İran Cumhurbaşkanlarının Birleşmiş Milletler’deki Konuşmaları

Her İran Cumhurbaşkanı, farklı bir dönemde Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıkmış, İran’ı ve dünyayla olan ilişkilerini anlatmıştır. Bu konuşmaların gözden geçirilmesi, İran diplomasisinin kırk yılı aşkın sürecinin bir anlatısı niteliğindedir.

İran Cumhurbaşkanı bu kürsüye her çıktığında dünya farklı bir noktadaydı ve İran’ın da söyleyecek farklı sözleri vardı. Savaştan yaptırımlara, müzakerelerden nükleer dosyaya; mevcut dünya düzeninin eleştirilmesinden İran’ın uluslararası ilişkilerdeki konumunu tanımlama çabalarına kadar… Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsü, kırk yılı aşkın süredir İran İslam Cumhuriyeti’nin en önemli tutumlarından bazılarının dile getirildiği bir sahne olmuştur. Şimdi bu konuşmaları yan yana koyduğumuzda, İran dış politikasının bu yıllardaki seyrine dair nasıl bir tablo ortaya çıktığını ilk katılım döneminden son konuşmalara kadar inceliyoruz.

Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, 22 Eylül 1987

  • ABD Başkanı: Ronald Reagan

Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, 42. Genel Kurul’da İran-Irak savaşı ile Fasr Körfezi’nde İran ve ABD arasındaki doğrudan gerilimin tırmandığı bir dönemde konuşma yaptı. Reagan da bir gün önce aynı Genel Kurul’da konuşmuştu.

“Birleşmiş Milletler, büyük güçlerin elinde bir araç değil, milletlere ait olmalıdır.”

Hamaney; başka ülkelere müdahale etmesi (İran’daki 1953 Darbesi dahil) nedeniyle ABD politikasını kınadı ve ABD’yi savaşta Irak’ı İran’a karşı desteklemekle suçladı. ABD’nin Fars Körfezi’ndeki askeri varlığının barış için değil, güç gösterisi amacıyla olduğunu savundu. Ayrıca ABD’nin bir İran gemisine düzenlediği saldırıyı kınadı ve ABD’nin o geminin mayın döşediğine dair iddiasını reddetti.

  • Yansımaları: Konuşma, İran-ABD ilişkilerinin en gerilimli dönemlerinden birinde gerçekleşti; tam da iki ülke kuvvetlerinin Fars Körfezi’nde fiilen çatıştığı bir zamandı. Reagan yönetimi de Genel Kurul’da İran-Irak savaşını en önemli uluslararası krizlerden biri olarak tanıtmıştı.

Ekber Haşimi Rafsancani (1989 – 1997)

  • ABD Başkanları: George H. W. Bush ve Bill Clinton

Genel Kurul’da şahsi bir konuşması bulunmamaktadır. Rafsancani’nin cumhurbaşkanlığı döneminde İran’ın Genel Kurul konuşmalarındaki temsili esas olarak Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti tarafından üstlenilmiştir.

Seyyid Muhammed Hatemi, 21 Eylül 1998

  • ABD Başkanı: Bill Clinton

“Mantığın kılıca karşı nihai zaferini kutlamak için henüz erkendir. Gelecek yüzyılda güce ve şiddete başvurmanın övülmeyeceğini; siyasi gücün özünün Medeniyetler Diyaloğu’nda tecelli eden merhamet ve adalet olacağını umalım. Birleşmiş Milletler’e, ilk adım olarak 2001 yılını ‘Medeniyetler Diyaloğu Yılı’ ilan etmesini teklif ediyorum.”

  • Yansımaları: Genel Kurul, 2001 yılını “Medeniyetler Diyaloğu Yılı” olarak ilan etti.

Seyyid Muhammed Hatemi, 24 Eylül 2001

  • ABD Başkanı: George W. Bush

Bu konuşma, 11 Eylül saldırılarından yalnızca 13 gün sonra gerçekleşti ve atmosferi 1998’deki konuşmadan oldukça farklıydı.

Hatemi terörizmi kınarken bir kez daha “Medeniyetler Diyaloğu”nu savundu; terörizmin bir dine, millete veya medeniyete mal edilmemesi, şiddetle mücadelenin de kontrolsüz başka bir şiddet biçimine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasının ana temasını, Medeniyetler Diyaloğu’nun teori düzeyinden çıkıp milletlerarası ilişkilerde pratik bir yönteme dönüşmesi gerektiği oluşturuyordu.

2001 yılı, İran’ın daha önceki teklifi doğrultusunda BM tarafından “Medeniyetler Diyaloğu Yılı” ilan edilen yıldı.

  • Yansımaları: 11 Eylül saldırıları zirve atmosferini fiilen gölgelemiş, terörizm ile Batı arasındaki ilişki tartışması ana konulardan biri haline gelmişti.

Mahmud Ahmedinejad, 17 Eylül 2005

  • ABD Başkanı: George W. Bush

Ahmedinejad’ın Genel Kurul’daki ilk konuşması esas olarak İran’ın nükleer programı ve küresel güç yapısı etrafında şekillendi. BM, konuşma tarihini 17 Eylül olarak kaydetmiştir.

“Bütün ülkeler ayrımcılık olmaksızın barışçıl nükleer enerjiye erişim hakkına sahiptir.”

Ahmedinejad, güçlü ülkelerin nükleer teknolojiyi sınırlandırma politikasını bir tür “nükleer apartheid” olarak niteledi; İran’ın nükleer silah peşinde olmadığını ve faaliyetlerinin NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması) çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi. Aynı gün düzenlenen basın toplantısında da İran meşru hakkı olan barışçıl nükleer programı geliştirme niyetinde olduğunu ve faaliyetlerin NPT kuralları ile denetimi altında bulunduğunu vurguladı.

  • Yansımaları: İran’ın nükleer dosyası odak noktası haline geldi.

Mahmud Ahmedinejad (2006 – 2012)

  • ABD Başkanları: Ocak 2009’a kadar George W. Bush; ardından Barack Obama

Genel Kurul konuşma arşivlerine göre Ahmedinejad, cumhurbaşkanı sıfatıyla 2005, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında hitapta bulundu.

23 Eylül 2008 tarihli konuşmasında, dünya sorunlarının kaynağının güç ve tahakküm yapısında aranması gerektiğini belirterek Irak’ın işgalini büyük güçlerin sergilediği tutuma örnek gösterdi. BM resmi özetinde, Ahmedinejad’ın ABD ve müttefiklerini kitlesel imha silahları bahanesiyle Irak’ı haksız yere işgal etmekle suçladığı kaydedildi.

Ahmedinejad, 11 Eylül saldırıları hakkında çeşitli senaryolar ortaya atarak bağımsız bir inceleme yapılması çağrısında bulundu. Bu kısım, ABD ve bazı Batılı ülkelerin sert protestolarıyla karşılaştı.

Son yıllardaki konuşmalarının ana eksenini ise nükleer program, veto hakkının eleştirilmesi, Filistin ve İsrail meselesi, küresel finans sistemi ve büyük güçlerin hegemonyasına karşı duruş oluşturdu.

  • Yansımaları: 2010 yılında 11 Eylül hakkındaki açıklamaları Obama yönetiminin çok sert tepkisine yol açtı.

Hasan Ruhani, 24 Eylül 2013

  • ABD Başkanı: Barack Obama

Bu, Ruhani’nin Genel Kurul’daki ilk katılımıydı.

“Bugünkü dünyamız korku ve umutla doludur.”

Ruhani “savaş korkusu”, şiddet ve aşırıcılıktan bahsederken; bunun karşısında “barış” umudunu, çatışma yerine diyaloğu ve aşırıcılık yerine ılımlılığı savundu.

Nükleer dosyaya ilişkin temel mesajı, İran’ın anlaşmazlıkları ciddi ve karşılıklı saygıya dayalı müzakereler yoluyla çözmeye hazır olduğu yönündeydi.

  • Yansımaları: Bu dönem nihayetinde yoğun nükleer müzakerelere ve 2015’teki KOEP (JCPOA) anlaşmasına uzandı.

Hasan Ruhani (2014 – 2017)

  • ABD Başkanları: Barack Obama; Ocak 2017’den itibaren Donald Trump

Bu dönemde Ruhani’nin nutukları çoğunlukla nükleer müzakereler, KOEP (Nükleer Anlaşma), IŞİD ile mücadele, Suriye’deki durum ve İran’ın bölgedeki rolü etrafında döndü.

2015’te KOEP’in imzalanmasının ardından Ruhani, BM’de nükleer anlaşmayı karmaşık bir krizin diplomasi yoluyla çözülebileceğinin bir örneği olarak sundu.

Ancak 2017 zirvesinin atmosferi tamamen değişti. Donald Trump’ın İran aleyhindeki sert konuşmasından bir gün sonra Ruhani cevaben; bir gün önce aynı yerde dile getirilen sözlerin “cahilce, çirkin ve nefret dolu” olduğunu, asılsız suçlamalar içerdiğini söyledi.

Ayrıca İran’ın füze kapasitesinin “savunma amaçlı caydırıcılık” için olduğunu ve İran’ın Irak savaşı sırasında şehirlerinin füze yağmuruna tutulduğu tecrübeyi unutmadığını ifade etti.

  • Yansımaları: Bu aşamadan itibaren Trump yönetimi ile İran arasındaki KOEP çatlağı derinleşti. Birkaç ay sonra, Mayıs 2018’de ABD resmi olarak KOEP’ten çekildi.

Hasan Ruhani, 22 Eylül 2020

  • ABD Başkanı: Donald Trump

Bu konuşma koronavirüs salgını nedeniyle video konferans yöntemiyle gerçekleştirildi.

“Kovid-19 artık insanlığın ortak acısıdır.”

Ruhani ardından ABD yaptırımlarını hedef aldı: “Yaptırımlar altında yaşamak zordur; ancak bağımsızlık olmadan yaşamak daha zordur.” ve ABD’ye hitaben “Bize ne müzakereyi ne de savaşı dayatabilirsiniz” dedi.

İran’ın ABD iç politikasında bir “seçim malzemesi” olmadığını, ABD seçimlerinden sonra göreve gelecek her hükümetin İran ve onun direnişiyle yüzleşmek zorunda kalacağını vurguladı.

  • Yansımaları: Konuşma, Trump’ın “azami baskı” politikasının zirvesinde ve ABD 2020 seçimlerinden sadece birkaç hafta önce gerçekleşti.

İbrahim Reisi, 21 Eylül 2021

  • ABD Başkanı: Joe Biden

Sayın Reisi’nin Genel Kurul’daki ilk konuşması video konferans yoluyla yapıldı.

Reisi konuşmasının eksenine “akılcılık, adalet ve özgürlük” kavramlarını oturtarak İran dış politikasının bağımsızlığa dayanması gerektiğini savundu. Konuşmanın büyük bir kısmı ABD yaptırımlarına ayrıldı ve Reisi azami baskı politikasını başarısız olarak nitelendirdi. Nükleer konudaki mesajı ise İran’ın savunma doktrininde nükleer silaha yer vermediği, ancak nükleer teknolojinin barışçıl kullanım hakkından geri adım atmayacağı yönündeydi.

Aynı gün Joe Biden da ABD Başkanı sıfatıyla Genel Kurul’daki ilk konuşmasını yaptı.

İbrahim Reisi, 21 Eylül 2022

  • ABD Başkanı: Joe Biden

Bu, Sayın Reisi’nin Genel Kurul’a ilk yüz yüze katılımıydı. BM konuşmayı 21 Eylül olarak kaydetmiştir.

Reisi konuşmasına “adalet” kavramıyla başladı ve şu değerlendirmeyi yaptı: Adalet olmadan kalıcı bir uluslararası düzenden bahsedilemez ve milletler büyük güçlerin istekleri yüzünden haklarından mahrum bırakılmamalıdır.

ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını kınadı, İran’ın barışçıl nükleer program hakkını savundu ve ABD’nin olası bir nükleer anlaşmadan tekrar çekilmeyeceğine dair garantiler talep etti. Reisi ayrıca kürsüde Şehit Hacı Kasım Süleymani’nin fotoğrafını göstererek onun şehadetinin hukuki olarak takip edilmesini istedi.

