Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında radikkaler ve ılımlılar kavramlarını kullanarak ikililik yaratmaya çalışıtığını vurguladı.
şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
1- Düşmanın; Devrim kuvvetlerini sistemin ilke ve esaslarından uzaklaştırmak, düşmanların zorbalıkları karşısında müsamaha ve gevşeklik göstermelerini sağlamak amacıyla kullandığı yanıltıcı hilelerden biri, “aşırı” (radikal/sertlik yanlısı) ve “ılımlı” kavramlarının ve anlamlarının tahrif edilmesidir. Dış düşmanlar ve yerli batı yanlısı akımlar; İslam’a ve Devrim’e olan inanç ve değerlerinde kararlı duran kişileri “aşırı”! olarak tanıtmaya, buna karşılık muhalif rüzgarlarda ilkelerden ve esaslardan taviz veren, milli çıkarları görmezden gelen kişileri ise “ılımlı”! olarak adlandırmaya ısrar etmektedir. Ne yazık ki aşırı ve ılımlı kelimelerinin bu sahte tanımı, yıllardır bazı batı yanlısı kişiler ve siyasi partiler tarafından kullanılmakta olup özellikle bugünlerde kullanımı daha da artmıştır. Bu iki kelimeyi kullananlar, düşmanın sinsice tasarladığı şu bariz hileyi gözden kaçırmaktadır: “Ilımlılık”, “aşırılığın” karşıt noktası değildir. Eğer aşırılığı ilkeler ve esaslar üzerinde durmak ve kararlılık göstermek olarak kabul edersek —ki öyledir— bunun karşıt noktası itidal değil, “sapma”dır.
2- Düşman, medyası ve kendisine paralel siyasi akımlar aracılığıyla siyasi kültürümüze enjekte ettiği ve etmeye devam ettiği söylemde, ılımlılığı “itidal” olarak tercüme etmekte ısrar etmektedir! Ne yazık ki bazı gafiller ve saf zihinliler de bu yanlış tercümeyi kabul etmekte, hatta bunu kanıtlamak için Allah’ın kelamından ve Masumların (a.s.) hadislerinden delil getirmektedir. Örneğin Allah’ın kelamında geçen “Ve kezâlike cealnâkum ummeten vasatan…” (Biz sizi orta bir ümmet kıldık…) ayetini iddia etmekte ya da Hz. Emirü’l-Müminin’in (a.s.) Nehcü’l-Belağa’daki şu sözüne işaret etmektedirler: “El-Yemînu ve’ş-şimâlu madalletun ve’t-tarîku’l-vustâ hiye’l-câdde…” (Sağ ve sol sapıklıktır; orta yol ise ana yoldur…) Hz. Emir’in (a.s.) bu sözü, sağa veya sola sapmanın (Allah’ın ilkelerinin ve sırat-ı müstakiminin dışındaki her şeyin) sapıklık olduğu anlamına gelir. Tıpkı Devrim’in benimsenmiş o hikmetli sloganı gibi: “Ne doğu, ne batı; İslam Cumhuriyeti”. Kur’an’ın büyük müfessirleri de “orta ümmet” kavramını, Allah’ın yolunda ilerleyen, yolun sağına soluna, orasına burasına sapmayan ümmet olarak tanımlamıştır.
3- Şimdi Şehit Devrim Lideri’nin bu husustaki hikmetli açıklamasına ve tespiti üzerine bakınız. Şehit Liderimiz şöyle buyurmaktadır: “Düşmanın siyasi söylemini kullanmayalım. Ben bu konuyu özellikle çeşitli siyasi, resmi ve sivil görevlerde bulunan değerli dostlarımıza ve kardeşlerimize vurguluyorum; düşmanın söylemini kullanmayın. Devrim düşmanları ilk günden itibaren aşırı ve ılımlı söylemini ortaya attılar. ‘Filanca aşırıdır, falan akım aşırıdır, falan akım ılımlıdır’ dediler. O gün onların gözünde en aşırı kişi Büyük İmam’dı; bugün de en aşırı kişi onların gözünde bu fakir kuldur. ‘Ilımlı’ güzel bir kelimedir ama İslam bu şekilde konuşmaz; İslami öğretileri anlayalım. İslam, ortadan ve ‘vasat’tan yanadır: ‘Ve kezâlike cealnâkum ummeten vasatan’. Peki İslam’da ‘vasat’ nedir? Aşırının karşısı mıdır? Hayır, ‘vasat’, sapmış olanın karşısındadır: ‘El-Yemînu ve’ş-şimâlu madalletun ve’t-tarîku’l-vustâ hiye’l-câdde’.” Ve yine muhterem Lider’den şöyle aktarılmıştır: “Sırat-ı müstakimde hızlı gitmek (aşırı gitmek) kötü bir şey değildir; ‘Sâbiqû ilâ mağfiretin min rabbikum’ (Rabbinizden bir bağışlanmaya yarışın); daha ileri gidin. Bugün ülke sınırları dışından ‘aşırı’ diyenlerin bir amacı ve kastettikleri bir anlam vardır. İçerideki dostlarımız ve kardeşlerimiz düşmanın kastettiği şeyi tekrarlamamaya dikkat etsinler. Onların ‘aşırı’ dedikleri kişiler, Devrim yolunda daha kararlı ve daha dirençli olanlardır; Hizbullahçıları aşırı olarak adlandırıyorlar. ‘Ilımlı’ ise onların karşısında teslim olan kimsedir.” Sanki değil, kesinlikle Şehit Liderimiz bu günleri görmüş ve ümmeti düşmanların hilelerine karşı önceden uyarmıştır.
4- Şimdi, güya ıslahatçı olduğunu iddia eden falan partinin bildirisine, tweetlerine, mülakatlarına ve yazılarına şöyle bir göz atın! Ne görüyorsunuz? Bildirilerinin, açıklamalarının ve tweetlerinin her yerinde [kendi deyimleriyle] “aşırıları” kınadıklarını görüyorsunuz! Ve “aşırılar”! derken neyi kastettiklerinin izahında da yine dış düşmanların o sahte tanımını müşahede ediyorsunuz! “Aşırılar savaş çığırtkanıdır!”, “Aşırılar onurlu bir barışın [siz bunu şerefsizce bir teslimiyet olarak okuyun] önündeki engeldir!”, “Aşırılar şöyledir, böyledir, şöyledir!” Kayda değerdir ki daha dün, Siyonist rejimin alçak Başbakanı Netanyahu da bir mülakatında Siyonist rejimle savaşmaya adanmış ve hazır kuvvetleri “aşırı”! olarak tanıtmada ısrar ediyordu!
5- Ve son olarak, İslam Devrimi’nin 47 yıllık tarihine ve özellikle bugünlerde 12 Günlük Dayatılan Savaş ile Ramazan Savaşı sürecinde tanık olduğumuz olaylara şöyle bir göz atın! Fedakarlıkları, kararlılığı, halk sevgisini, dürüstlüğü, İran’ın ve bu toprağın halkının yiğitçe ve fedakarca savunulmasını kimlerin arasında buluyorsunuz? Ilımlılık sloganı atanların arasında mı?! Yoksa düşmanlara karşı direnişi, fedakarlığı ve halk sevgisini vurgulayan; dış düşmanlar ile batı yanlısı akımlar tarafından “aşırı” olarak adlandırılanların sicilinde ve şahsında mı?!
