Davutoğlu: Üçlü Çete Türkiye’ye 10 Yıl Kaybettirdi

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, AK Parti iktidarının son on yılını sert sözlerle eleştirdi. Siyasi tarihe geçecek bir “muhasebe” çağrısında bulunan Davutoğlu, isim vermeden hedef aldığı üç ismi “Türkiye’ye on yıl kaybettiren üçlü çete” olarak tanımladı. 

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin son on yıllık siyasi ve ekonomik tablosuna dair açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, ülkenin demokratik ve ekonomik gerilemesinden sorumlu tuttuğu üç figürü “kirli ittifakın sac ayakları” olarak niteledi.

“Düşük Profilli Başbakan Ve Yolsuzluk İddiaları”

Davutoğlu’nun hedefindeki ilk isim, kendisinden sonra göreve gelen eski Başbakan oldu. Seçimle gelmediği bir makamda “oturmakla” suçladığı bu ismi, uluslararası çaptaki iddialar üzerinden eleştiren Davutoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Birisi kazanmadığı bir seçimin üstüne oturmaya çalışan düşük profilli bir başbakan. Sonra hangi yolsuzluklarla Hollanda’da 28 milyar doları olduğu iddialarına bile cevap veremeyen birisi.”

“90’lı Yılların Kirli Artıkları”

Eleştirilerinin dozunu artıran Davutoğlu, ikinci hedef olarak eski İçişleri Bakanı’nı seçti. Bu ismin AK Parti’nin kuruluş ilkelerine aykırı bir figür olduğunu savunan Gelecek Partisi lideri, “90’lı yılların bütün kirli artıklarını, faili meçhulleri iktidara taşımak üzere AK Parti’ye sızmış bir İçişleri Bakanı” tanımını yaptı.

“Maceraperest Damat”

Davutoğlu’nun “üçlü çete” olarak tanımladığı yapının son halkası ise ekonomi yönetimindeki eski Bakan ve Cumhurbaşkanı’nın damadı oldu. Aile bağları üzerinden siyasi bir kariyer inşa edildiğini savunan Davutoğlu, bu dönemi şu sözlerle özetledi:

“Birisi de kayınpederine dayanarak ülkenin geleceğinde lider olmayı hayal eden maceraperest bir damat. Bu üçlü çete Türkiye’ye on yıl kaybettirdi.”

Davutoğlu, şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’de eskiden sağcı solcu diye bir ayrım vardı. Şu anda Türkiye’de temel ayrım; gözü doymayanlarla karnı doymayanlar arasında. Gözü doymayanların arasında devletin bütün teşviklerini alanlar, kur ve hazine garantili işletmeler, adrese teslim ihale alanlar, yolsuzluklar, kur korumalı mevduat zenginleri, maden yataklarını talan edenler, sahilleri talan edenler, 4-5 yüksek maaş alanlar. Bunların gözü hiç dolmuyor. Bir de karnı doymayanlar var. Vergiler, cezalar, enflasyon altında ezilen halk. Yüksek faizle kapanan esnaf dükkanları, KOBİ’ler, 6 trilyon aşan bireysel krediler, borçlar, topraktan kopan çiftçiler, açlık sınırının altında kalan asgari ücretliler, maaşları her öğün simit çay yese ayın sonuna getiremeyecek olan emekliler. Toplum şu anda bu iki kesime bölünüyor. Eskiden gözü doymayanlar genellikle ülke içindeydi. Kur Korumalı Mevduata (KKM) hepimiz karşı çıktık. Daha da vahim bir KKM şu anda gündemde. Nedir o; yabancıya giden KKM. Sayın Mehmet Şimşek, iyi bir ekonomi yönetimi altında ve sağlam bir siyasi irade altında hukuk, eğitim ve bütün bir sistemi yöneten bir irade altında çok iyi bir teknisyendir. Ama finansçı niteliğiyle yapmaya çalıştığı tek şey dışarıya gidip ‘bize biraz daha para gönderin’ diye göstergeleri ayarlamaktan ibarettir.

“Türkiye’yi Yabancılara Soyduruyorsun”

Dünyada en yüksek en yüksek dolar getirisi Türkiye’de. Nasıl; bu sene 1 Ocak’ta 100 bin dolar birisi yurt dışından getirip Türkiye’ye Türk lirasına bozdurup faizi yatırsa 43.40 kuruş üzerinden bozdursa yüzde 36 ile bu yabancı 5 milyon 902 bin 400 lirası olacaktı yıl sonunda. Eğer 12 Aralık 2026’da kur 57.30 olursa denk gelecek başa baş gelecek. Kur 50 olursa ve bu adam sonunda bu parayı aldığı parayı dolara çevirirse 118 bin 48 lira oluyor. Yani 100 bin dolar yatırıp 118 bin dolara çıkarıyor. Dünyada yüzde 18 dolar faizi görünmemiş bir şey. Arkadaşlar bu da kur korumalı mevduat. Hem de yabancıya verdiğiniz kur korumalı mevduat. Kur sabit kalacak ve size bu garantiyi temin ediyordu. Teminat veriyoruz diyorsunuz. Sayın Mehmet Şimşek çok doğru bir kararla kur korumalı mevduatı kaldırdın ama bu faiz politikanla Türkiye’yi yabancılara soyduruyorsun.

“Sadece Finans Parametreleriyle Bir Ülke Düzelmez”

Dün enflasyon rakamları açıklandı yüzde 32,37. Mehmet Şimşek göreve başladığında enflasyon yüzde 38,21’di. Bu kadar sıkı para politikası takip edildi, vergiler, cezalar… Geldiğimiz yer aynı. Sadece finans parametreleriyle bir ülke düzelmez. Üretimi yok ederseniz bir ülkenin ekonomisi ayağa kalkmaz. Siyasi iradeyi yönetemiyorsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz. Dış ticaret açığı Mart ayında yüzde 50 artı artı ve 11.2 milyara ulaştı. Cari açık Şubat sonu 35.4 milyara çıktı. Eğer kur böyle devam ederse, kur oynamazsa ihracat daralmaya devam edecek. Dış ticaret açığı gittikçe açılacak. Cari açık artacak ve Türkiye bir felaketin eşiğine gelecek. Kuru serbest bırakıp da kur 50 lirayı 60 liraya doğru çıktığı zamansa şimdi çok övündükleri, kur baskılanarak yaptıkları hesap 1.2 trilyona Türkiye’nin gayri milli hasılası geri düşer. Çözüm ne düşünüyorlar; varlık barışı. Ben üç şeyin barışından korkarım. Birisi varlık barışı dedi mi yine bir dümen var derim. Türkiye’den kaçırılan paralar kara para aklama içeri geri gelecek demektir. Bir de imar barışı dedin mi ben yine korkarım. Bu mekanların talanı anlamına gelir. Toprağın talanına imar barışı diyorlar. Sermayenin milletin hazinesinin talanına da varlık barışı diyorlar bunlar. Vergiden kaçırıp yurt dışına giden parayı geri getireceksiniz buna barış diyeceksiniz.

 

ajanslar

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın