Bakıri: “Güç Yoluyla Barış”, Mantığın Yerine Suç ve Vahşetin Konulması Demektir

İran İslam Cumhuriyeti Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreterliği Dış Politika ve Uluslararası Güvenlikten Sorumlu Yardımcısı Ali Bakıri Keni, ABD’nin ilan ettiği “güç yoluyla barış” politikasını eleştirerek, bu yaklaşımın akılcılık, diyalog ve etkileşimin bir kenara bırakılması; bunların yerine zorbalık, suç ve vahşetin geçirilmesi anlamına geldiğini söyledi.

Fars Haber Ajansı’nın siyasi muhabirine konuşan Bakıri, önemli bir etkinlikte bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, bunun İslam Devrimi’nin şehit liderinin aydınlık ve parlak düşünce ile yaşam tarzının devamının tezahürlerinden biri olduğunu ifade etti.

Bakıri, yıllar boyunca İran halkının ve bu aydınlık yolu benimseyenlerin, onun yaşadığı ve çalıştığı bu mekânda kendisini ziyaret ettiğini ve tavsiyelerinden yararlandığını söyledi.

Bu mekânın İran halkı ve dünyanın tüm özgür insanları için saygın ve değerli bir yer olduğunu belirten Bakıri, ancak “Amerikalı terörist başkan” ve Siyonist rejimin bu mekâna saldırarak liderlerini şehit etmeleriyle buranın kutsal bir toprağa dönüştüğünü ifade etti.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreterliği Dış Politika ve Uluslararası Güvenlik Yardımcısı, bugün bu kutsal mekânda hem nurun hem de karanlığın tezahürünün görüldüğünü belirterek, bir tarafta ABD yönetimi ve Siyonist rejimin suç ve vahşetinin, diğer tarafta ise bu kutsal kan sayesinde yeniden hayat bulan ve tarih yazan büyük bir milletin sevgi, canlılık, hareket ve dinamizminin bulunduğunu söyledi.

Bakıri, İran halkının yıllar ve on yıllar boyunca aşağılanmaya maruz kaldığını, çünkü ülkeye hâkim olan yönetimlerin millete zillet ve küçümsenmeden başka bir şey getirmediğini ifade etti.

Bu nedenle geçmişte daima tarihin parlak sayfalarında gurur duyulacak örnekler arandığını belirten Bakıri, bugün ise İran halkının, şehit liderinin rehberliği ve kanı sayesinde bizzat kendisinin tarih yazan ve gurur kaynağı olan bir millet haline geldiğini söyledi.

Bakıri, İran halkının bugün İran, İslam, Şiilik dünyası ve tüm özgür halklar için kalıcı bir onur oluşturduğunu; sarsılmaz iradesi, güçlü inancı ve kırılmaz kararlılığıyla hak yolunda bütün karanlıklara, suçlara ve vahşetlere karşı durduğunu ifade etti.

ABD’nin politikalarına değinen Bakıri şöyle konuştu:

“ABD Başkanı açıkça ‘güç yoluyla barış’tan söz ediyor. Güç yoluyla barış demek; aklı, mantığı, diyaloğu ve etkileşimi ayaklar altına almak ve bunların yerine vahşeti, insan öldürmeyi ve suçu koymak demektir.”

Bakıri, bu kazanımın Ruhollah Khomeini tarafından başlatılan hareketin sonucu olduğunu ve İslam Devrimi’nin şehit liderinin bunu ileri görüşlülükle sürdürdüğünü söyledi.

Bugün İran milletinin ve insanlığın düşmanının gerçek yüzünü açıkça sergilediğini belirten Bakıri, artık düşmanı tanımak için karmaşık analizlere ihtiyaç olmadığını, çünkü onun mahiyetinin ortaya çıktığını ve tarihin doğru yönünün her zamankinden daha net görüldüğünü ifade etti.

Bakıri, şehit liderlerinin kanının bugün dünyanın dört bir yanında aktığını ve bu gerçeği herkes için görünür hale getirdiğini söyledi.

Konuşmasının devamında, İran halkının şehit liderinin rehberliğinde İran ve dünya tarihinde parlak bir sayfa açtığını belirten Bakıri, ABD ve Siyonist rejimin vahşeti karşısındaki direnişiyle, hak yolunda duran bir milletin dünyanın en güçlü ordularını bile yenilgiye uğratabileceğini gösterdiğini ifade etti.

“Bugün Amerika’yı yenmiş olmaktan gurur duyuyoruz ve Amerika yenilmiştir.” diyen Bakıri, Trump’ın düşmanca davranışlarını ve saldırgan politikalarını sürdürmesine rağmen bunun da aslında onun başarısızlığının göstergesi olduğunu savundu.

Bakıri ayrıca, ABD içinde de bilinçli siyasetçi ve uzmanların Amerika’nın stratejik yenilgisini ve Trump’ın İran halkına karşı uyguladığı politikaların başarısızlığını kabul ettiklerini söyledi.

