Rasthaber – 25 Eylül’de Irak’ın kuzeyinde yapılması planlan ‘bağımsızlık referandumu’, İdlib’e yönelik ABD planları, Suriye’de ABD’nin desteğiyle PKK/YPG’nin ve IŞİD’in işgalini sürdürmesi gibi önemli konuların gündemde olduğu bir dönemde yapılan ziyaret, iki ülke arasında işbirliği adımı olarak yorumlandı. Aydınlık’a açıklamalarda bulunan Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı emekli Tümamiral Soner Polat, CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ve Rasthaber’in Genel Yayın Yönetmeni Ziya Türkyılmaz’un üst düzey askeri ziyaret ile ilgili değerlendirmeleri şöyle:
BATI’DAN KOPUŞUN GÖSTERGESİ
Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı emekli Tümamiral Soner Polat:
Bu görüşme askeri ilişkiler açısından devrim niteliğindedir. Bizim görev yaptığımız dönemde değil İran Genelkurmay Başkanı bir general, amiral gelse bile çok sansasyonel bir olay olurdu. Dolayısıyla bu sıradan bir ziyaret olarak değerlendirilemez.
Görüşme, Türkiye’nin Batı politikalarından uzaklaştığının çok önemli bir göstergesi. Çünkü böyle bir olduğu takdirde Batı dünyasında yani ABD, AB ve NATO’da kıyamet kopardı. Kendileri her türlü ilişkileri kuruyordu ama Türkiye için kırmızı çizgi olarak görülen bir konuydu
bu. Bu açıdan Türkiye’nin zincirlerini kopardığını artık bu denklemin dışına çıktığı görüyorum, bu çok önemli. Sonuçları itibariylede çok önemli olarak bunu hep birlikte göreceğiz. Ama hiçbir sonuç çıkmasa bile bu ziyaretin gerçekleştirilmesi başlı başına önemli bir olay ve mesajdır. Çünkü Türkiye önündeki sorunları ancak komşularıyla birlikte çözebilir ve şu anda da gerçek anlamda devlet olan, güçlü olan kendi ayaklarının üstünde duran komşusu İran’dır. Aynı zamanda İran sadece bir komşu değil bölgesel güç merkezidir. Bu çervede baktığımızda bu ziyaretin İdlib-Afrin denkleminin konuşulduğu dönemde gelmesi, 25 Eylül’deki ‘Barzanistan’ referandumunun hemen öncesinde yapılması son derece anlamlı. Bu ziyaret cesaretlerini kıracaktır. Demekki artık bölgesel meseleler iki ülke arasında birinci elden konuşulmaya, tartışılmaya başlandı. Eğer Türkiye ve İran bu işbirliğini PKK’yla mücadele zeminine yönlendirirse ABD’nin bütün desteğine rağmen çok kısa süre içinde PKK’da önemli çözülmeler başlar.
AKP POLİTİKASINI DEĞİŞTİRİYOR
Eski Türkiye Musul Başkonsolosu ve CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz:
İran’la uzunca bir süre Suriye ve Irak konularında farklı eksenlerde yer alındı. Irak’ta Haşdi Şabi’nin İran tarafından desteklenmesi ve hükümetin Haşdi Şabi’ye karşı tutumu ve mezhepçilik ekseni yani bir tarafta Sunni dünyanın korumacılığına soyunan AKP diğer tarafta Şii dünyanın korumacılığını yapmak isteyen İran’ın bir mücadelesiydi. Bu Irak’ta araziye de yansıdı. Suriye’de ise Esad’ın başta kalıp kalmamasından kaynaklanan farklı pozisyon farklılıkları var. Bu farklılıklar var ve devam ediyor. Her ne kadar Astana’da çatışmazlık bölgeleri konusunda toplantılar yapılsada İran’la AKP yönetimi çok farklı çizgide.
YEGANE ÇÖZÜM İRAN’LA OLUR
Ama Irak’ın kuzeyinde referandum kararı alınmasına İran’ın çok ciddi bir tepkisinin olduğunu biliyoruz. Buna karşı askeri opsiyonu dahil her türlü müdahaleyi açık tutuyor. Bu konu masada olacaktır ve İran, Türkiye’nin daha net bir pozisyon takınmasını isteyecektir. Dolayısıyla İran’la işbirliği yapmak son derece önemli ama unutmayalım hem mezhep hem de iki tarafın farklı politikalarıyla nedeniyle tam işbirliği sağlamak zor. Ama Suriye’nin ve Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması konusunda niyetimiz varsa bunun da yegane unsurunun İran olduğunu unutmamak lazım. Bu İran’la işbirliğinden geçiyor. Bu görüşmeyle de AKP hükümetinin daha farklı çözümlere yöneldiğini hepimiz görüyoruz.
İRAN’IN TEMEL İLKESİ BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ
Rasthaber Genel Yayın Yönetmeni Ziya Türkyılmaz:
Görüşmenin Genelkurmay düzeyinde yapılması ise konunun siyasetten ziyade askerle ilgili konular olduğunu görüyoruz. Irak’ın kuzeyinde yapılması plananan ‘bağımsızlık referandumu’nun da bu görüşme masasında olacağını düşünüyorum. Ancak bu toplantılardan bir yaptırım kararı çıkmasını beklemiyorum. Çünkü İran’ın stratejisi bölgenin işbirliğine dayalıdır. Yaptırım kararı bölgesel dengeleri bozabilir. Ancak İran Genelkurmay Başkanı daha önce bu konudaki görüşlerini açıklamış ve ‘kabul edilemez’ olduğunu belirtmişti. 2012 yılında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan İran’a yaptığı ziyarette İran tarafı işbirliği isteğini iletmişti. Erdoğan da İran’da buna olumlu yaklaşmıştı ancak Türkiye’ye döndüğünde İran karşıtı söylemlerine devam etti. Sonraki yıllarda da bu tekrarlandı. İran’ın her zaman söylediği bir şey var; Suriye sorununu Türkiye-İran işbirliği çözer.
İran’ın bölgedeki birinci ilkesi, bölgesel işbirliğidir. Bunun ardından ise dostlarının ABD’den kopmasını ve bölgenin çıkarları için hareket etmesini ister. Hatta bunun için defalarca özverili davrandı. Türkiye’nin İran’ı suçlayan sözlerine sessiz kaldı. İran’ın istediği yeter ki Türkiye yönünü doğuya dönsün. İki ülke bölgenin kilididir. Kilidin açılması için işbirliği kapıları da açılmalı ve emperyalist planlara karşı tavır alınmalıdır.
Aydınlık
