Temsilcisi Mecid Taht Revançi, işgalci İsrail’in, Filistinli Hristiyanlar ve
Müslümanları ortadan kaldırarak Kudüs’ü Yahudileştirmek ve demografik yapısını
değiştirmek için “eşi benzeri görülmemiş provokasyonlara
başvurduğunu” söyledi.
Revançi, işgalci İsrail ve
Filistin arasında yaşanan krizi görüşmek üzere toplanan BM Genel Kurulu
toplantısında konuştu.
İşgalci siyonist İsrail’in
Filistinlilere yönelik şiddet, terör ve baskı politikaları uyguladığını ifade
eden Revançi, “İsrail’in işgal edilmiş bölgelerdeki acımasız politikaları
ve uygulamaları, 70 yıldan fazla süredir Filistin halkının temel insan
haklarını ve onurunu ihlal etmeye devam ediyor” dedi.
Bunun sonucunda da Filistinlilerin
topraklarından, mülklerinden ve işlerinden atıldığını, şiddet, terör ve
sindirmeye maruz bırakıldıklarını belirten Revançi, şöyle devam etti:
“İsrail rejimi, ayrımcı ve
ırkçı apartheid politikaları doğrultusunda, Filistinlilerin kendi kaderini
tayin hakkını ‘tek Yahudi devleti’ adı altında tamamen ortadan kaldırdı. Bunun
yanı sıra Filistinli Hristiyanlar ve Müslümanları ortadan kaldırarak Kudüs’ü
Yahudileştirmek ve demografik yapısını değiştirmek için eşi benzeri görülmemiş
adımlar atmış ve provokasyonlara başvurmuştur. Sürmekte olan küresel bir salgının
ortasında İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri saldırısı, gazetecilere de ev
sahipliği yapan binalar dahil olmak üzere tüm binaları yerle bir etti ve
kentteki hayati öneme sahip sivil altyapıya da büyük zarar verdi”
ifadelerini kullandı.
Gazze’deki saldırılarda onlarca
çocuğun öldürülmesine rağmen ABD’nin işgalci İsrail’e verdiği desteğe tepki
gösteren Revançi, Washington yönetiminin Filistinlilere karşı işlenen suçların
ortağı olduğunu söyledi.
ABD yönetiminin aksine
Filistinlilerin kendilerini savunma hakkı olduğunu belirten Revançi,
“Filistinlerin bu ırkçı apartheid rejiminin zalimce taktiklerine karşı
koyma hakkına sahip olduğunu vurguluyoruz. El Aksa camisini çevreleyen başka
bir Arap mahallesinin gasp edilmesi, bazı Arap devletlerinin İsrail’le normalleşme
adımlarının da boş olduğunu kanıtlıyor.” dedi.
ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkı olduğunu vurgulayarak,
sorunun tek çözüm yolunun Filistin’deki Müslüman, Hristiyan ve Yahudiler dahil
olmak üzere tüm yerel sakinlerin ve evlerinden ayrılmak zorunda bırakılan
Filistinli mültecilerin katılımıyla referandum düzenlenmesi olduğunu sözlerine
ekledi.
