Avrupa’nın Nükleer Anlaşma Oyunu

rasthaber
Rasthaber –  Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu,
perşembe günü Viyana’da sona eren toplantılarda İran’ın nükleer programlarını
görüştü.

Kurul üyeleri, İran’da iddia edilen üç bölgede önceden
bildirilmemiş uranyum parçacıklarının varlığını tartıştılar.

İngiltere, Fransa ve Almanya ise çarşamba günü yaptıkları
ortak açıklamada, UAEA’nın, İran’daki diğer iki tesiste “geriye kalan
güvenlik önlemleri sorunlarının çözümüne yönelik ilerleme
kaydedilmediğini” rapor ettiğini bildirdi.

Açıklamada İran’ı, Eylül ayında yapılması planlanan UAEA
Yönetim Kurulu’nun bir sonraki toplantısından önce tüm sorunları netleştirmeye
ve çözmeye çağırdı. İran’ın bunu yapmaması durumunda ise, “Kurulun daha
fazla adım atmaya hazırlıklı olması gerekeceğini” ileri sürdü.

İran’ın Viyana Uluslararası Kuruluşlar Daimi Temsilciliği,
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) İran hakkındaki raporuna cevaben
açıklama yayımladı ve İran’da UAEA’ye önceden beyan edilmemiş hiçbir nükleer
madde olmadığını bildirdi.

Geçtiğimiz günlerde üç Avrupa ülkesi (İngiltere, Fransa ve
Almanya) İran’ın nükleer faaliyetlerine karşı yazılı açıklama yayınladı. Bu
açıklama aslında gizli diplomasi alanında İran yaptırımlarının kaldırılması
amacıyla yapılan müzakereleri hedef almıştır.

Avrupalı aktörler bu açıklama ile Tel Aviv’e bazı net
mesajlar göndermeye çalışıyor. Daha önce Avrupalı diplomatlar ve
politikacıların da böyle davranışlar yaptığı görülmüştür.

Üç Avrupa ülkesinin son açıklamasının perde arkasında
Netanyahu ve Siyonist Rejim kabinesinin olduğu hiç kuşkusuz göz ardı edilemez.
Dolayısıyla İran karşıtı son açıklamanın ana kaynağı Tel Aviv’de aranmalıdır.

Almanya, İngiltere ve Fransa, İran’ın nükleer
faaliyetleriyle nasıl başa çıkılacağı konusunda Washington ve Tel Aviv arasında
taktiksel farklılıkların olduğu bir durumda, İran’a karşı Siyonist yaklaşımı
desteklemek için Tel Aviv ve Netanyahu’ya olumlu mesaj göndermeye çalışıyor.

İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakere sürecinde
tarafların anlaşmaya doğru yönelmesinde olası bir ilerleme yaşandığı
söylenirken üç Avrupa ülkesi ile Siyonist İsrail arasındaki bağlantının daha
belirgin hale geldiği gözüküyor.

2015’te nükleer anlaşmaya varan müzakere sürecinde eski
Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’un Siyonist rejimle olan bağlantısını
unutmamalıyız. Laurent Fabius, İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, Fransa,
İngiltere, Almanya) anlaşma eşiğindeyken İsrail’in tutumunu dile getiriyordu.

Bazı Avrupalı aktörlerin görünüşlerinin değişmesi ve
yerlerini muhalif partilerden yeni isimlerin almasına rağmen Avrupa’nın tavrı
değişmemiştir.

Gerçek şu ki nükleer müzakereleri değerlendirirken Avrupalı
tarafları “bağımsız aktörler” veya “2015 anlaşmasına bağlı”
olarak tanımlanmamalıdır.

Üç Avrupa ülkesinin (İngiltere, Fransa ve Almanya) son
açıklamasında, her zaman olduğu gibi, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı
(KOEP) anlaşmasında İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması ile ilgili
taahhütlerini yerine getirmekten bahsetmemişler ve İran’ın nükleer
faaliyetlerini alacaklı konumundan analiz etmişlerdir.

Avrupalıların iddiasına göre, İran’ın uranyum rezervlerinin
durumu, nükleer tesislerde yeni gelişmiş santrifüjlerin kurulması ve nükleer
bomba yapımında kullanılan uranyum metalinin üretimi de dahil olmak üzere
nükleer faaliyetlerdeki büyük gelişmeler İran’ın nükleer programının doğası ve
hedefi konusunda akıllara “ciddi soru işareti” getiriyor.

Ancak unutmayalım ki Tahran’ın İran nükleer anlaşmasındaki
taahhütlerini azaltma kararı, verdiği taahhütlerini yerine getiremeyen Avrupa’nın
davranışına kararlı ve net bir yanıttı.

Dolayısıyla Avrupalılar, İran aleyhindeki Siyonist ve
Amerikan kara kampanyasının önünü açmak amacıyla tamamen siyasi ve illegal bir
açıklama yapmak yerine, önce ihmallerini gözden geçirmeli ve nükleer anlaşma ile
ilgili davranışının sonuçlarını kabul etmelidir.

Buna göre, Avrupalıların son yazılı açıklamasının İran’ın
nükleer faaliyetlerine karşı olumsuz etki yaratmak amacıyla yayınlandığı
açıktır.

Elbette Avrupalı aktörlerin nükleer müzakerelerindeki
davranışlarını anlamak için dikkat etmesi gereken daha önemli bir nokta var.

Mart 2022’de İran ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı
(UAEA) arasında iddia edilen yerlere açılan davaların kapatılması hakkında bir
anlaşma sağlandığında üç Avrupa ülkesi “taraftar” rolü oynamıştı
ancak kısa bir süre sonra geri adım atarak UAEA Başkanı Grossi’ye UAEA Yönetim
Kurulu toplantısında İran aleyhine siyasi karar çıkarılması için hazırlık
yapılması talimatını verdiler.

Almanya, İngiltere ve Fransa, “İran-UAEA
Anlaşması”na açık bir şekilde darbe vurduğu için Tahran’la doğrudan
müzakerelerde söyleyecek bir şeyleri olmadığını çok iyi biliyor ve takındıkları
tavırla nükleer anlaşmayı canlandırma müzakereleri sürecini çıkmaza soktuğu
için “kurtarıcı ve arabulucu” konumda değil “suçlu” konumda yer almaktadır./tesnim

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın