Hz. Hüseyin (as) Kıyamının Gerçekleri

rasthaber
Rasthaber –  BismillahiRahmanniRahim
  

Hamd Alemlerin
Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

Süphanallahi
vel hamdullillahi vela illahe illahu Allahu ekber. « İnne lillah ve inne ileyhi
rajioun. »

«Allah
yolunda öldürülenleri ölü sanma. Onlar diridir ve Rableri katında
rızıklanırlar.» (Bakara-154; Al-i İmran-169)

Kerbelanın günümüzdeki tanım nedir?  

Kerbela vahşeti hakkında doğal olarak çok
şeyler konuşuldu ve çokça şeyde yazıldı çünkü öylesine basit bir vaka ya da
tarihte geçmiş bir basit olay değildir. Kerbela vakası başlı başına Allah’ın
dinini tanımının yapılmasıdır. Allah’ın kitabının yaşatılmasıdır, Allah’ın
dininin kemal ermesinin nişanesidir. Ve Allah’ın dinin «zikrinin» korumasıdır.
«Kesin olarak bilesiniz ki bu zikri (dini/kuranı) kuşkusuz biz indirdik ve
onu mutlaka koruyan da yine biziz.»
(Hicir-9)

Allah (cc) kesin bir dille vurguladığı «Kesin
olarak bilesiniz ki bu zikri (dini/kuranı) kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka
koruyan da yine biziz»
. Fakat Allah (cc) Dinin nasıl koruyacaktır? Tabi ki
Allah her şeye kadir ve mucizeler onun katındadır ve istediğini istediği gibide
yapar fakat Allah (cc) bizlerin görmesi, yaşaması, anlaması ve seçmesi gerekmektedir.
Yoksa Kitab-ı Kuranı indirmez, Peygamberler yollamazdı ve derdi ki; “Ey
insanlar! sizi halifem ilan ettim ve akıl verdim ve onunla da dilediğiniz gibi
yaşayın”. Böyle bir şey Allah (cc) yaratma metodolojisine katiyen uygun
değildir. Çünkü çevremize baktığımızda gördüğümüz tek şey bir uyum, bir denge,
bir güzellik ve ilahi sisteme oturmuş dünya ve kainattır. Her şeyi, var ettiği
ve de itaat ettiği kanunlara (uyum & denge) uygun yaratan Allah (cc), Kendi
zikrini korumak içinde bir kanun ve kural içinde yapacaktı ki öylede yaptı. Bunu
kitabında şöyle açıklamakta “Ve onları, emrimizle hidayete erdiren
imamlar kıldık
” (21:73.) ” Emrimizle doğru yola ileten
imamlar/önderler tayin etmiştik.
” (Secde :24)

Bu ayetten de anlaşılacağa göre Allah
(cc) insanları doğru yolla iletmek için;

1-) Kendi seçtiği,

2-) Kendi emri ile insanları doğru yolla
ileten,

3-) Önderle (imamalar) tayin etmiştir.

Bu ayetten almamız gereken şey çok
önemlidir çünkü dinimizi direğini oluşturan ve dinimizi koruyan ana temel burada
yatmaktadır. Allah dinin koruması için kendisinin seçtiği ve insanları emri ile
doğru yolla ileten önderler/ imamları vardır. Bunlar peygamberden ve hariç
olarak imamlardır.

Peygamberlerin görevi vahiyi tebliği
etmektir. Peygamberlerden İmam olanlar olduğu gibi sadece Nebi* (müstakil bir
din ve kitab sâhibi olmayıp kendinden önceki bir peygamberin kitabına uygun
hareket etmekle vazifeli peygamberlere de Nebî adı verilir.) Fakat imamet ise
Allah’ın dini Kemal’e erdikten sonra ve peygamberlik makamı da son bulduktan
sonra Allah’ın dinin koruyan insanları doğruya ve hidayete yönlendiren yüce
şahısların bizzat varlıklarıyla sürdürdüğü imamet makamdır. “Ve
İbrâhîm’i Rabbi imtihan etmişti. Nihayet (imtihan) tamamlanınca da (Allah
şöyle) buyurdu: “Muhakkak ki Ben, seni insanlara imam kılacağım.” 2:124, «Ey
Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine
önder/imam kıldım.»
7:144.

