Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı
iddianameyi kabul etmesini ve dava süreci hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Euronews’e açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Osman Can,
HDP’nin kapatılma davası konusuna dair önemli detayları açıkladı.
“TEK BAŞINA
YETERLİ DEĞİL”
Herhangi bir siyasi partinin kapatılması için Anayasa’ya
aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olmasının tek başına yeterli olmadığını
belirten Can, iddianamede yer alan terör faaliyeti kapsamında nitelenen çoğu
eylemlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce ifade hürriyeti kapsamında
olduğunu kaydetti.
Konuya dair detayları açıklayan Osman Can, şunları söyledi:
”Anayasa, 2001 yılında bu konu ile ilgili esaslı
değişikliklere uğradı. Buna göre bir siyasi partinin kapatılması için
Anayasa’ya aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olması gerekiyor. Sadece bu da
yetmez, Anayasa’nın kendisi diyor ki; ‘Eylemler üyeler tarafından yoğun bir
şekilde işlenecek. Bu bir veya birkaç tane eylem demek değil, sayıca çoklu
eylem olmalı. Ve bu yoğunluk siyasi parti tarafından da aktif olarak kabul
edilecek, benimsenecek.’ Ancak böyle bir durumda odaklaşma olabilir. Ya da
Anayasa’ya aykırı eylemler partinin merkez organları tarafından kararlı bir
şekilde kabul edilecek. Ondan sonra o siyasi partinin odak olduğu kabul edilecek.
Yani öyle kolay değil. Bunun için eylemlere bakılmalı. Ben siyasi partilerin
kapatılması konusunda kitap yazdım ve Anayasa Mahkemesi’nde üç tane davaya
baktım. Ben iddianameye baktığımda bunun yapılması o kadar kolay değil.”
“AİHM’YE GÖRE İFADE
HÜRRİYETİ…”
Terör örgütü propagandası kapsamında nitelendirilen suçların
büyük bir kısmının ifade hürriyeti kapsamına girdiğini vurgulayan Osman Can,
şöyle devam etti:
“‘Bu iddianamede Anayasa’ya aykırılığı olan birkaç tane
eylem söz konusu olabilir ki bunların kanıtlanması gerekiyor. Onun dışındakiler
ifade ile ilgili. Yani terör örgütünün propagandası, terör faaliyetleri ya da
bu şekilde nitelendirilen eylemlerin neredeyse yüzde doksanı hatta daha fazlası
ifade açıklaması. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunları ifade hürriyeti
kapsamı içerisinde değerlendiriyor. Bunları parti kapatma gerekçesi yapamaz
diyor. Yani Anayasa’ya göre de bu böyle. Dolayısıyla geriye çok çok az miktarda
bir eylem kalıyor. Onların kanıtlanması gerekiyor ve geriye kalan eylemlere
bakıldığında da partiye bunların istinat edilmesi çok mümkün değil. Parti o
eylemlerin büyük bir kısmı ile arasına mesafe koymuş zaten.”
“HUKUKİ DEĞİL
POLİTİKTİR”
Bu kararın altında hukuki gerekçelerden çok politik
gerekçelerin olduğunu dile getiren Can, şu ifadelere yer verdi:
“Bu iddianame Kobani olayları sırasında hazırlanmış
olsaydı bu bir hukuki tartışma olurdu. Hukuki tartışma yaparsınız sonucunda
parti kapatılır veya kapatılmaz bu ayrı mesele. Ya da 2015 Kasım’ından sonra,
Hendek olayları sonrası bu dönemde parti kapatma davası açılmış olsa ve
iddianame hazırlanmış olsaydı hukuki mesele olduğunu söylerdik. Ama hiçbir şey
yok, bu süre içerisinde HDP daha fazla demokratik mücadelenin içerisine girmiş,
şiddet ile arasına çok ciddi mesafe koymuş ve demokratik muhalefetin parçası şu
an. En pozitif politika yaptığı bu dönemde, birden bire bu parti kapatılmalıdır
demek arkasında hukuki gerekçelerden daha fazla politik gerekçelerin olduğunu
gösteriyor.”
“70-80
MİLLETVEKİLİNİN AKP’YE GİRME İHTİMALİ VAR”
HDP’nin kapatılıp, baskın seçime gidilmesi halinde AKP’nin
tek başına parlamentoda çoğunluğu elde edebileceğini ve 70-80 milletvekilinin
AKP’ye girebileceğini belirten Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Prof. Dr. Osman
Can, dikkat çeken şu ifadeleri kullandı:
”İlke olarak söyleyelim altı milyon seçmeni de olsa bir
siyasi parti özgürlükçü demokratik düzeni ortadan kaldırma çabası içerisine
girdiğinde yaptırım ile karşılaşıyor. Ama bunun gerçekten böyle olması
gerekiyor. O yüzden altı, beş ya da otuz milyon olması fark etmiyor. Ancak
Türkiye demokratik mi değil mi bu ayrı bir tartışma konusu. Neden böyle bir
yola başvuruluyor? Muhtemelen oylarla ilgili gördüğümüz kadarıyla. Seçimlere
doğru gidebilme ihtimali vardır ve Cumhur İttifakı özellikle AKP’nin oylarında
çok ciddi düşüşler var. Dolayısıyla bu parti kapatıldığında ve de yeniden
seçime girmesi engellendiğinde 70-80 civarında milletvekilinin AKP’ye girebilme
ihtimali var. Bu parti bağımsız olarak adaylarını belirlediğinde 30-35’ten daha
fazla milletvekili çıkaramayacaktır. Bu da 50’nin üzerinde AKP’ye milletvekili
demek. HDP diğer muhalefet partileri ile ittifak kurarak seçimlere girdiğinde
ise hem onlar hem de CHP açısından da ciddi bir handikap olur. Çünkü denilecek
ki bakın PKK ile hareket ediyorlar. Anayasa Mahkemesi bu partinin PKK güdümünde
olduğunu tespit etti ve kapattı denilecek. Yani nereden bakarsanız bakın burada
politik bir mesele var. Türkiye’de 2002 Kasım seçimlerinde AKP yüzde 34 küsür
oyla iktidara geldi dolayısıyla AKP’nin oyu yüzde 30’lara düşse bile eğer HDP
kapatılır ve baskın seçim olursa AKP’nin tek başına parlamentoda çoğunluğu elde
edebilme ihtimali var. Yani bu önemli bir gösterge.”
