmakla birlikte gencin
kendisi İslam’a Sünniler gibi inanıyorsa, Amentüyü bizler gibi kabul ediyorsa o
makbul bir Müslümandır. Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup
İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inanç ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o
genç ile Sünni bir kız evlenemez”. Beyanatta ” ..bir kimse ailesi
Alevi olmakla birlikte İslam’a Sünniler gibi inanıyor ise makul bir Müslümandır”
ifadesi kullanılmıştır. İfadenin mefhumu muhalifi de caridir ve buna göre,
İslam’a Sünniler gibi inanmayanlar (Aleviler) makul bir Müslüman değildir
denilmektedir. Böylece Alevi inancı heretik (sapkın) ve mürted olarak
gösterilmiştir. Tarih boyunca Alevilerin mürted, İslam dışı algısı
yaratıldığında, bu coğrafyada onlarca kıyım ve çatışma çıkmıştır. Bu ifade
alenen Aleviliği hak mezhep olarak göstermeyip, olası kışkırtma içermektedir.
Cümlenin devamında bir kimse ” bilerek Aleviliğini koruyor ise” ,
” Alevilere ait olup İslam’la bağdaşması mümkün olmayan inanç ve
uygulamaları” muhafaza ediyor cümlesi yer almıştır. Bu ifadeye göre de
Alevilere ait olan inançlar (ve uygulam- cem törenleri kast ediliyor) İslam ile
bağdaşılmaz kabul edilerek, Alevilik İslam dışı ilan edilmektedir. Tarih
boyunca bu yobaz ve bağnaz düşünceden hareket ile, İslam dışı olan aleviler;
diğer 3 kitap ehli de olmadığına göre kafir ilan edilerek katledilmişlerdir.
Ebu Suud Efendi’nin bu tür fetvası nedeni ile 60.000 Anadolu Alevi’si
katledilmiştir. Fetva şöyledir: Soru: Alevilik Hak mezhep midir? Cevap: hayır
Soru: kanı- katli helal mıdır? cevap: helaldir.
Soru : mallarının alınıp karıları cariye olarak
alınıp satılması caiz midir? cevap: caizdir. İşte bu açıklama, bu neviden bir
fetvadır. Bu tür fetvalar her zaman, bu inancın kıyımı ile sonuçlanmıştır.
Örnekleri yakın tarihimizde de derin acılar bırakmıştır. Malatya, Çorum, Maraş
ve Gazi Mahallesi olayları ve Madımak katliamı daha hafızalarda taze iken; bu
yeni bir katliama açık bir davet ve yakın ve bitişik bir tehlike teşkil eden
kışkırtmadır. 2- Bu açıkça insanlığa karşı işlenen suçlar kategorisindedir.
Ayrıca TCK 216. maddesi kapsamında da suç oluşturur. Zira bu maddeye göre;
” (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı
özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa
alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir
tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep,
cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan
bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Halkın bir kesiminin
benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya
elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.”
SONUÇ VE İSTEM : Açıklanan nedenler ile; Şüpheli
hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak hakkında kamu davası açılması saygı
ile arz ve talep olunur