Allah’ın dininin aynı Peygamberimizden
önceki dönemlerdeki gibi, dininin hakikatten (ilahi olmaktan), Peygamberini
marjinalleştiren ve zikrini (ilahi kitaplarından) uzaklaştıran hükümdarların,
Padişahların politik oyuncağı olmaya başlamasıyla birlikte sapıtılmaya maruz
kalmıştır. Fakat Artık yeni bir Peygamberlik makamı yoktur ve de peygamber
gelmeyecektir. O zaman kim Allah’ın dinin koruyacaktır? Kim insanları hakikate
çağıracaktır? Kim insanları doğru yolla iletecektir? Kim insanları sapıklıktan
kurtarıp hidayette erdirecektir?

Kitab-ı Kuran mı? Doğrudur. Ama ne yazık
ki egosantrik insanların arzuları doğrultusunda sapıklığa yönlendirenlerin bir
aracı olarak kullanmaktadır. Peygamberimizin hadisleriyle mi? Kendi
iktidarlarını perçinlemek ve yaptıkları zulümleri saklamak için O kadar çok
yalancı hadis uydurmuşlardır ki o hadislerle insanları saptırmak için
kullanmaktadırlar. (Güncel örnekler; Daiş, El Quaida, Vahbizim, Fetö, sayısız
İngiliz tarikatları) O halde Allah’ın dini bu sapıklara karşı nasıl korunacak
ve Kim tarafından korunacaktır?

Buradan çıkan neticede yukarıdaki
bahsettiğimiz ayetlerin (El Enbiya-73 ve Secde-24) açıklamasını bu sorularının
cevabının ta kendisidir. Allah kendi dinin korumak ve insanları hidayete,
hakikate yönlendirmek için kendi seçtiği önderleri vardır. Bu halifelik makamı
değildir çünkü Halifelik makamına seni ve beni de seçebilirler.  Ama Allah (cc) diyor ki «benim seçtiğim ve
emrimle doğru yolla ilete önderler/liderler/imamalar.»

Bu açıdan Kerbelaya bakarsak, Hz. Hüseyin
(as) makamın ve konumunu çok iyi bilmemiz ve analiz etmemiz gerekmektedir.
Ancak o zaman Hz. Hüseyin (as) kıyamının sebebini ve kerbela kıyamının ana gerçeklerini
anlayabiliriz, kavrayabiliriz. Yoksa bazılarının dedikleri gibi; «Bile bile
hilafet için ölüme gitti, İntihar etti.» laflarını cahilce sarf edebiliriz. Bunu
söyleyen zavallılar, Hz. Hüseyin (as) mevkisin, makamın ve konumun bilmediğin
gibi aynı zamanda Peygamber (savs) torunu, şebeb-i ehli cennet makamına sahip
olan o yüce zata gereken saygıyı da göstermemesidir.

Birde Kerbela vakasına şöyle bakalım;
Kerbela vakası diye bir vaka olmadı. İmam Hüseyin kıyam etmedi ve Yezidin biat
etmeyi kabul etti. Ne olurdu o zaman? Şimdi Neden İmam Hüseyin kıyam etti
soruların cevabı burada arayabiliriz.

Eğer Hz. Hüseyin (as) kıyam etmeseydi ne
olurdu?

1-) Allah’ın
emrine itaat etmemiş olurdu:
Gadr-i Humda Herkesin kabul ettiği bir
üniversal ilahi duyur olmuş ve herkes tarafından kabul görmüştür. Bu ilahi
duyuruyu, Peygamberimizin yakın çevrelerindeki bir takım Fitne tayfalarının
şerrinden çekinceleri olmasına rağmen, Allah ağır bir şekilde Peygamberimize, «Eğer
bu tebliği yapmaz isen peygamberlik görevini yapmamış gibi olurusun»

demiş ve peygamberimizin çevresindeki çekinceleri içinde «Allah seni
insanların (şerrinden) koruyacaktır.
» demiştir. Bu ayete müteakip, Allah’ın
emri ile « Gadr-i Hum Universal İlahi Beyanı» geçekleşmiştir. İmamların görevi,
«Allah’ın emriyle insanları doğru yola iletmek» olduğundan dolayı Hz.
Hüseyin (as) kıyamı Allah’ın emrini yerine getirmek ve insanlara doğru yolu
göstermek için olmuştur. «Emrimizle hakikate ileten imamlar tayin etmiştik.»

2-) Sahip
olduğu
İmamet Makamının Gereğini yapmış olmazdı: İslam bugün
yaşadığımızdan daha çok farklı bir boyuta bürünür aynı Yahudilerin ve
Hristiyanların yaptıkları gerçekleşir. İslam’ın dışı & içeriği tamamıyla
değişirdi; Muaviye ile hız alan, yezid ile tavan yapan İslam’daki köklü şeytani
değişikler 100% gerçekleşirdi. Bugün Müslümanlar İslam diye sadece «Muaviye /
Yezidi» Dinine tapardı. Kuran- Kerim diye Bir ilah kitap, Peygamber Muhammed
Mustafa (savs) diye bir peygamber ve İslam diye ne bugünkü tanımı ile Ehli
Sünnet olurdu ne de Şia, ilahi bir din kalmazdı. İnsanlara doğru yolu, hidayet
yolunu göstermemiş olurdu. «Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru
yolu gösterecek önderler kıldık
“
Enbiya 73. (Hz. Hasan’ın (as)
Muaviye biat etmesi dinin dolayısıyla imamet makamının korunması için gerekli
idi bu konu başlı başına işlenecek bir konudur)

3-) Hak
ve batıl arasında ilahi mahşere kadar değişmeyecek kırmızı çizgi olmazdı:

İnananların kendilerine, referansı, yol göstericisi, şahitleri olmazdı. Bu
çizgi, Allah’ın Kendi dinini Kendi seçtiği İmamları ile korumasıdır. Bunun ilk
tezahürü Hz. Ali (as) Peygamberimizin (savs) vefatından sonraki itirazı ile
başlamış ve İmam Hüseyin’in kerbeladaki kıyamı ile hak ve Batıl arasındaki
kalın çizgi taçlanmıştır.

«Böylece
sizlerin insanlara şahitler olacağınız gün» Bakar-143. «Bunlardan kendilerine
ilim verilmiş olanları ise kat kat derecelerle yükseltir
.” (Mücadele:
11)

4-) İmamet
makamına sahip olmamış olurdu:
Allah dinin korunma görevini yerine
getirmemiş olurdu. Allah (cc) kendi Dininin korunması, tebliğisi ve de bilfiil
her ortamda ve her konumda yaşanmasını sağlamayı İmamlara/önderlere vazife
kılmıştır. Nasıl bir ordu, her daim vatanın ve milletin güvenliğini, birliğini
ve bütünlüğünü korumakla görevli ve mecbur ise, İmamlarında peygamberlikten
sonra Allah nezdinde ilahi dinin bütünlüğünü, aslını korumakla görevlidirler. «Muhakkak
ki ben, seni insanlara imam kılacağım
» 2:124. «Kesin olarak bilesiniz ki
bu zikri (dini/kuranı) kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine
biziz.»
(Hicir-9)

Hz.
Hüseyin (as) kıyam etti ama kıyamını hedefi Hilafet için değildi. Bunu anlamak
çok kolay, bilindiği üzere ne sayıca üstündü nede bulunduğu yerin konumu (susuzu
ve çöl) stratejik olarak savaş ile hilafet makamını almak için müsait değildi.

Hz.
Hüseyin (as) kıyam etti çünkü; yezidin İslam’ı saptırma oyununu, yaptıklarını
ve yapacakların çok iyi biliyordu. Hz. Hüseyin (as) sahip olduğu makamın
görevinin gereğini, Allah’ın emri & rızasını gerçekleştiriyor ve de gerçek
din Muhammediye İslam’ını saptırılmadan günümüze kadar pak kalması için yapmıştır.
Kerbela meydanında yezidin ordularına yaptığı hitabede hedefini açıklamıştı; «Ben, Dedemin dini
İslam’ı daim kılmak ve korumak için buradayım»
diye haykırmıştı.
Çünkü karşısındakilerini göremediği, unuttuğu ya da görmemezlikten geldiği
Allah’ın ayetinde ki “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse; işte onlar
Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, Sıddıklarla, şehitlerle,
sâlihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel birer dostturlar
” (Nisâ: 69)
beyanının hiçe sayılmaları, değiştirmelerinde dolayı Allah’ın dostlarından,
Sıddıklardan, Salihlerden, Allah’ın şahitlerden uzaklaşmaları dahası düşmanlık
etmeleriydi. Kısaca Allah Dostlarını düşman ve Allah’ın düşmanlarını dost
edinmeleri idi.

Bu
yüzdendir ki Hz. Hüseyin (as) kıyamı, İnsanlık için, ümmet için batılı hakikaten
ayıran bir elek olmuştur. Dost ve düşman tanımı, İlahi dinin korunması ve hak
ve batıl tanım, zulme ve sapıklığa karşı direniş Kerbelada Hz. Hüseyin (as) kıyamı
ve şehadetiyle tekrardan yapılmıştır.


Mustafa Kemal TAŞPINAR

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın