Galibaf: Deniz ve Hava Kuşatması Planlamayla Bozguna Uğratılacak

Yasama Organı Başkanı, Abadan Kuşatmasının Kırılması ve Samenü’l-Eimme Operasyonu’nun yıl dönümüne değinerek, halkın ve savaşçıların Baasçı düşmanın kuşatmasına karşı direnişini İran milletinin mukavemetine bir örnek olarak niteledi ve şunları vurguladı: “ABD’nin bugün deniz kuşatması dayatma, hava koridorlarını kapatma ve ülkenin ticari damarlarına baskı yapma çabaları da ciddi bir ekonomik yönetim, planlama ve askeri yanıtlarla bozguna uğratılacaktır.”

İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, bugün (Salı, 29 Eylül) Meclis genel kurulunun web semineri oturumundaki gündem dışı konuşmasında, sekiz yıllık Mukaddes Savunma’nın ve ayrıca 12 gün ile 40 gün süren savaşların destan yazan komutan ve savaşçılarını, özellikle de güvenlik savunucusu şehitleri anarak şunları söyledi: “Fedakarlık, direniş ve hizmet sembolleriyle dolu bir haftanın içindeyiz; Samenü’l-Eimme Operasyonu ve Abadan kuşatmasının kırılmasının yıl dönümünden, vatanın canı pahasına görev yapan askerlerini anma gününe ve halkın canını, malını korumak için daima ön saflarda duran fedakar itfaiyecilere kolaylıklar dileme gününe kadar.”

Yasama Organı Başkanı, Lübnan Hizbullahı’nın merhum Genel Sekreteri Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın şehadetinin ikinci yıl dönümüne değinerek şöyle konuştu: “O, sadece bir askeri komutan veya dini bir fakih değil; bölgedeki güç dengesini dünya mazlumlarının ve dinin lehine değiştiren bir stratejistti. Hizbullah’ı bir gerilla grubundan, bölgenin güvenlik denklemlerini yeniden tanımlayan caydırıcı bir güce dönüştürdü.”

Galibaf şöyle devam etti: “Bugün direniş yapısı, aynı disiplin ve stratejik bakış açısıyla, Şeyh Naim Kasım’ın liderliğinde dinamik ve güçlü bir şekilde yoluna devam etmektedir. Düşman komutanları ortadan kaldırarak Lübnan’daki direnişi durdurabileceğini zannetti; ancak tecrübeler ve son iki yılın gelişmeleri gösterdi ki direniş şahıslara bağlı değildir, aksine düşmanı her senaryoda çıkmaza sokan ve çaresiz bırakan yerleşik bir yapıdır.”

Meclis Başkanı, düşmanların ve tüm dünya insanlarının şehit direniş komutanlarının temiz kanının bu akımı daha canlı ve güçlü kıldığını gördüğünü belirterek şunları söyledi: “Bu günler aynı zamanda Abadan kuşatmasının kırılmasının yıl dönümüne denk gelmektedir. İnkılabın büyük İmamı’nın (rahmetullahi aleyh) emrettiği gibi Abadan kuşatması kırıldıysa, bu, operasyon planının titizlikle tasarlanmasının ve Samenü’l-Eimme Operasyonu’nda komutanların ve savaşçıların adanmışlığı ve fedakarlığıyla cesurca uygulanmasının bir sonucuydu.”

Meclis Başkanı açıklamasını şöyle sürdürdü: “O günlerde Baasçı düşman, Ahvaz ve Mahşehr yollarını keserek ve Karun Nehri üzerine bağlantı köprüleri kurarak Abadan’ı ağır bir kuşatma altına almıştı. Ülkenin enerji kalbi ve Batı Asya’nın en büyük rafinerisi olan Abadan Rafinerisi, doğrudan topçu ateşi altında devre dışı kaldı. Petrol nakil boru hatları kesildi, şehrin su ve elektrik şebekeleri neredeyse tamamen yok edildi.”

Galibaf sözlerine şöyle devam etti: “Saddam, halkın temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve kriz yaratarak Abadan sakinlerini teslim olmaya zorlamak istiyordu; ancak dirençli Abadan halkının duruşu ve metaneti ile İslam savaşçılarının mücadelesi ve cesareti birleşerek bu komployu boşa çıkardı ve bir yıllık kuşatma 48 saat içinde yerle bir edildi.”

Galibaf şunları ifade etti: “Buradan İran’ın genç kuşağına hatırlatmak isterim ki; ABD’nin bugün deniz kuşatması dayatma, hava koridorlarını kapatma ve ülkenin ticari damarlarına azami baskı uygulama çabaları da, 1981 yılına benzer şekilde, ekonomik alanlardaki ciddi planlama ve yönetim ile askeri yanıtlar sayesinde bozguna uğratılacaktır.”

Meclis Başkanı şu değerlendirmede bulundu: “Tarihinde böylesine parlak ve köklü bir geçmişe sahip olan bir millet, asla kuşatma ve tehditlerle korkutulmamalıdır. Eğer Amerikan düşmanının hesaplama mekanizması bu yalın gerçeği kavrayamazsa, İran milletinden ağır tokatlar yeme döngüsünde sıkışıp kalmaya devam edecektir.”