Bu doğru yolun ve şehit liderlerinden miras kalan bu parlak çizginin İran halkı için değerli ve kalıcı bir sermaye olacağını belirten Bakıri, bunun gelecekte de diğer milletlere ilham vereceğini ve hak arayışı ile zulme karşı mücadelede yol göstereceğini ifade etti.

İran İslam Cumhuriyeti’nin dünya kamuoyundaki konumuna değinen Bakıri, farklı ülkelerin yetkililerinin İran’ın gücünü açıkça kabul ettiğini ve bunu beyanlarında dile getirdiklerini söyledi.

Bunun yalnızca devlet yetkilileriyle sınırlı olmadığını ifade eden Bakıri, dünyanın farklı bölgelerinde sıradan insanların da İran’a saygı gösterdiğini belirtti.

Bakıri, İran bayrağı taşıyan bir araçla seyahat ederken kendilerini tanımayan kişilerin yalnızca İran İslam Cumhuriyeti bayrağına duydukları saygı nedeniyle el sallayıp selam verdiklerine birçok kez tanık olduğunu söyledi.

Bu başarının İslam Devrimi’nin eseri ve şehit liderin akıllı liderliğinin sonucu olduğunu belirten Bakıri, onun dini kültürü yaygınlaştırarak milletlere doğru yolu gösterdiğini ifade etti.

Bu yaklaşımın örneklerinden birinin, şehit liderin Avrupa ve Amerika’daki gençlere ve üniversite öğrencilerine gönderdiği mesajlar olduğunu söyleyen Bakıri, bu mesajların Batılı gençlere aydınlık yolu gösterdiğini ve birçok kişinin gerçeği daha iyi anlamasını sağladığını belirtti.

Bakıri, aynı sürecin insan hakları savunucusu olduklarını iddia edenlerin gerçek yüzünü de ortaya çıkardığını ifade ederek, yıllarca insan hakları söylemi kullananların bugün açıkça zorbalık, suç ve tahakküm politikalarına yöneldiğini söyledi.

ABD Başkanı’nın zor kullanmaya dayalı politikasının da aslında bu yaklaşımın açık bir itirafı olduğunu belirten Bakıri, bunun akılcılık, insanlık ve mantıkla bağdaşmadığını, insanlık için bir gelecek sunmadığını ve yalnızca belirli bir grubun çıkarlarını hedeflediğini ifade etti.

Bakıri, İran halkının şehit liderlerinin ve yıllar boyunca verilen diğer şehitlerin kanından ilham alarak bu yolu daha büyük bir kararlılık, umut ve güvenle sürdüreceğini söyledi.

“Zafer, başarı, onur ve izzet; büyük İran milleti ve tüm özgür milletler için ilahi bir vaat ve Allah’ın onlar için takdir ettiği kaderdir.” dedi.

ABD ve Siyonist rejimin işlediği suçlara değinen Bakıri, özellikle İslam Devrimi Lideri’ne yönelik suikastın tarihte benzeri olmayan tarihî bir suç olduğunu ifade etti.

Minab Okulu ve Lamerd olaylarını da aynı suç zincirinin parçaları olarak değerlendiren Bakıri, bu tablonun diğer tarafında ise İran halkının cesur direnişi, silahlı kuvvetlerin kahramanca mücadelesi ve Seyyid Mücteba Hamenei’nin liderliğinin bulunduğunu söyledi.

Bu kazanımların aydınlar, medya mensupları ve sanatçılar tarafından anlatılması gerektiğini vurgulayan Bakıri, İran halkının başarısının temel sırrının kendi inancı ve içsel güveni olduğunu belirtti.

Bu inancın akıllı bir liderlik sayesinde oluştuğunu söyleyen Bakıri, bunun bütün milletlerin yararlanabileceği bir model olduğunu ifade etti.

Düşmanın daha derin hedeflerine de değinen Bakıri, liderlerinin Ramazan ayında çalışma ofisinde şehit edilmesi ve Minab’daki öğrencilerin saldırıya uğramasının, düşmanın yalnızca maddi hedefler peşinde olmadığını gösterdiğini söyledi.

Trump’ın da ifade ettiği gibi asıl hedefin İran medeniyeti olduğunu ileri süren Bakıri, bunun bağımsızlık düşüncesini ve iç kapasitelere dayanarak ilerleme anlayışını hedef aldığını belirtti.

Bakıri son olarak, ABD’nin bütün ülkelerin kendilerine bağımlı olması gerektiğini savunduğunu, buna karşılık İran halkının, İmam Humeyni’nin ve “Hazret-i Ağa”nın dünyaya sunduğu modelin bunun tam tersi olduğunu söyledi.

İslam Devrimi Lideri ve diğer şehitlerin temiz kanının bütün komploları ve aldatmacaları ortadan kaldırdığını ifade eden Bakıri, bunun İslam Devrimi’nin parlak gerçekliğini dünya milletlerine bir kez daha gösterdiğini belirtti.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın