Haziran’ında gece yarısı Meclis’ten geçirilen ve askerlerin sivil mahkemelerde
yargılanmasını getiren düzenlemeye işaret etmesi üzerine başlayan polemik
sürüyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bir tane boruyu göstermek
suretiyle milleti aldatamazsın” diyerek milletvekillerine ‘dava açın’
çağrısı yaparken, bazı yakın köşe yazarları da ‘yeni bir darbe hazırlığı
yapıldığı’ iddialarını işlemeye başladı.
Başbuğ’un avukatları İlkay Sezer ve Hilal Demirelli, yazılı
bir açıklama yaparak, müvekillerinin adının ‘hayali komplolara’
bulaştırılmamasını istedi.
Gazete Duvar’ın haberine göre avutlar, Başbuğ adına şu
açıklamayı yaptı:
“Son günlerde müvekkilimiz Sayın İlker Başbuğ’un adının
hayali bazı senaryolarla gündeme getirildiğini görmekteyiz. Başbuğ’un 25 Ocak
2010 tarihinde Genelkurmay Başkanı olarak ifade ettiği ‘Demokrasilerde en
önemli olan husus, iktidarların seçimlerle, demokratik yöntemlerle el değiştirmesidir’
sözleri onun demokrasiye olan inancını net olarak ortaya koymaktadır.
‘Başbuğ’un adını hayali komplolara karıştıranlara karşı
yasal haklarımız saklı’
Genelkurmay Başkanlığı görevine başladığı ilk günden
itibaren FETÖ’nün hedefi olmuş Sayın İlker Başbuğ, 15 Temmuz darbe girişimini
lanetlemiş ve darbenin iç yüzünü ortaya koyan ilk kitaplardan birini yazmış
kişidir. Bugünlerde müvekkilimizin adının da karıştırıldığı hayali senaryolar,
FETÖ’nün geçmişte ürettiği komploları ve bu komplolara zemin hazırlamak için
yapılan kamuoyu oluşturma süreçlerini hatırlatmaktadır.
Hayali komplolara müvekkilimizin adını karıştıranlar,
müvekkilimizin 28 Ocak 2020 tarihinde bir televizyon programındaki 26 Haziran
2009 tarihinde yapılan yasa değişikliğine ilişkin açıklamalarının zamanlamasına
dikkati çekmektedirler. Müvekkilimiz, söz konusu yasa değişikliğine ilişkin
görüşlerini ilk defa bu programda açıklamamıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinde
07 Ekim 2015 tarihli temyiz duruşmasında ‘Olaylar, yasa değişikliğinin
zamanlaması, yasa değişikliklerinden nasıl ve kimlerin faydalandığı, bu yasa
değişikliklerinin cemaat (FETÖ) tarafından istenildiğini göstermektedir’ şeklinde
ifade etmiştir. Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kurulan
Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nda 03 Kasım 2016 günü yaptığı konuşmanın
kapanışında ‘Yasa değişikliği karşı tarafa (FETÖ) büyük bir cesaret vermiştir,
elimizi de bağlamıştır’ şeklinde 26 Haziran 2009 günü yapılan yasa
değişikliğine ilişkin görüşünü ifade etmiştir.
Müvekkilimizin televizyon programında bu konuya ilişkin
soruya vermiş olduğu yanıt, aslında bu konuya ilişkin görüşlerinin tekrarından
ibarettir. Netice olarak, verilen cevaba ilişkin üretilen komploların ne kadar
akıl dışı olduğu görülmektedir. İç siyasi tartışmaların dışında olmayı
arzulayan müvekkilimizin daha önce de defalarca ifade ettiği gibi, bir siyasi
beklentisi yoktur. Müvekkilimiz için her şeyden önce vatan topraklarımızın ve
milletimizin birlik, bütünlüğünün korunması gelmektedir. Bu nedenle de
müvekkilimiz, gerekli gördüğü durumlarda, doğru bildiği hususları ifade
etmektedir. Müvekkilimiz Sayın Başbuğ’un adını hayali komplolara karıştıranlara
karşı yasal haklarımızın saklı olduğu kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