Galibaf şunları vurguladı: “Elbette ABD Başkanı’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki ciddiyetsiz tutumu ve büyük, medeniyet inşa eden İran milletine yönelik saygısızlığı, davranışlarını henüz değiştirmediklerini gösterdi. Bu tür küstahlıklar karşısında yanıtımız geçmişteki o net ifadenin aynısıdır: ‘Hodri meydan!'”

Amerikalıların bu medeni milleti yok etme tehditlerinin ve korkutma politikalarının son bulduğunu bilmesi gerektiğini belirten Galibaf, sözlerini şöyle sürdürdü: “Beyaz Saray yöneticileri bilmelidir ki İran’ın soylu ve tarih yazan milleti, gözdağı vermelerle, laf kalabalığıyla veya hava ve ticaret kuşatmasıyla asla geri adım atmayacaktır. İran İslam Cumhuriyeti’nin her türlü tecavüze ve maceraperestliğe yanıtı sert, pişman edici, kesin ve hızlı olacaktır.”

Meclis Başkanı: “ABD’nin hayalperest başkanı son zamanlarda Hürmüz Boğazı ve gemilerin bu boğazdan geçişi hakkında önceki iddiaların tekrarı olan bazı söylemlerde bulundu; bu afaki tutumların gerçekliği herkes tarafından bilinmektedir” dedi.

Galibaf şunları vurguladı: “Gerek Amerikalılar gerekse diğer ülkeler bilsinler ki, daha önce de söylediğimiz gibi, bizim petrol satamadığımız bir bölgede hiç kimse petrol satamayacaktır ve eğer bizim güvenliğimiz sağlanmazsa hiçbir altyapı güvende olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki açık ve onurlu duruşuna teşekkür eden Meclis Başkanı: “Sayın Cumhurbaşkanı, Müslüman İran milletinin temsilcisi sıfatıyla, tehdit ve tahakküm karşısında boyun eğmeyen kadim bir medeniyetin ve inkılapçı, gururlu bir milletin sesi olmuştur” açıklamasını yaptı.

İran milletinin savaş yanlısı olmadığını, ancak güvenliğini, onurunu ve haklarını savunmada tereddüt etmeyeceğini ve hiçbir tehdidin bu milleti geri adım atmaya zorlayamayacağını vurgulayan Galibaf: “Savaş suçluları ve soykırım söylemini yayanların nihai sonu yok oluş ve ebedi rezillikten başka bir şey değildir. Ancak İslam İnkılabı Lideri’nin dünkü mesajı, savunma ve medeniyet doktrininin titiz bir formülasyonuydu” dedi.

Meclis Başkanı şunları belirtti: “Bugünün sahadaki gerçeği şudur ki; İslam Cumhuriyeti caydırıcılık yapısını savaşın bağrından inşa etmiş ve son iki dayatılan savaşla yüzleşmesinde tehdit dengesinin değiştiğini, korkutma ve dayatma devrinin sona erdiğini göstermiştir.”

İran milletinin kritik anlarda ulusal güvenliğin arkasında durduğunu gösterdiğini ifade eden Galibaf, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilge Liderimizin mesajı biz yetkililerin önüne net bir operasyonel hat da koymuştur. Dışarıdaki saha iktidarının dayanağı, içerideki halkın memnuniyeti ve geçim güvenliğidir. Güç dengesi sahası inşa edip halkın mutfağı ve ekonomisiyle ilgili sorunları çözmede ağırdan alınamaz. Bizler Meclis’teki milletvekilleri ve devlet adamları olarak, büyük halkımızın ve İnkılabın Yüce Lideri’nin haklı beklentilerini karşılamak adına bu yönelimi verimli ve somut kararlara dönüştürmekle yükümlüyüz.”

Yetkililerin en temel ve en doğal görevinin halkın geçim kaynağını kayıtsız şartsız korumak olduğunu vurgulayan Galibaf: “Yedinci Kalkınma Planı hükümleri ve bütçe yükümlülüklerinde net destek mekanizmaları kurguladık. Bugün işçilerin, memurların ve emeklilerin satın alma gücünün iyileştirilmesi; bundan da öte, elektronik gıda kartı yapısının ıslah edilip kaynaklarının güçlendirilmesi ve kredisinin artırılması acil bir önceliktir. Böylece ailelerin gıda sepeti ve temel ihtiyaç maddelerini temin etmede en kısa sürede somut ve hissedilir bir gönül rahatlığına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.

Yasama Organı Başkanı şunları kaydetti: “Bu doğrultuda; kamu şirketlerinin, bankaların alt kuruluşlarının, emeklilik fonlarının ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların yönetimsel verimsizliğini ortadan kaldırmak için bu işletmelerin değer zincirinde yeni bir tasarıma gidilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, Yedinci Plan Kanunu hükümlerinin uygulanması yaklaşımıyla ve hükümetle etkileşim içinde, bu reformların yürütme yol haritası incelenmekte ve takip edilmektedir.”

Galibaf sözlerini şöyle tamamladı: “Maddi ve insani kapasitelerle dolu olan bu ülke; Yüce Allah’ın lütfu ve İmam-ı Zaman’ın (acelellâhu teâlâ ferecehu’ş-şerîf) vekilinin rehberliğinde bu tarihi dönemeçten de gurur ve zaferle geçebilmek için cesur kararlara, hassas anlarda zamanında harekete geçmeye, ulusal dayanışma ve kenetlenmeyi artırmaya ihtiyaç duymaktadır.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın