Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında, ABD’nin İran’ın dondurulmuş varlıklarını Körfez ülkelerine verme planı hakkında uyarıda bulundu.
Şeriatmedarinin yazısı şu şekilde;
1- Reuters Haber Ajansı, isminin açıklanmasını istemeyen bir “bilgili kaynağa” dayandırdığı haberinde, “ABD’nin, İran’ın dondurulmuş varlıklarını, İran İslam Cumhuriyeti’nin saldırılarından kaynaklanan zararların yeniden inşası ve tazmini amacıyla Körfez ülkelerine devretme seçeneğini değerlendirdiğini” bildirdi.
Reuters’in haberinde ayrıca, “ABD’nin bu varlıkların geçmişte meydana gelen zararların tazmininde kullanılması seçeneğini de değerlendirdiği” ifade edildi.
Ajansın aktardığına göre, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bir ekibe İran İslam Cumhuriyeti tarafından geçmişte Körfez ülkelerine verildiği öne sürülen zararların maliyetini hesaplama talimatı verdi.
Açıktır ki eğer ABD böyle bir ahmaklığa başvurursa, yalnızca dünyanın herhangi bir yerindeki Amerikan askeri üslerini ve ekonomik merkezlerini füze ve İHA’larımız için meşru hedef olarak görmekle kalmayacağız; aynı zamanda İran’ın dondurulmuş varlıklarını teslim alan ülkelerin petrol ve ticari yük taşıyan gemi ve deniz araçlarına da kendi varlıklarımızı geri alma kapsamında el koyacağız.
Trump da biliyor ki ne Amerika’nın ne de onun müttefiki olan Arap devletçiklerinin, İran İslam Cumhuriyeti’nin böyle bir misillemesine karşı koyabilecek gücü vardır.
Ayrıca İran, Devrim Lideri’nin tavsiyesi doğrultusunda, uğradığı zararların tazmininden asla vazgeçmeyecektir.
Şehit lider İmam Hamenei, mesajında şöyle buyurmuştur:
“Düşmandan tazminat alacağız. Eğer bunu reddederse, uygun gördüğümüz ölçüde mal varlığını alacağız. Eğer bu da mümkün olmazsa, o ölçüde mal varlığını yok edeceğiz.”
2- Ancak bu madalyonun bir de diğer yüzü vardır. Eğer ABD, İran’ın dondurulmuş varlıklarını müttefik devletçiklere devretme yönünde böyle bir ahmaklığa kalkışırsa, şehit imamımızın öngörülerinden biri daha gerçekleşmiş olacaktır.
Şehit imamımız, 21 Mart 2016 tarihinde ABD’nin Suudi Arabistan’ı nükleer teknoloji ve balistik füze üretim merkezleriyle donatma kararına değinerek şöyle demişti:
“Bu bölgede ve hatta belki de dünyada Suudi yönetimi kadar kötü bir yönetim tanımıyorum. Suudi yönetimi hem baskıcıdır hem diktatördür… Böyle bir yönetime nükleer imkânlar sağlıyorlar. Onlar için nükleer santral kurulacağını açıkladılar, füze üretim merkezleri oluşturacaklarını duyurdular. Orada sorun yok; çünkü onlara bağlılar, onlara aitler. Eğer bunları kurarlarsa, şahsen rahatsız olmam. Çünkü biliyorum ki Allah’ın izniyle çok uzak olmayan bir gelecekte bunlar İslami mücahitlerin eline geçecektir.”
3- Merhum İmam’ın şu tavsiyesi de bugün için yol gösterici niteliktedir ve bütün işaretler bu tavsiyenin uygulanma zamanının yaklaştığını göstermektedir:
“Müslümanların zayıflığının ve İslam ülkelerindeki bozulmanın kaynağı yönetimlerdir… Halklar, İslam’ın ve milletlerinin çıkarlarına aykırı hareket eden yönetimlere karşı, İran halkının devrik Şah’a karşı yaptığı gibi davranmalıdır. Eğer milletlerinin yolunun tersine hareket eden yönetimlere karşı bu yöntem uygulanırsa, sorunlar çözülecek ve yabancıların İslam ülkelerindeki etkisi sona erecektir. Ben Yüce Allah’tan, ya yönetimleri uyandırıp onları İslam ve Müslümanların çıkarları doğrultusunda hareket ettirmesini ya da halkları onların üzerine galip kılarak onları ortadan kaldırmasını diliyorum.”
Şimdi Amerika’ya şu sözü söylemek gerekir:
“Dön ki Dönelim!”
