Halife rejiminin ABD’nin emirlerini yerine getirdiğini vurguladı ve ABD ile bu
rejim arasındaki ilişkinin efendi ve köle ilişkisi olduğunu açıkladı.
Bahreyn “Hak” Hareketi temsilcilerinden Abdülgani el-Hancer
şu açıklamalarda bulundu: ‘Bahreyn’deki Amerikan Büyükelçiliği’nin Al-i Halife
rejimine reformlar yapması ve bu rejimin Şiilere karşı yanlış ve baskıcı
tutumundan geri adım atması için baskı yapmasını umanların, bu umutlarının bir
yanılsama ve sadece bir hayal olduğu kanıtlanmıştır.
Al-i Halife rejimine muhalif hareket de Amerika’nın Al-i
Halife rejimine desteğinin durmayacağı gerçeğinin farkındaydı. Çünkü ABD’nin
Bahreyn’deki stratejik yaklaşımı budur ve Amerika ile Al-i Halife rejimi arasındaki
ilişki, efendi ve köle ilişkisine dayanmaktadır.
Şu sıralar Amerikalı yetkililer eşi görülmemiş bir şekilde
maskeyi yüzlerinden çıkardılar ve iğrenç ve terörist yöntemlerle sadece kendi
çıkarlarının peşinde olduklarını gösterdiler. Onlar sadece bölgedeki
kuklalarına mutlak destek sağlama ve hatta tüm insani ilkeleri çiğneme pahasına
da olsa onların varlıklarını tesis etme mantığıyla hareket ediyorlar.
Amerikalılar emirlerini bölgedeki Al-i Halife rejimine dikte ediyor ve onlara
milletlere baskı yapmalarını emrediyor ve bu prosedürü yasal hale getirmeye
çalışıyorlar.
Bahreyn halkının adaletsizlik ve zulüm açısından karşı
karşıya olduğu şey, Amerikan komplosu ve emirlerinin bir sonucudur ve
Bahreyn’deki Siyonistlerin varlığı da Amerika’nın bu sinsi planlarından
kaynaklanmaktadır. Amerikan büyükelçisinin Bahreyn’deki varlığı ve Manama’ya
geliş gidişi dostluk olarak kabul edilemez.’
Bazı uzmanlar, Al-i Halife’nin Amerika Birleşik Devletleri
ve İngiltere gibi Batılı ülkelerin, Siyonist rejimin ve Fars Körfezi’ndeki Arap
ülkelerinin yardımıyla Bahreyn halkının talepte bulunma hareketini çarpıtmaya
çalıştığına inanıyor.
Bahreynliler, diğer ülkelerin Bahreyn’in iç işlerine
müdahale etmesine ve bu ülkedeki varlığına karşı çıkıyor. Bu müdahalelerin
başında Bahreyn’in siyaset sahnesindeki Siyonist rejimin varlığından söz
edebiliriz. Bahreyn liderlerinin Al-i Suud ile ilişkileri ve dostluğu, Siyonist
rejimin Bahreyn’deki varlığının temelidir. Uzmanlara göre bu eylem İslam
dünyası için bir tehlike ve ona ihanettir.
4 Eylül 2020’de Al-i Halife rejimi ile Siyonist rejim
ilişkilerin normalleşmesi konusunda anlaşmaya vardılar. Bahreyn’in farklı
bölgelerindeki halk da defalarca gösteri düzenleyerek, Manama ile Tel Aviv
arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini kınadılar.
ABD’nin yakın bir müttefiki olan Bahreyn hükümeti sürekli
olarak, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar tarafından,
özellikle 2011’deki halk ayaklanmasının ardından, topraklarında insan hakları
savunucularını baskı altına almakla suçlanıyor.
Bahreyn, 2011’den beri İslami uyanış dalgası içindedir. Bu
ülkenin halkı, Al-i Halife’nin keyfi ve baskıcı eylemlerini protesto
etmektedir. Ancak bu sürecin sonucu, hala savaş sahnesinde olan özgürlük
isteyenlerin tutuklanması, hapse atılması, onlara işkence uygulanması ve idam
edilmeleri olmuştur. Al-i Halife rejimi aynı zamanda yüzlerce insanı da
vatandaşlıktan çıkarmıştır.
Bahreyn yetkilileri 2011’den beri sadece siyasi dernekleri
ve Şii dini liderlerini değil, aynı zamanda insan hakları aktivistlerini,
gazetecileri ve internet kullanıcılarını da hedef almış, toplu davaları
artırmış, siyasi partileri dağıtmış ve özellikle Şiiler olmak üzere Bahreyn
vatandaşlarına karşı geniş çaplı baskılar ve tutuklamalar gerçekleştirmiştir.
