Rasthaber – Sanırım Erdoğan, Pakistan’a bakıp Türkiye’nin geleceğini, Beşir’e bakıp kendi kaderini görüyor. O yüzden çekilmek ya da sıkı bir muhasebeyle hatalardan dönmek yerine yaklaşmakta olan son sahneye savaşarak gitmeye çalışıyor. Elbette bunun içerideki seçim hesaplarıyla da doğrudan ilgisi var.
Türkiye’nin son dönemlerde sahiplendiği olaylara, kefil olduğu ülkelere, kalkan olduğu örgütlere bir bakın; hepsi sorunlu. Bu tablo Türkiye’nin üzerine yapışan kötücül etiketin iyice oturmasına hizmet ediyor. Bu etiketi, geçen aralıkta, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymon McMaster “Türkiye ve Katar radikal ideolojilerin yeni sponsorları” diyerek dile getirdi. McMaster adil ve dürüst bir tablo sunmayabilir ama malzeme epeyce biriktiğinden pek çok coğrafyada bu yargı paylaşılıyor.
Maalesef Türkiye bu etiketi bizzat kendisi Suriye’de selefi-cihatçı örgütlere sürdürdüğü destekle kazandı. Ve tabii her koşulda Mısır’dan Suriye’ye, Tunus’tan Libya’ya kadar geniş bir alanda Müslüman Kardeşler’in hamisi kesilmesinin payı da büyük.
Katar’ın Körfez’deki eski dostları ile yaşadığı krize taraf olurken de arka planda sergilenen bir Müslüman Kardeşler dayanışmasıydı.
