Fars Körfezi, Amerikan Düzeninin Çöküşünün Başlangıç Coğrafyası

Asr-ı İraniyan gazetesi bugün yayınladığı analiz haberde Fars Körfezi’nin Amerika düzeninin çöküşünün başlangıç coğrafyası olduğunu vurguladı.

Analiz şu şekilde;

🔸 ABD’nin İran’a karşı dayattığı savaş, dünyadaki düzen değişimini hızlandıran bir dönüm noktasıdır. Bu savaş kısa vadede Batı Asya bölgesinde yeni bir düzenin oluşmasına, orta vadede ise küresel ölçekte yeni bir düzenin şekillenmesine yol açacaktır.

🔹 ABD gücünün gerilemesine ve Amerikan merkezli düzenin kademeli çöküşüne dair işaretler birkaç yıldır ortaya çıkmış ve dünyanın farklı bölgelerinde gözlemlenebilir hale gelmiştir. ABD de ulusal güvenlik belgesinde kendi gücündeki ve konumundaki gerilemeyi bir gerçek olarak kabul etmiş ve buna göre güvenlik politikalarını yeniden düzenlemiştir. Böyle bir ortamda Donald Trump’ın başkanlık makamında bulunması, bu ülke açısından olumsuz bir durum olarak değerlendirilmektedir.

🔸 Trump’ın güçlü bir kişilik kültüne sahip olduğu, gerçekleri ve eylemlerinin uzun vadeli sonuçlarını doğru değerlendirme kapasitesinden yoksun olduğu, başka bir ifadeyle stratejik akla sahip olmadığı ileri sürülmektedir. Kendisini ABD tarihinin en güçlü başkanı olarak gördüğü ve ayrıca İran İslam Devrimi’ne karşı tarihsel bir husumet beslediği belirtilmektedir.

🔹 Bu özelliklerin, onun dünya durumuna ilişkin hatalı hesaplamalar yapmasına yol açtığı ifade edilmektedir. ABD lehine dengeyi değiştirmeye yönelik başarısız girişimlerin (örneğin ticaret savaşı) ardından Trump’ın İran’a karşı büyük bir risk aldığı belirtilmektedir. İran’ın en zayıf döneminde olduğu varsayımıyla hareket ettiği; İran’ı yenilgiye uğratıp teslim alarak hem İslam Cumhuriyeti’ni devirmeyi hem de Batı Asya’nın enerji kaynakları ve jeopolitik konumu üzerinde hâkimiyet kurarak ABD’nin konumunu güçlendirmeyi hedeflediği ifade edilmektedir.

🔸 Ancak bu değerlendirmelerin yanlış olduğu ve İsrail rejiminin baskısıyla birlikte Trump’ı bu büyük girişime yönlendirdiği belirtilmektedir. Sonuçların ise Trump’ın beklentilerinin tam tersi olduğu; savaşın ABD’nin gerilemesini durdurmak yerine hızlandırdığı ve Batı Asya’daki düzenin ABD aleyhine değişimini tetiklediği ifade edilmektedir. Bu gelişmenin küresel ilişkiler üzerinde de önemli etkiler doğuracağı vurgulanmaktadır. ABD’nin bu süreçte “askerî hegemonya”sını kaybettiği ileri sürülmektedir.

🔹 ABD’nin güçlü yönlerinden biri, askerî gücüne ilişkin oluşturulan caydırıcı algıydı. Trump’ın defalarca ABD ordusunu dünyanın en büyük, en ölümcül ve en gelişmiş ordusu olarak tanımladığı; bu imajın Hollywood gibi araçlarla güçlendirildiği ve Rusya ile Çin gibi aktörlerin dahi ABD ile doğrudan askerî çatışmadan kaçınmasına yol açtığı ifade edilmektedir.

🔸 Ancak son savaş sürecinde bu algının zayıfladığı ve ABD’nin askerî kapasitesinin düşünüldüğü kadar güçlü olmadığının ortaya çıktığı öne sürülmektedir. ABD’nin İran gibi bir gücü dahi yenemediği, aksine ciddi darbeler aldığı ve nihayetinde savaştan çıkış yolları aradığı belirtilmektedir. Bu algı değişiminin, gelecekteki uluslararası ilişkiler üzerinde belirleyici etkiler yaratacağı ifade edilmektedir.

🔹 Ayrıca ABD’nin bölgedeki askerî üslerine dayalı caydırıcılık anlayışının da sorgulandığı belirtilmektedir. İran’ın Körfez’deki ABD üslerine yönelik saldırılarının, bu varlığın artık güvenlik sağlamadığını gösterdiği ve bu denklemin temelden değiştiği ileri sürülmektedir.

🔸 Son savaşta ABD’nin zayıflamasının hız kazandığı ve bunun kısa vadede özellikle Fars Körfezi ve Batı Asya’daki güvenlik düzenini değiştireceği ifade edilmektedir. Batılı düşünce kuruluşlarının da bölgedeki güvenlik dengelerinde ciddi değişimlere işaret ettiği belirtilmektedir.

🔹 Fars Körfezi’nin, Amerikan düzeninin çöküşünün ve yeni bir düzenin başlangıç noktası olduğu ileri sürülmektedir. ABD’nin bu bölgeden çıkarılmasının, önümüzdeki yıllarda uluslararası gelişmeler açısından bir dönüm noktası olacağı ifade edilmektedir. İran halkının onlarca yıllık direnişinin, ABD’nin en önemli hegemonya aracı olan “korkutma” etkisini geçersiz kıldığı öne sürülmektedir.

🔻 Metnin sonunda, İslam İnkılabı Lideri’nin Fars Körfezi’nin yeni düzenin başlangıç noktası olduğuna dair ifadelerine atıf yapılarak, ABD’nin bölgeden “yenilgiyle ayrılacağı” yönünde değerlendirmeye yer verilmektedir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın