Bağdat’ın Ülke Güvenliği Konusunda Zorlu Sınavı

Yanlış hesaplamalarla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-ABD saldırısı, halkın ve direniş güçlerinin silahlarına olan bağlılığını daha da artıracaktır.

Bölgesel gerilimin tırmandığı bir dönemde, Suudi Arabistan ile ABD’nin Haşdi Şabi güçlerinin mevzilerine yönelik ortak saldırısı Irak’taki dengeleri değiştirdi; Riyad ile yakınlaşma sürecini tehdit etti ve egemenlik, silahlanma ile iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda geniş çaplı tartışmalara yol açtı.

Suudi Arabistan ve ABD’nin saldırısından sonra Irak hükümetinin zorlu sınavı

El-Ahbar’ın haberine göre, birkaç gün önce Haşdi Şabi güçlerinin Irak’ın yedi ilindeki karargâhlarını hedef alan Suudi Arabistan-ABD saldırısı, Bağdat ile Riyad arasındaki ilişkiler açısından siyasi ve güvenlik bakımından bir dönüm noktası niteliği taşıyor ve Irak hükümetini, yeni Başbakan Ali ez-Zeydi’nin göreve gelmesinden bu yana karşı karşıya kaldığı en karmaşık sınavlardan biriyle yüz yüze bırakıyor.

Son verilere göre 20 kişinin hayatını kaybettiği ve 30’dan fazla kişinin yaralandığı ABD-Suudi Arabistan saldırısı, Irak ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşma ve ilişkilerin güçlendirilmesini yeniden tehlikeye atarken, Irak’ta silahların yalnızca devletin elinde toplanması dosyasını da yeni bir aşamaya taşıdı. Bu gelişme, Irak hükümetinin Iraklı grupların silahlarını teslim etmesi yönündeki baskılarının arttığı ve bunun, ABD ile Suudi Arabistan’ın saldırısına karşılık verilmesini talep eden ulusal ve halk talepleriyle aynı döneme denk geldiği bir ortamda yaşandı.

Irak Hükümet Sözcüsü Basim el-Ubudi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Haşdi Şabi’ye yönelik saldırının Irak hükümetiyle koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki iddiasını yalanlayarak, Irak’ın Suudi Arabistan ve ilgili diğer ülkelerden, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların Irak topraklarından gerçekleştirildiğini kanıtlayan deliller sunmalarını istediğini vurguladı.

El-Ubudi ayrıca, Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı’nın, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların Irak topraklarından yapıldığı iddiasını doğrulayan hiçbir kanıt almadığını, buna rağmen Irak hükümetinin bölgesel bir savaşa sürüklenme niyetinde olmadığını söyledi.

Irak hükümetinin bu tutumuna paralel olarak Koordinasyon Çerçevesi hızla harekete geçti ve Başbakan ez-Zeydi başkanlığında olağanüstü bir toplantı düzenledi. Toplantıya katılanlar, ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’a yönelik saldırısını kınayarak bunun uluslararası hukukun ihlali olduğunu, bölgesel güvenliği tehdit ettiğini ve gerilimin kontrol altına alınmasına yönelik çabaları daha da karmaşık hâle getirdiğini belirttiler.

Irak Ulusal Güvenlik Konseyi, Dışişleri Bakanlığı’na bu saldırının uluslararası platformlarda belgelenmesi için gerekli girişimlerde bulunması talimatını verdi. Bu arada Sadikun Grubu, parlamentonun olağanüstü toplanmasını, bir soruşturma komisyonu kurulmasını, güvenlik anlaşmalarının gözden geçirilmesini ve hava savunma sisteminin geliştirilmesinin hızlandırılmasını talep etti.

ABD-Suudi Arabistan saldırısından sonra Irak direnişinin silahları dosyasında yeni dönem

Ancak bu konudaki en önemli gelişme, Irak’taki direniş gruplarının silahları meselesiyle ilgiliydi. ABD-Suudi Arabistan saldırısından sadece birkaç saat sonra Haşdi Şabi Genelkurmay Başkanı Abdülaziz el-Muhammedavi (Ebu Fedek), direniş güçlerinin silahlarının teslim edilmesine kesin olarak karşı çıktığını açıkça ilan etti.

