danışmanı olan Amerikalı diplomat Dennis Ross şunları söyledi: ‘İran bizden
olması gerektiği gibi korkmuyor.’
Ross, Çarşamba günü yayınlanan
Siyonist yayın kuruluşlarından “İsrail Hayom’a” verdiği röportajda
şunları söyledi: ‘İran bizden olması gerektiği gibi korkmuyor. %60
zenginleştirme yolundalar. Görünüşe göre bazı öğeleri %83,7’ye kadar
zenginleştirmelerine izin veren bir deney yaptılar.
Bilgilendirme politikamızın
değişmesini ve daha net hale gelmesini istiyorum. Tüm seçeneklerin masada
olduğunu söylemek yerine demokrasiyi tercih ettiğimizi ve tercihimizin
diplomasinin bu sorunu çözmenin bir yolu olduğunu söylemeliyiz.
İran, nükleer altyapı alanında 40
yıl yatırım yaptığını ve bu yatırımı riske attığını bilmelidir. Yüzde 60
seviyesine kadar zenginleşmiş olmaları ve 16 kademeli yeni santrifüjlere,
gelişmiş IR6 santrifüjlere sahip olmaları, henüz atom bombası yapmaya karar
vermemiş olmalarına rağmen kendilerini bu silaha sahip olma yolunda konumlandırdıkları
anlamına geliyor.
Onlar sadece bu seçeneğe sahip
olmak değil, bunu tersine çevirmenin de zor olacağı bir noktaya ulaşmayı
planlıyorlar. Korkmuyorlar ve bu konuyu kendilerini tehlikeye atan bir konu
olarak görmüyorlar.
Bu nedenle, onlarla öyle bir
şekilde iletişim kurmalı ve konuşmalıyız ki, hem sözde hem de eylemde bir
şeylerin değiştiğini görmeliler.’
İran İslam Cumhuriyeti, 2015
yılında zalimane yaptırımları ortadan kaldırmak amacıyla Nükleer Anlaşmayı imzaladıktan
sonra sorumlu bir ülke olarak yükümlülüklerini kusursuz bir şekilde yerine
getirdi ve bu husus Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun 16 raporunda teyit
edildi. Ancak, ABD; Ocak 2017’de Donald Trump’ın Beyaz Saray’a girmesi ve
birkaç ön tedbirin ardından, Nükleer Anlaşma hükümlerine aykırı pozisyonlar
benimseyerek, 8 Mayıs 2018’de tek taraflı ve yasadışı bir şekilde bu anlaşmadan
geri çekildi ve İran’a yönelik ikincil yaptırımların aşamalarına geri dönüldü.
