Rasthaber – ‘TÜRKİYE’NİN KÜRT DEVLETİ’NE KARŞI TUTUMU MANEVRA MI?’
El Hayat gazetesinden Hasan Haydar, “Türkiye’nin Kürt Devleti’ne yönelik muhalefeti bir manevra mı?” adlı makalesinde Türkiye’nin “bağımsızlık sonrası Kürdistan’da çıkarlarını garanti altına almak için böyle bir tutum takınmış olabileceğine” işaret etti:
“Türkiye 15 yıldır Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimi destekliyor. Ayrıca kendi toprakları içerisinde mücadele ettiği PKK’ye karşı da bölgesel yönetimle işbirliği yapıyor. Bölgesel yönetimle önemli derecede bilgi alışverişinde de bulunuyor. Hatta dışişleri bakanını 2013 yılında Bağdat’ı es geçerek Erbil’e göndermekle bölgesel yönetimin bağımsızlığını desteklemiş oldu. Bu durum o dönemlerde Nuri El Maliki hükümetiyle bir kriz çıkmasına neden olmuştu. Türkiye, bölgesel yönetimle önemli ticari ilişkiler kurdu. Bu bağlamda bölgesel yönetimin günlük üretilen 600 bin varil petrolünü dışarıya satmasına izin verdi. Diğer yandan Kuzey Irak’ın gıda ve diğer tüketim maddeleri konusundaki ihtiyacını karşıladı. Yani güvenilir bir ortaktan mecburi bir ortağa dönüştü.
Bu yüzden Türkiye’nin şimdiki tutumu, bağımsızlık sonrası Kürdistan’da çıkarlarını korumak ve garanti altına almak için bir manevra olabilir mi? Veya yeni haritalar çizilirken bölgesel güç olarak gücünü başkalarına dayatmak için olabilir mi?
Türklerin bu konuda ulaşacağı noktayı önümüzdeki günler gösterecek. Ancak geri adım atması için yol açık kalacak. Nitekim Türkiye diplomasisinin ‘sahadaki gerçeklik’ sloganı (özellikle de Suriye siyasetinde uygulanan) her zaman kullanılmaya hazırdır.”
ERDOĞAN’IN ‘YENİ LAWRENCE’LAR ÇIKIŞI
Rai Al Youm gazetesi başyazarı Abdulbari Atwan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yeni Lawrence’lar bu defa kaybedecek” şeklindeki çıkış yaptığı konuşmasını değerlendirdi:
“Keşke Cumhurbaşkanı Erdoğan bahsettiği komplolara karşı uyarısını seneler önce yapsaydı. Ayrıca keşke hem kendi ülkesinin hem de bölgenin bu komplolara bulaşmasına izin vermeseydi. Çünkü deliller gösteriyor ki bu komploların yeni sahası Türkiye, İran ve Irak olacak. Bunun arkasında da İsrail duruyor. Tıpkı Sudan’ın bölünmesinde rol oynadığı gibi ve tıpkı Etiyopya’nın Nil Nehri üzerinde yaptığı Nahda Barajı’nı Mısır’ı susuz bırakmak için desteklediği gibi. Dolayısıyla İsrail, Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğunu ve Sultan 2. Abdülhamit’in Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasına karşı çıktığını unutamaz.
100 yıl önce imzalanan ve Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına neden olan Sykes Picot Anlaşması, bugün yeniden ıslah ediliyor. Bu da Kürtlere devlet kurma hakkı veren ancak Kemal Atatürk tarafından boşa çıkarılan ve Lozan ile değiştirilen Sevr Anlaşması’nın uygulanmasını da beraberinde getirir. Peki Erdoğan’ın bu bahsettiği komploya karşı duracak mı? Bunun cevabını önümüzdeki birkaç haftaya bırakıyoruz.”
gazeteduvar
