Koridorlar mücadelesi: Tek hatlı dünya bitiyor

Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’i hacim olarak deniz yoluyla taşınıyor. Sanayi üretiminin can damarı olan konteyner ticaretinde bu bağımlılık daha da yüksek. Bu nedenle deniz yollarının kontrolü, bugün İran savaşı da dahil olmak üzere küresel güç mücadelesinin en hassas cephelerinden biri. Bu mücadelenin yoğunlaştığı sekiz ana odak, Hürmüz, Malakka, Güney Çin Denizi, Tayvan Boğazı, Bab el-Mendeb, Süveyş, Panama ve Türk Boğazları.

Günümüzde her büyük deniz kontrolü noktasının yanı sıra bunlara alternatif olarak tasarlanan bir kara koridor stratejisi var. Bugün mücadele artık yalnızca “denizi kim kontrol ediyor?” sorusu etrafında şekillenmiyor.

Asıl konu, “Darboğazları kimin tutacağı, bu darboğazları karadan kimin aşabileceği ve deniz ile karayı bağlayan düğüm noktalarını kimin kontrol edeceği”.

ÜÇ ANA EKSEN

Çin’den Avrupa’ya uzanan koridorlar, Basra’dan Anadolu’ya çıkan yollar ve Orta Asya’yı bağlayan geçişler…

Bölgemiz açısından ele alacak olursak, bugün üç ana eksen öne çıkıyor: Orta Koridor, İran üzerinden geçen hatlar ve Irak Kalkınma Yolu.

Avrupa Birliği ve ABD’nin geçmiş dönemdeki yaklaşımı netti: Rusya ve İran’ı dışlayan hatlar desteklendi. Bu nedenle Orta Koridor öne çıkarıldı. Orta Koridor, mevcut şartlarda siyasi olarak avantajlı, fakat lojistik olarak henüz sınırlı. Hazar geçişi, altyapı eksiklikleri ve maliyet yapısı bu hattın önünde engel oluşturuyor. İran üzerinden geçen hat, kesintisiz kara bağlantısı, enerji merkezlerine yakınlık, düşük maliyet avantajları sağlıyor. Fakat yaptırımlar bu avantajı sınırlıyor. Basra’dan Türkiye’ye uzanan Irak Kalkınma Yolu ise İran’ın sunduğu lojistik avantajları daha az siyasi riskle karşılama iddiasıyla ortaya çıkıyor.

Bu üç hat ilk bakışta birbirlerinin rakibi gibi görünebilir. Ancak her bir hat, birbirine karşı farklı üstünlükler taşısa da tek başına diğerlerinin yerini doldurma niteliği taşımıyor.

Şu noktanın altını çizmeliyiz: Bu hatların birbirine rakip hale getirilmesi, bölge ülkelerinin çıkarlarından değil, hegemonyacı dayatmalardan kaynaklanmaktadır. Hegemonyacılığın gerilemesi, bölge devletlerine bu kısır rekabeti aşarak ortak çıkarlar temelinde yeni bir işbirliği zemini kurma olanağı yaratmaktadır. Bu nedenle önümüzdeki dönemin belirleyici eğilimi, birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan koridorların yükselişi olacaktır.

Bu tabloda önemli bir nokta, tüm yolların kesiştiği yerin Türkiye olması. Orta Koridor Kafkasya’dan gelir, İran hattı doğudan girer, Irak Kalkınma Yolu güneyden bağlanır. Türkiye bu şartlarda artık yalnızca bir lojistik merkez değil, Avrasya’nın deniz ile kara arasındaki en kritik ağ düğümlerinden biri haline geliyor

ÇİN VE KUŞAK-YOL GİRİŞİMİ

Çin hem kendi çıkarları hem de gelişen dünyanın tamamı için farklı bir bakış açısı öneriyor. Bu yaklaşımda bir koridorun seçilerek kaldıraç olarak kullanılması değil, herkesin yararlanabileceği denizde ve karadaki çoklu hatların kurulması esas alınıyor. Kuşak ve Yol Girişimi’nin ana fikri bu yaklaşım üzerine kurulu. Çin, Rusya üzerinden Kuzey hattını kullanmayı sürdürüyor, Orta Koridor’un geliştirilmesini destekliyor. Ama aynı zamanda İran bağlantılarını açık tutuyor, bölge ülkelerinin ortaklığıyla geliştirilen yeni bağlantı koridorlarını da hegemonyacılığı sınırlama perspektifinden olumlu buluyor.

YENİ DÖNEMİN ÖZGÜNLÜĞÜ

Dünya ekonomisi artık tek bir omurgaya dayanmıyor. Üretimin Asya’ya kayması, ekonomide ve güvenlikte çeşitli bloklara bağımlı kalan gelişen dünya ülkelerinin kabuğunu kırarak daha bağımsız bir çizgiye yönelmesi ve bölgesel ortaklıkların güç kazanması, büyük güç merkezlerinin tek taraflı olarak yön verdiği stratejik çerçevenin hâkim olduğu dönemi sona erdiriyor.

Koridorlar meselesi, bu büyük dönüşümün en somut alanlarından biri. Atlantik sistemi çözülüyor, bölgesel güçler öne çıkıyor, yeni bağlantılar kuruluyor. Koridorlar artık yalnızca ticaret yolları değil, çok kutuplu dünyanın omurgası haline geliyor.

Rekabet elbette sürecek.

Ancak daha güçlü olan eğilim, kısır rekabet değil, zorunlu tamamlayıcılık.

Sonuç olarak, çok kutupluluk, deniz ile karanın birleştiği yeni koridorlar üzerinde yükseliyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın