Hegseth’e General Dayanmıyor…

İran savaşı ABD’nin mühimmat stoklarını ve küresel askeri konuşlanmasını zorlarken Pentagon’da üst düzey kadroların tasfiyesi sürüyor. Kara Kuvvetleri Bakanı Dan Driscoll’ın istifası, komuta kademesindeki boşlukları büyütürken ABD ordusunun insansız sistemlere dayanan modernizasyon programının geleceğini de tartışmaya açtı.

ABD’nin İran savaşı mühimmat stokları ve küresel askeri konuşlanma üzerinde baskı yaratırken Pentagon’da yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden kadro değişimi yeni bir aşamaya ulaştı. Kara Kuvvetleri Bakanı Dan Driscoll, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile üst düzey subayların görevden alınması ve Kara Kuvvetlerinin geleceği konusunda aylar süren anlaşmazlığın ardından 31 Ağustos’ta istifasını Başkan Donald Trump’a sundu.

Irak Savaşı gazisi olan ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in yakın çevresinde bulunan Driscoll, Trump yönetimine dışarıdan muhalefet eden bir isim değildi. İstifasından birkaç gün önce Trump ile görüşerek İran savaşının silahlı kuvvetler üzerinde yarattığı baskı ve Hegseth’in komuta kademesine müdahaleleri konusunda kaygılarını aktardığı bildirildi.

24 general ve amiral görevden alındı

Hegseth göreve geldikten sonra en az 24 general ve amirali görevden aldı veya ayrılmaya zorladı, onlarca terfiye müdahale etti. Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Randy George da nisanda görevden alınan isimler arasındaydı. Avrupa ve Afrika’daki ABD Kara Kuvvetlerinin başındaki Orgeneral Christopher Donahue ise komutanlığının statüsünün düşürülmesinin ardından emekliliğe zorlandı.

Driscoll’ın ayrılmasıyla Kara Kuvvetleri aynı anda Senato tarafından onaylanmış bakan, kurmay başkanı ve Avrupa’daki kuvvetlerin komutanından yoksun kaldı.

Pentagon’daki değişim yalnızca görev dağılımıyla sınırlı kalmadı. Driscoll ve George, Ukrayna savaşından çıkarılan dersler doğrultusunda Kara Kuvvetlerini insansız hava araçları, yapay zekâ ve daha hızlı tedarik süreçlerine yönelten modernizasyon çalışmalarının başındaki iki isimdi.

Trump’ın “İHA adamı” olarak adlandırdığı Driscoll, geçen kasım ayında Ukrayna’ya giderek ülkenin insansız sistemler konusundaki savaş tecrübesini ABD ordusuna aktarmaya yönelik işbirliği geliştirdi. George döneminde İHA savaşını öğrenmek amacıyla oluşturulan yeni bir Kara Kuvvetleri taburunun da Hegseth’e yakınlığıyla bilinen Kara Kuvvetleri Kurmay Başkan Vekili Orgeneral Christopher LaNeve tarafından aşamalı olarak kapatıldığı belirtiliyor.

LaNeve, teknoloji yatırımlarını tamamen terk etmese de “temel ilkelere dönüş” yaklaşımını savunuyor. Fiziksel yeterlilik ve geleneksel savaşçı kültürüne daha fazla ağırlık verilirken Avrupa’daki bazı Kara Kuvvetleri unsurları azaltılıyor ve Batı Yarımküre’ye yönelik askeri planlama öne çıkarılıyor.

Patriot stokunun üçte ikisi kullanıldı

Pentagon’daki kadro değişimi ABD ordusunun İran savaşı nedeniyle kaynak sıkıntısıyla karşı karşıya olduğu dönemde gerçekleşiyor. Financial Times’ın aktardığı tahminlere göre İran operasyonları, ABD’nin savaş öncesindeki Patriot önleyici füze stokunun yaklaşık üçte ikisini tüketti.

Üst düzey askeri yetkililerin geçen ay Hegseth’i, İran’a karşı geniş çaplı operasyonların aynı yoğunlukta sürdürülmesinin ABD’nin başka bölgelerdeki tehditlere cevap verme kapasitesini zayıflatabileceği konusunda uyardığı bildirildi. Trump’ın İran konusunda bütün askeri seçenekleri açık tutması ise 50 binden fazla Amerikan askerinin aylardır alarm durumunda kalmasına yol açtı.

Askeri konuşlanmada plandan sapıldı

Kaynak sıkıntısı ABD’nin küresel askeri konuşlanmasına da yansıdı. Japonya’da konuşlu USS George Washington uçak gemisi, dokuz aydan uzun süredir denizde bulunan USS Abraham Lincoln’ü rahatlatmak amacıyla ağustos ayında Orta Doğu’ya gönderildi. Bu değişiklik sonrasında ABD’nin Asya-Pasifik’te uçak gemisi taarruz grubu kalmadı.

Ortaya çıkan tablo gösteriyor ki ABD açısından sorun İran savaşının tek başına yarattığı askeri maliyetin ötesine geçmiş durumda. Patriot stoklarının hızla azalması ve Asya-Pasifik’teki deniz gücünün Orta Doğu’ya kaydırıldığı bir dönemde Pentagon, deneyimli komutanların tasfiyesi ve ordunun gelecekteki savaşlara hangi teknoloji ve kuvvet yapısıyla hazırlanacağı konusunda yaşanan mücadeleyle karşı karşıya. Bu koşullar, Washington’ın Orta Doğu, Avrupa ve Asya-Pasifik’te aynı anda askeri üstünlük sağlama kapasitesi üzerindeki baskıyı artırıyor.

cgtntürk

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın