Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği
Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan,
Habertürk Manşet isimli bültene konuk oldu.
Burada sunucu Mehmet Akif Ersoy’un koronavirüs salgınına ilişkin
değerlendirmelerde bulunan Ceyhan, neredeyse bütün mekanlara girişlerde
uygulanan ateş ölçümlerinin gereksiz olduğunu vurgulayarak, bunun düşünülenin
aksine bir risk oluşturduğunu belirtti.
Ceyhan, koronavirüs hastalarının yüzde 10’undan daha azında
yüksek ateş görüldüğünü belirterek, “Şimdi burada en büyük problem şu…
Çin’de başladı bu pandemi. Başladığı zaman Çinliler elindeki verilerden çok
yayın yaptılar. Çinliler kaç kişi belirtisiz geçiriyor, tedavi yöntemi hakkında
yeteri kadar bilgi sahibi değillerdi. Maalesef onların yayınlarının yanlış
sonuçları hala bazı şeyleri etkiliyor. Mesela bir tanesi de bu. Önce dendi ki
ateş korona hastalarının yüzde 70’inde görülüyor. Halbuki o belirti
gösterenlerin yüzde 70’iydi. Bugün biliyoruz ki hastalığı geçirenlerin yüzde
10’undan azında ateş görülüyor. Bakın aslında gereksizliğin en büyük nedeni şu;
bir yere gidiyorsunuz, kapıda sıraya giriyorsunuz, kapıda yakınlaşıyorsunuz
mecburen. Bunun riski daha yüksek. Biz ateş ölçün diye önermiyoruz. Çok az
kişide ateş var, o da koronavirüs kaptığı anlamına da gelmiyor. Başka
nedenlerle de ateş olabiliyor. Solunum yolu enfeksiyonları arttı artık çünkü
sonbahara girdik. Ateşi yükselenleri de gereksiz yere izolasyona alıyorsunuz.
Girişlerde ateş kontrolü yapmak hiç doğru değil. Termal kameralarla ölçülebilir
bir zararı yok, ama bekleme son derece riskli” dedi.
Ceyhan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
‘Koronavirüsü maske azalttı’
‘Evet, koronavirüsü maske azalttı. Dünyaya baktığımız zaman
büyük bir artış trendi var. Salgının ‘en çok problem’ dediğimiz dönemde yani
mart sonu, nisan başı dünyada günlük vaka sayısı günlük 50 binken şu anda günde
350 bini aşkın vaka bildiriliyor. Virüs, eskisi kadar ölümcül aslında. Oran
olarak düşük çıkıyor ama dünyada ölenlerin sayısı günde 5-6 bin artıyor.
Nisanda kısa dönem hariç ikinci rakamlarla aynı aslında. Şu
anda farkı oluşturan şu; artık dünyada test sayısı ilk zamanlara göre 10-20 kat
arttı. Test daha çok belirtisiz olan insanlara yapıldığı için onların ölüm
oranı çok düşük. Bu nedenle oran düştü. Virüste bir değişiklik olmadı.
Örneğin bir ülkeye bakıyorsunuz test yapma imkanları güçlü
Kuveyt, Katar gibi ölüm oranları çok daha düşük. Bir ülkede test sayısı
nüfusuna oranla yüksek değilse ölüm oranları daha yüksek çıkıyor.
‘Genç gruplar hastalanmaya başlayınca da ölüm oranları
düştü’
Şu anda virüsün durumu daha fazla aslında. O dönemde
özellikle ne kadar süreceği nasıl hallolacağı çok bilinmediği için bütün
dünyada sokağa çıkma yasağı gibi tedbirler alındı. Vaka sayıları azalmaya
başladı, ekonomik şartlar zorlamaya başladı.
Bir yandan da bilim adamlarının yanlış öngörüleri çıktı
ortaya. Yaz aylarında azalacak gibi iddialar ortaya çıktı. Birdenbire
kısıtlamaları kaldırdılar. Bunun sonunda gördük ki, tedbirleri kaldıran ülkeler
istisnasız ikinci artış dönemini yaşamaya başladı. Mesela Fransa’da 26 bine
çıktı, İspanya’da 12-13 binlere çıktı, Belçika’da 5-6 binlere çıktı. Rusya
bizden sonra bu işe başladı ama 9 binlerden 6 binlere indirilmişken birden 13
binlere geri yükseldi. Çünkü virüs toplumdan bir yere gitmedi, toplumun içinde
beklerken siz mesafeyi biraz bozduğunuzda maskesi takmadığınızda sayılar arttı.
Vakaların ortalama yaşı düştü, yaşlı grup virüsten uzak durdu. Genç gruplar
hastalanmaya başlayınca da ölüm oranları düştü.
