Financial Times: Yemenliler Suudi Arabistan’ın Devasa Cephaneliğinin Zayıf Noktalarını Açığa Çıkardı

Adem Namlı

Financial Times yayınladığı raporda, Yemenlilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı da dahil olmak üzere Suudi Arabistan topraklarının derinliklerindeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılarının, gelişmiş silah satın almak için yüz milyarlarca dolar harcanmasına rağmen bu ülkenin geniş askeri cephaneliğinin sınırlarını açıkça ortaya koyduğunu yazdı.

İngiliz Financial Times gazetesi bugün yayınladığı raporda; Suudi Arabistan’ın Patriot füzelerinden F-15 savaş uçaklarına kadar Amerikan silahlarıyla dolu, Orta Doğu’nun en güçlü askeri cephaneliklerinden birini kurmak için yüz milyarlarca dolar harcadığını, ancak Yemenlilerin son dönemdeki saldırılarının Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı da dahil olmak üzere bu krallığın derinliklerindeki hedefleri defalarca vurarak bu askeri harcamaların sınırlarını bariz bir şekilde gösterdiğini yazdı.

Analistler ve Suudi ordusunu yakından tanıyan isimler bu medyaya yaptıkları açıklamada, Riyad’ın Yemen Ensarullahı’nın taktik ve teknolojisindeki hızlı değişimlere uyum sağlamakta zorlandığını belirtti. Ayrıca, ABD saldırılarının kaynağına yanıt olarak gerçekleşen aylarca süren İran saldırılarının ardından bölgedeki önleyici füze stokları üzerindeki baskının, Suudi Arabistan’ın geniş topraklarını savunma kabiliyetini karmaşık hale getirdiğini ifade ettiler.

Washington’daki “Trends” danışmanlık şirketinin kıdemli direktörü ve Chatham House düşünce kuruluşuna bağlı araştırmacı Bilal Saab, bu durumun her şeyden önce “Husilerin taktikleri ve Suudi Arabistan’ın füze savunma sistemlerini koordine etmedeki başarısızlığıyla” ilgili olduğunu söyledi.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre Suudi Arabistan, geçen yıl gayrisafi yurtiçi hasılasının %6,5’ini askeri harcamalara ayırdı; bu oran dünyadaki en yüksek seviyeler arasındadır.

Suudi Arabistan, 2022’de ateşkes sağlanmadan önce yıllarca bu savaşın içinde kaldı ve Birleşmiş Milletler’in dünyadaki en kötü insani kriz olarak tanımladığı Yemen’e yönelik geniş çaplı ve maliyetli bir hava harekatı yürüttü.

Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından bu ateşkes başlangıçta korundu ancak uzun sürmedi. Riyad’ın Temmuz ayında San’a’daki bir havalimanı pistini hedef alıp bir İran uçağının iniş yapmasını engelleyeceğini açıklamasının ardından Yemenliler, Suudi gemilerini ablukaya aldıklarını duyurdular, Kızıldeniz kıyılarını ele geçirmek için bir operasyon başlattılar ve Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine yönelik saldırılarını tırmandırdılar; bu saldırılar ülkenin petrol ihracatını sekteye uğrattı.

Financial Times’ın haberine göre askeri analistler; Yemenlilerin Suudi Arabistan, İsrail ve ABD ile yıllarca süren savaşın ardından modern radar sistemlerine ve önleme füzelerine nasıl nüfuz edeceklerini çok daha iyi anladıklarını söylüyor. Bu arada Riyad ile yapılan dört yıllık ateşkes de silahlarını yenilemeleri için onlara bir fırsat sağladı.

Washington’daki “Basha Report” danışmanlık şirketinin kurucusu Muhammed el-Basha’ya göre: “Şu anda tanık olduğumuz durum, Ensarullahın değerli operasyonel deneyimler kazandığını gösteriyor; başarısız saldırılardan ders çıkardılar, taktiklerini değiştirdiler ve gelişmiş hava savunma sistemlerine meydan okuma kabiliyetlerini geliştirdiler.”

Raporun devamında şu ifadelere yer verildi: “Ayrıca İran ve bölgesel müttefiklerinin ABD ve İsrail ile karşı karşıya gelme sürecinde öğrendikleri derslerden de yararlandılar; buna Basra Körfezi genelindeki askeri üslere ve kritik altyapılara yönelik füze saldırıları da dahildir.”

Analistlere göre, önleme füzesi stokları bölge ülkelerinin savunma kabiliyetinde kritik bir faktör sayılıyor. Körfez ülkeleri Şubat ayından bu yana İran’ın füze saldırılarına karşı Patriot ve THAAD sistemlerini yaygın bir şekilde kullandı ve mevcut stok miktarları gizli tutulsa da bu stokların eridiği yaygın olarak kabul ediliyor. ABD, kendi askeri ihtiyaçlarına öncelik verdiği için en yakın müttefiklerini Patriot önleme füzesi arzının ciddi şekilde kısıtlandığı konusunda uyardı.

Londra’daki Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) araştırmacısı Robert Tolast, Yemenlilerin yeterli planlama yapmaları halinde füzelerini yoğun bir şekilde fırlatabileceklerini ve çok sıkı korunan hedeflerin bile savunmasını doyuma ulaştırabileceklerini (aşabileceklerini) söyledi.

Tolast: “Suudi Arabistan; Ukrayna, İsrail veya ABD’nin karşı karşıya kaldığı durumun aynısıyla karşı karşıya kaldı. Bu önleme füzelerinin üretim kapasitesi açıkça baskı altında ve bunlara öncelik verilmesi zorlaştı.” dedi.

Tolast ayrıca Suudi Arabistan’ı savunmanın, örneğin İsrail ile karşılaştırıldığında çok daha zor olduğunu belirtti; zira bu ülkenin askeri üsleri, havalimanları, petrol tesisleri ve şehirleri, hiçbir hava savunma ağının tamamen koruyamayacağı geniş bir coğrafyaya yayılmış durumdadır.

Tolast, bu ölçekteki füze saldırılarıyla mücadelenin, Ensarullah kontrolündeki bölgelerin içinde imha edilmesini gerektirdiğini söyledi; bu da hassas ve zaman alıcı bir istihbarat toplamanın yanı sıra saldırı için Suudi Arabistan’ın devasa F-15 savaş uçağı filosunun kullanılmasını gerektiriyor. Bu sürecin, Amerikan ve İsrail savaş uçaklarının hava saldırılarıyla İran’daki mobil füze fırlatıcılarını tespit edip hedef alma operasyonuna benzer olduğunu ifade etti.

Tolast, ABD ve İsrail’in bile uydu gözlemi ve İHA’ları yoğun bir şekilde kullanmalarına rağmen İran’ın hareketli füze fırlatıcılarını yok etmekte zorlandıklarına dikkat çekti.

Raporda değinilen bir diğer husus ise Yemen güçlerinin ülkenin kuzeyindeki dağlık bölgeler boyunca konuşlanmış olması ve doğal ile yapay mağaralar ile tünellerden oluşan ağlara sahip bulunmasıdır; bu durum onların Suudi liderliğindeki koalisyonun yıllarca süren hava saldırılarını ve son dönemde ABD ile İsrail’in geniş çaplı bombalama harekatlarını atlatmalarını sağlamıştır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın