ve sorunlar giderek büyüyor.
Bu şartlarda, bazı Avrupa ülkeleri, Rusya petrol ve doğalgaz
sektörüne yönelik yapılan yaptırım politikasının durdurulmasını istedi. Bu
bağlamda Yunanistan Başbakanı, AB’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarının ters
teptiği ve Avrupalı ülkelerin ekonomisine zarar verdiğini belirtti.
Avrupa ülkelerinin ABD izinde gidip, Ukrayna krizinde
Washington ile aynı telden çalmasının ardından Rusya’nın bu ülkelere doğalgaz
akışı azaltılmış veya kesilmiştir. Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın güçlü
ülkelerinin ekonomisi bile bu durumdan ciddi şekilde etkilenmiştir. Aslında,
doğalgaz sıkıntısı, yakıt, elektrik, ürün ve hizmetlerin Avrupa’daki
fiyatlarının artışına yol açmış, öyle ki bazı sanayiler iflas etmiş veya iflas
eşiğine gelmiştir.
Geçen 2 senede koronavirüs salgını yüzünden ülkelerin
ekonomik durumu kötüleştiği ve büyüme oranı azaldığı ve de enflasyon ve
işsizlik rakamlarının arttığı bir sırada, Rusya ve Ukrayna savaşının başlaması,
işi daha de kötüleştirdi. Avrupalı ülkeler ve ABD, yaptırım politikalarıyla
Rusya’yı Ukrayna savaşında yenebileceklerini düşünürken gelinen aşamada
kendileri derin bir kriz içine sürüklenmiştir.
Bilindiği gibi Avrupalı ülkeler, Rusya ile Ukrayna savaşı
konusunda, Washington’un politikalarına uymaktan başka bir çareleri yok.
Aslında Ukrayna’daki savaş, ABD ve Rusya arasında bir enerji savaşıdır ki
Avrupa sahasında yaşanmakta.
ABD, petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olduğu için bu
savaştan zarar görmediği gibi, petrol ve doğalgaz ihracatından elde ettiği
gelirlerinin artmasıyla yüklü miktarda para kazanırken, Rusya da Çin gibi Asya
pazarında yeni müşteriler bulmakla, Batı’nın yaptırımlarından kaynaklanan
zararların büyük kısmını telafi etmiştir. Ayrıca dünya piyasasında petrol ve
doğalgaz fiyatlarının artmasıyla, Rusya’nın gelirleri de artmıştır.
Nitekim Rusya Gümrük yetkililerinden Vladimir İvin,
Rusya’nın petrol ve doğalgaz ihracatından gelirinin 1.5 kat arttığını söyledi.
Avrupa’nı Rus doğalgazına bağımlığı ve bu ülke tarafından
Avrupa’ya doğalgaz ihracatının en düşük seviyeye indirilmesi, bu ülkelerde yakıt
fiyatının kayda değer ölçüde artmasına yol açmıştır. Önümüzdeki kış aylarında,
doğalgaz tedariki ve depolanması, Avrupalı yetkililer için ciddi bir endişe
haline gelmiştir. Öyle ki, İsveç Başbakanı, bu ülkenin enerji sektöründe, savaş
ekonomisi gibi şartlara varıldığını, çünkü İsveç’te elektrik ve doğalgaz
fiyatının rekor seviyede arttığını vurguladı.
Diğer Avrupalı ülkelerde de enerji fiyatlarındaki artış
toplumdaki tansiyonu yükseltmiştir ve Avrupalı yetkililer, toplumsal
itirazların başlayabileceği konusunda kaygılanarak bu konu hakkında uyarıda
bulunmuşlardır.
Buna rağmen Avrupalı ülkeler, kendi doğalgaz kaynaklarını
diğer ülkelerden tedarik etmeye çalışmaktalar. Ayrıca, petrol ve taş kömürü ile
çalışan eski santralleri yeniden çalıştırmayı da gündeme almışlardır. Ancak bu
girişimler şimdiye kadar başarılı olmamıştır. Bu durum, Avrupa ekonomisini,
hatta Avrupa’nın en güçlü ülkesi Almanya ekonomisini bile kriz eşiğine
getirmiştir.
Fransa ve İspanya gibi diğer Avrupalı ülkelerde de enflasyon
son senelerin zirvesine ulaşmış durumda. İngiliz Merkez Bankası bu bağlamda
ülke ekonomisinin yılın son üç ayında durgunluğa gireceğini ve bu durgunluğun
2023 yılına kadar devam edeceği tahmininde bulundu. Enerji fiyatları ve
ardından gıda malzemelerine gelen zam yüzünden İngiltere’de milyonlarca insan,
yemek öğünlerinde azalmaya gitmiştir. Onlar, geçimlerini ve yakıt masraflarını
ödeme konusunda ciddi endişe yaşamakta.
Tabi ki bu durumda Avrupalı vatandaşların sabrı da tavan
yapmakta. Tahminlere göre, İngiltere’de milyonlarca aile, geçim şartlarını
sağlamak için yeteri paraya sahip değil.
