gözetmeden keyfi şekilde Filistinli vatandaşları tehcir eden işgal rejimi İsrail’e
tepki geldi.
Birleşmiş Milletler teşkilatı, el-Halil’in güneyindeki
Mesafir Yatta bölgesinde yaşayan Filistinlilerin zorla tehcir edilmesini 4.
Cenevre Anlaşması’na çok açık bir şekilde muhalefet edilmesi anlamına geleceği
ve savaş suçu sayılacağına dair işgalci İsrail’e uyarıda bulundu.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi tarafından yapılan
açıklamada, uluslararası hukukun işgal edilen Filistin topraklarında yaşayan
Filistinli sivillerin zorla yurtlarından çıkarılmasına engel teşkil ettiğine
dikkat çekerek, Siyonist İsrail’in zorla tahliye, kasıtlı yıkım, askeri eğitim
gibi çalışmalar da dahil tüm zorlayıcı tedbirlerine son vermesi gerektiğini
hatırlattı.
OCHA yaptığı açıklamada, 55 yıldan beri devam eden işgal
süresince sürdürülen göçe zorlama ve işgal edilmiş toprakların kimliğini
değiştirme çabalarının uluslararası hukuka ve hukuki açıdan bağlayıcı sayılan
Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğunu dile getirdi.
Açıklamada Mesafir Yatta bölgesinde toplamda 569’u çocuk
1150 kişiden oluşan 215 Filistinli ailenin evlerinin yıkılması tehdidiyle karşı
karşıya olmaları sebebiyle büyük sıkıntı yaşadığına dikkat çekildi. Bunun yanı
sıra civardaki kaçak işgalci yerleşim merkezlerinde ikamet eden yerleşimcilerin
sürekli devam eden tehdit ve saldırılarına maruz kaldıkları ifade edildi.
BM kararlarında ve uluslararası hukuka göre İsrail işgal
rejiminin, siyonistlerin 1967 Haziran Savaşı’nda ele geçirdiği Batı Şeria’nın
ve Doğu Kudüs’ün tamamı üzerindeki varlığı işgal ve bu bölgelere inşa edilmiş
olan işgalci yerleşim merkezlerinin tümü de gayrimeşru olarak tanımlanıyor.
El-Halil’in Mesafir Yatta bölgesinde de, “askeri eğitim
alanı” olduğu iddiasıyla 12 yerleşim bölgesinin boşaltılması yönündeki
işgal ve gasp kararına yapılan itiraz işgal rejiminin Kudüs’teki Yüksek
Mahkeme’si tarafından reddedilmişti. Bu karar ise dört bin civarında
Filistinlinin tehcir edilmesi anlamına geliyor.
İşgal rejiminin bütün bu arazilere el koymasının asıl amacı
ise buraları işgalci göçmenlere verebilmek için oraların asıl sahiplerini göçe
zorlamak.
Cenevre Haklar ve Özgürlükler Konseyi konuyla ilgili
açıklamasında işgal rejimi Yüksek Mahkemesi’nin kararının bir savaş suçu
olduğuna dikkat çekmişti.