İbrahim Reisi, 19 Eylül 2023

  • ABD Başkanı: Joe Biden

Bu, Şehit Reisi’nin Genel Kurul’daki son konuşmasıydı. BM tarihini 19 Eylül olarak kaydetmiştir. Dünya “emsalsiz ve tarih yazan” değişimler yaşamakta ve mevcut uluslararası düzen dönüşmektedir. Reisi, kendi inancına göre gücün artık Batı’ya münhasır olmayacağı yeni bir dünya düzeninin şekillendiğinden bahsetti.

Bölge hakkında da bölgesel güvenliğin bizzat bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiği, dış müdahale ve varlığın istikrarsızlığa yol açtığı temasını vurguladı. Nükleer program konusunda ise nükleer silahın İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma doktrininde yeri olmadığını yineledi.

  • Yansımaları: Reisi’nin konuşması Biden’ın da Genel Kurul’da konuştuğu gün gerçekleşti. Nükleer dosya, İran-Rusya ilişkileri ve İran’daki insan hakları durumu, gezinin medyaya yansıyan ana konularıydı.

Mesud Pezeşkiyan, 24 Eylül 2024

  • ABD Başkanı: Joe Biden

Pezeşkiyan’ın Genel Kurul’daki ilk konuşmasıdır. BM resmi metni mevcuttur.

“Bugünün ve yarının zorluklarıyla mücadele etmek, adalet ve dürüstlüğe dayalı bir iş birliğini gerektirir. Çocuklarımız için adil ve müreffeh bir gelecek inşa edelim.”

Pezeşkiyan seçim sloganı olan “Ulusal Mutabakat”a değinerek hükümetinin iç ve dış politikasının bu temelde şekillendiğini söyledi. Ayrıca İran’ın yapıcı etkileşime hazır olduğunu belirterek Tahran’ın gerilimi düşürmeyi hedeflediğini vurguladı. Konuşmasının başka bir bölümünde İbrahim Reisi’yi anarak geçen yıl kendisinin bu kürsüden konuştuğunu hatırlattı.

Mesud Pezeşkiyan, 24 Eylül 2025

  • ABD Başkanı: Donald Trump

BM, Pezeşkiyan’ın konuşmasını 24 Eylül olarak kaydetmiştir. Konuşmanın tonu bu kez belirgin şekilde o yıl yaşanan askeri çatışmaların etkisi altındaydı. Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını uluslararası hukukun ihlali olarak niteledi ve bu saldırıların İran’ın diplomasi yolunda olduğu bir sırada gerçekleştiğini söyledi.

Nükleer program hakkında “İran asla nükleer bomba yapma peşinde olmamıştır ve olmayacaktır” dedi. Bölgesel çatışma modeline karşı ise İran ile komşuları arasındaki iş birliğinden, ortak güvenlik ve kalkınmanın tesis edilmesinden bahsetti.

Mesud Pezeşkiyan, 23 Eylül 2026

  • ABD Başkanı: Donald Trump

Pezeşkiyan, 2026 sonbaharının ilk gününün akşamında kürsüye çıktı; bu, İran’ın ABD ve İsrail ile süregelen savaşının ardından Genel Kurul’daki ilk konuşmasıydı. Bugün canlı yayınlanan raporlar, onun kürsüdeki varlığını ve hasar gören sivil yerleşim yerlerinin fotoğraflarını sergilemesini kaydetti.

Pezeşkiyan bugünkü konuşmasında İran halkının ABD ve İsrail saldırıları karşısında “dik durduğunu” belirterek, isabet alan sivil alanların fotoğraflarını salondakilere gösterdi.

Güvenlik konusunda ise şu ifadeleri kullandı:

“Gerçek güvenlik güç kullanılarak değil; güven inşası, karşılıklı saygı, bölgesel entegrasyon ve uluslararası hukuka dayalı çok taraflılık yoluyla elde edilir.”

Uluslararası topluma “sesleri yükseltmek” yerine birbirini dinleme alıştırması yapma, kutuplaşma mantığını ve siyasi şiddeti yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu.

Pezeşkiyan ayrıca ABD ve İsrail saldırılarını İran’ın şehirlerine, evlerine ve altyapılarına yönelik saldırılar olarak tanımladı; bunların İran’ın diplomatik müzakereler yolunda olduğu bir zamanda yapılmasının uluslararası güvene ve barış perspektifine bir darbe indirdiğini söyledi.

not: bu analiz mehrnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın