Rasthaber – Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
Hala obez bir devlet yönetimine sahibiz. Devletin büyük olması, güçlü olması farklıdır; obez olması, hantal olması, verimsiz olması daha farklıdır. Obezlikten devletimizi kurtarmanın şart olduğunu belirtmemiz gerek. Günü kurtarmaya yönelik hiçbir adım bizim yol haritamız olamaz.
Uyum yasaları ile ilgili çalışmaları bu yaklaşımla yürütmeliyiz. Unutmayınız; Fırsatın kazası olmaz.
AK Parti olarak ana muhalefet diye karşımıza çıkan anlayışın sığlığından şikayet ettik, ediyoruz. Bu hali bizim için ne kadar büyük bir şanssa, ülkemiz için o kadar büyük şanssızlıktır. Biz ana muhalefetle değiş, kendi kendimizle yarışıyoruz.
Rehavete kapılmamak için başarı çıtasını sürekli yükseltiyoruz. Gerekirse gece gündüz çalışma pahasına ülkemize ve milletimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek mecburiyetindeyiz.
"EY AMERİKA BUNU NASIL İZAH EDECEKSİN"
Vize krizinden, köpekle aramaya, ambargoların genişletilmesinden teröristlere himaye sağlanmasına kadar pek çok örneğini gördüğümüz bu tavır bizim doğru yolda olduğumuzun ispatıdır. Örneğin işte stratejik ortağımız Amerika. Defaatle görüşmemize rağmen bakın Suriye’de, dikkat edin terör örgütü PKK’nın düşük çocuğu olan PYD ve YPG ile Rakka operasyonunu yapıyor.
PKK değil diyorlar, peki Rakka’daki bölücü terör örgütünün dev posterlerinin asılmasını ey Amerika sen neyle izah edeceksin? Biz söyledik inanmadın, artık televizyon ekranlarında bütün gerçekler ortada, neyle izah edeceksin? Biz gerçeklerle konuşuyoruz. Ve 3 bin 500’ü aşkın TIR bölgeye silah taşıyor. Ve bu silahlar Rakka’da mı kullanıldı? DEAŞ’a karşı mı kullanıldı? Bunların nerede nasıl stoklandığını, bunu da biliyoruz ha bunu da iyi bilin.
“BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ, BİR GECE ANSIZIN VURABİLİRİZ”
Şu anda İdlib’deki operasyon büyük oranda neticelendi. Afrin önümüzde. Bunların hepsi ülkemiz için tehdittir, bizler her alanda kararlıyız. Buralardan taviz veremeyiz. İşte daha önce de söyledik. Daha önce de söyledik, bir gece ansızın gelebiliriz, bir gece ansızın vurabiliriz. Eğer bütün bunlar olurken böyle bir ortamda eğer sırtımız sıvazlansaydı, eğer bizi yere göğe koyamaz hale gelseydiler asıl o zaman şapkayı önümüze koyup ‘na yapıyoruz biz’ diye düşünmemiz lazımdı. Demek ki isabetli güzergahta yürüyoruz.
“ÖYLE YOK YA, KİME NEYİ YUTTURUYORSUNUZ?”
Almanya’da terör örgütü mensupları gösteri düzenliyor. Alman polisi ‘bu akşam sizin için görevdeyiz’ diye mesaj yayınlıyor. Fransa’da devlet televizyonu binasına bölücü terör örgütü başının fotoğrafı asılıyor, Fransız polisi onları izliyor. Hani PKK, AB üyeleri olarak terör örgütüydü. Neyi izliyorsun, niye indirmiyorsun? Bu soruyu sormak bizim hakkımız değil mi? Bu nasıl dostluktur? Gençler FETÖ ile irtibatı sebebiyle birisini gözaltına alıyorsunuz, kendisini istemeye yüz tutmadığı için olsa gerek ‘diplomatik dokunulmazlığı var’ diye telefonuna sahip çıkıyorlar. Böyle bir şey yok. Belki yutarlar diye buradan giriyorlar. Öyle yok ya, kime neyi yutturuyorsunuz?
