Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, kaleme aldığı yazısında Bab el-Mendeb boğazının önemine değindi.
Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
1- Bu günlerde Bab el-Mendeb Boğazı, adının gerçek anlam ve içeriğine yaklaşmıştır. “Mendeb”, “gözyaşı” anlamına gelir ve efsanelerde anlatıldığına göre, çok eski zamanlarda Asya ve Afrika kıtaları bu noktada birbirine bağlıydı; ancak korkunç bir olay, örneğin çok güçlü bir deprem sonucu bu iki kıta arasındaki kara parçası yok olmuş ve o kara parçasında yaşayan herkes denizde boğulmuştur(!). Bu nedenle buraya “gözyaşı” anlamına gelen Mendeb adı verilmiştir(!).
Ancak bu konuda anlatılanların efsane mi yoksa gerçek mi olduğundan bağımsız olarak, cesaretle söylenebilir ki bugün Bab el-Mendeb, gerçek anlamına yaklaşmıştır ve bu boğazın insanlığın vahşi düşmanlarına kapatılması, Allah katında hoş bir iş olmakla birlikte aynı zamanda düşmana ağır bir darbe indirerek onu şiddetli sıkıntıdan ağlatacak bir adımdır.
2- Bab el-Mendeb, dünyanın 9 stratejik boğazından biridir ve küresel ticarette, özellikle Asya ile Avrupa arasındaki mal alışverişinde hayati ve belirgin bir rol oynamaktadır.
Bu boğazın düşman ülkelere kapatılması ve düşman olmayan gemi ve araçlardan transit geçiş ücreti alınması, dünya ekonomik ve güvenlik dengelerini ciddi biçimde değiştirebilir.
Günlük olarak yaklaşık 6 milyon varil petrol ve bunun yanı sıra değeri 10 milyar dolardan fazla olan yükler taşıyan 50 ila 70 ticari gemi bu boğazdan geçmektedir.
Eğer bu boğaz düşman ülkelere ait gemilere veya bu ülkeler için ithalat ya da ihracat yükü taşıyan gemilere kapatılırsa, bu gemiler Güney Afrika’daki Ümit Burnu üzerinden daha uzun bir yolu kat etmek zorunda kalacaklardır. Bu rota değişikliği, Bab el-Mendeb üzerinden geçişe kıyasla 3000 ila 3500 deniz mili daha uzun olup, yolculuk süresine yaklaşık 10 ila 15 gün ekler; ayrıca her gemi için günlük yaklaşık 1 ila 2 milyon dolar ek maliyet oluşturur.
Şunu da belirtmek gerekir ki, Siyonist rejim, Bab el-Mendeb’deki herhangi bir aksaklıktan en fazla zarar görecek taraflardan biridir.
3- İran’a karşı ABD tarafından uygulanan deniz ablukası, iddia edilen ateşkesin açık bir ihlalidir. Bu nedenle Bab el-Mendeb’in Amerikan gemilerine ve ABD ile müttefik ülkelere, özellikle de Siyonist rejime kapatılması, direniş cephesinin meşru, yasal ve kabul edilebilir bir tepkisidir.
Bu, ABD, Siyonist rejim ve onların Avrupalı ve Arap müttefikleri için katlanılamaz bir adım olacaktır.
Yemen’deki direniş güçleri defalarca bu stratejik boğazı kapatmaya tam hazır olduklarını açıklamışlardır ve herkes, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Yemen’e karşı dayattığı savaşta Yemen direnişinin örnek bir güç ve cesaretle bunu başardığını görmüştür; öyle ki Trump, Yemen direnişine karşı tüm o sert söylemlerinden sadece birkaç gün sonra geri adım atmak zorunda kalmış ve kaldırdığı kırmızı bayrağı beyaz bayrakla değiştirmiştir.
Şunu bilin ki bu güçlü araçtan yararlanma konusunda en küçük bir tereddüde yer yoktur. Düşman, İran İslam Cumhuriyeti ve direniş cephesine karşı elindeki tüm imkânları kullanırken, bizim bu güçlü ve “gözyaşı döktüren” Bab el-Mendeb kozunu kullanmamızı engelleyecek hangi kabul edilebilir gerekçe olabilir?!
Hele ki bu, insanlığın düşmanı olan düşmanlara karşı söz konusuysa!
Dün, İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı ve müzakere heyetinin üst düzey sorumlusu Dr. Muhammed Bakır Galibaf, yayımladığı bir tweette son mücadelede “oyun kartlarımızdan” söz etmiş ve Bab el-Mendeb’i henüz oynanmamış bir kart olarak nitelendirmişti; şimdi ise bu kartı kullanma zamanının geldiği söylenmelidir.
Çünkü örneğin, daha dün “TankerTrackers” şu açıklamayı yaptı:
“ABD Sahil Güvenliği, Hint Okyanusu’nda yaklaşık 380 milyon dolar değerinde İran ham petrolüne el koydu ve bu yüklerin ABD’ye doğru hareket ettiği görülüyor.”
Açıktır ki, eğer karşılık verilmezse ABD bu deniz haydutluğuna devam edecektir ve Bab el-Mendeb’in kapatılması bu haydutluğa caydırıcı ve pişman edici bir cevap olacaktır.