Bu tutum, Irak’taki siyasi çevrelerde direniş gruplarının silah meselesine ilişkin yaklaşımında önemli bir değişimin göstergesi olarak değerlendirildi.

Irak direniş gruplarının liderlerinden Kazım el-İbrahimi, El-Ahbar’a yaptığı açıklamada, yaşananlardan sonra silahların teslim edilmesi konusunun artık kapsamlı biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

El-İbrahimi şöyle devam etti: “Suudi Arabistan’ın Irak’a yönelik son saldırısı, Suudilerin geçmiş yıllarda Irak’ı teröristler ve bombalı araçlarla doldurduğu günleri hatırlatmaktadır. Bugün ise yeniden Irak’ın resmî güvenlik güçlerini bombalamaya başlamışlardır.”

Iraklı direniş lideri, direniş gruplarının şu anda hükümetin bu vahşi düşman saldırısına karşı nasıl bir tavır alacağını beklediğini ve hükümetin bu saldırıyla nasıl mücadele edeceğinin görülmesi gerektiğini vurguladı.

Ayrıca, Irak’ın egemenliğinin ihlal edilmesinin, saldırının büyüklüğüyle orantılı kararlı bir tutumu gerektirdiğini ifade etti.

Görünüşe göre Irak direnişinin bu yaklaşımı, ülkedeki siyasi güçlerin büyük çoğunluğu tarafından da destekleniyor. Söz konusu çevreler, ez-Zeydi’nin Suudi Arabistan ziyaretinin askıya alınmasını talep ederken, silahların yalnızca devletin kontrolünde olması konusundaki her türlü tartışmayı, hükümetin öncelikle kendi askerî kurumlarını dış saldırılara karşı koruma kapasitesine bağladı.

Suudi Arabistan-Irak ilişkilerinin geleceği

Bölgesel askerî ve güvenlik uzmanı Cevdet Kazım, Irak’ın kendi hava sahasını koruyabilecek gelişmiş bir hava savunma sistemine sahip olmamasının bedelini ödediğini söyledi.

Kazım, komşu bir ülkenin Irak topraklarını hedef almasının iyi komşuluk ilkelerinin ihlali ve çatışmaları düzenleyen kuralların aşılması anlamına geldiğini belirterek, Suudi Arabistan’ın bu saldırıyı, Irak topraklarından Suudi Arabistan’a saldırı düzenlendiğine dair kesin bir kanıt sunmadan gerçekleştirdiğini ifade etti.

Askerî uzman, yaşanan bu saldırının Irak’taki direniş gruplarının silahlarına daha sıkı sarılmasına yol açacağını ve hükümetin silahların devlet tekelinde toplanması projesini uygulamada daha büyük zorluklarla karşılaşacağını vurguladı. Çünkü direniş grupları ve Irak halkı, ABD ile Suudi Arabistan’ın gerçekleştirdiği bu saldırının ardından silahlarını güvenliklerinin teminatı olarak görmektedir.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Ali eş-Şemmeri de bu konuda yaptığı değerlendirmede, yaşananların Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri son yılların en tehlikeli dönemine soktuğunu söyledi.

Eş-Şemmeri, Irak topraklarını hedef alan her saldırının, Suudi Arabistan bunu meşru müdafaa olarak göstermeye çalışsa bile, siyasi ve güvenlik alanında bir yüzleşme ilanı anlamına geldiğini ifade etti.

Ayrıca mevcut şartlarda ez-Zeydi’nin Suudi Arabistan ziyaretinin neredeyse imkânsız hâle geldiğini belirterek, Bağdat ile Riyad arasında gerçekleşecek herhangi bir siyasi yakınlaşmanın, mevcut koşullarda Irak’taki etkili güçlerin geniş çaplı muhalefetiyle karşılaşacağını vurguladı.

Uluslararası ilişkiler uzmanı, Suudi Arabistan ile Irak arasındaki ilişkilerin, Suudi Arabistan ikna edici hukuki gerekçeler sunmadığı veya diplomatik yollarla krizi kontrol altına almaya yönelik bir girişim başlatmadığı sürece, uzun bir soğukluk ve gerginlik dönemine girmesinin beklendiğini söyledi.

not: bu analiz tasnimnews sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın