rejimin Gazze’deki başarısızlığı devam edecek ve bu rejim gerileme ve yıkımı
yaklaşacaktır. Bu rejimin Suriye’deki gibi umutsuz çabaları onları yenilgiden kurtaramayacaktır.
İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei bugün Tahran’daki İmam
Humeyni (r.a) Hüseyiniyesi’nde Cumhurbaşkanı Seyyid İbrahim Reisi, Meclis
Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Yargı Erki Başkanı Muhsini Ejei, hükümet ile
askeri yetkililer ve çeşitli kurumların üst düzey yöneticileri ile bir araya
geldi.
İmam Hamanei bu görüşmede yaptığı konuşmada, İran’ın doğal
ve beşeri kapasitelerinin halkın beklentilerini gerçekleştirmeye uygun olduğunu
belirterek, yılın sloganının hayata geçirilmesinde tüm halkın katılımının
yollarını belirlemek için seçkin bir düşünürler grubu oluşturulmasının gerekli
olduğunu ifade etti ve şunları söyledi: ‘Halkın refahı ve ülkenin ilerlemesi
için yapılan her çaba Allah için yapılan bir iştir.’
İmam Hamanei aynı zamanda Siyonist rejimin Aksa Tufanı
operasyonunda ve Gazze’ye yönelik saldırılarda amacını gerçekleştirme konusunda
aldığı iki yenilgiye değinerek şunları vurguladı: ‘Bu yılki Kudüs Günü,
Allah’ın izniyle, İran milletinin sahnedeki varlığı ve Müslüman ve özgürlükçü
milletlerin katılımıyla, gaspçı rejime karşı uluslararası bir haykırışa
dönüşecektir.’
İmam Hamanei, Ramazan ayını kelimenin tam anlamıyla mübarek
bir ay olarak nitelendirdi ve bu ayın, oruç, Kur’an tilaveti, dua ve Kadir
geceleri gibi çeşitli boyutları ve yöntemleriyle insanın ruhsal ve içsel
yeteneklerini geliştirdiğini ve böylece toplumu geliştirdiğini ifade etti.
İslam İnkılabı Rehberi, Ramazan aynı hayır, ihsan ve yardım
ayı ve aynı zamanda toplumsal bir ay olarak nitelendirerek şunları söyledi: ‘Ramazan
ayı, yıl boyunca günahların ruhta açtığı yaraları onarmak için büyük bir
fırsattır ki bu da elbette istiğfar ve tövbe ile mümkün olur.
Tövbe toplumsal ve bireysel bir kavramdır. Tövbenin gerçek
anlamı, günah ve hatadan dönmek, onun etki ve sonuçlarını düzeltmektir. Dolayısıyla
herhangi bir kişi, ihmal, tembellik, dikkatsizlik gibi herhangi bir sebeple bir
günaha, yaralamaya veya sosyal, siyasi, kültürel veya diğer alanlarda bir
soruna neden olduysa, istiğfar ve tövbe ile o sıkıntının etkilerini telafi
etmeli, o yarayı onarmalıdır.’
İmam Hamanei, yetkililerin hatalarının etkisinin halkın
hatalarından daha çok olduğunu belirterek, şunları vurguladı: ‘Yetkililerimizin
davranış, konuşma, karar ve pozisyonlarından dolayı ülkede ve toplumda bir
sorun veya hata meydana gelirse, hatayı tanımalı, sorumluluğu kabul etmeli,
etki ve sonuçlarını telafi etmeliyiz.’
İslam İnkılabı Rehberi konuşmasının başka bir bölümünde, yılın
sloganı konusuna değinerek, cumhurbaşkanının bu toplantının başında yaptığı
konuşmadaki güzel sözlere ve hükümetin sorunların çözümüne yönelik çabalarına
değinerek, şunları söyledi: ‘Elbette beklentiler daha yüksek ve düğümlerin daha
fazla çabayla çözülmesi gerekiyor ki, bu hükümet de Allah’ın izniyle bunu
yapabilir.’
İmam Hamanei, ülkenin acı ve tatlı ekonomik gerçeklerine değinerek
şu ifadelerde bulundu: ‘Yüksek fiyatlar, piyasa istikrarsızlığı, ulusal para
biriminin devalüasyonu ve sınıf farkı acı ekonomik gerçekler arasındadır.
Öte yandan, geniş altyapıların inşaatı, önemli sayıda yarı
kapalı veya kapalı işletmelerin kurulması, bilgiye dayalı şirketlerde binlerce umut
dolu genç grubun faaliyete geçmesi ve özel sektörde ve kamu sektöründe
yetenekli ve verimli işletmelerin oluşması gibi pek çok güzel gelişmede var.’
İmam Hamanei, halkın önemli ve yerinde bir beklentisini dile
getirerek şu ifadelerde bulundu: ‘İnsanlar, yetkililerin çalışma ve çabalarının
hayatlarında somut bir etki yaratmasını beklemektedir ve bu beklentinin
karşılanması için de bunun yapılması gerekmektedir.’
İmam Hamanei, halkın ekonomik durumun düzelmesi beklentisi içinde
olmasının ülkenin olağanüstü kapasiteleri sayesinde gerçekleşebileceğini belirterek,
şöyle konuştu: ‘İran, dünya nüfusunun yaklaşık %1’ine sahipken, 64 önemli
mineral içeren dünya doğal kaynaklarının yaklaşık %7’sine sahip olması oldukça
uygun bir kapasite ve fırsattır.
Yaklaşık 37 milyon hektar tarıma elverişli araziye sahip
olması, bu çok önemli tarımsal kapasiteden tam anlamıyla faydalanabilecek su
yönetimi imkânı ve İran’ın çelik ve çimento gibi ürünlerin küresel üretiminde
üst sıralarda yer alması İran’ın diğer doğal kapasiteleri arasındadır.’
İslam İnkılabı Rehberi, insani kapasitelerin doğal kapasitelerden
daha önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: ‘İran milleti dünya
ortalamasının üzerinde yetenek ve zekaya sahiptir; 36 milyon genç, 14 milyon
yüksek öğrenim görevlisi, 3 milyon öğrenci, 100 binden fazla akademik personel
ve 150 binden fazla doktor, İran’ın yeri doldurulamaz insan kapasiteleri
arasındadır.’
İmam Hamanei, İran’ın önemli coğrafi konumuna ve yüksek
iklim çeşitliliğine değinerek şunları söyledi: ‘Bütün bu kapasiteler halkın ve rehberiyetin
ekonomik beklentilerinin ulaşılabilir olduğunu gösteriyor.’
İslam İnkılabı Rehberi, ekonomik durumun iyileştirilmesinin
önündeki dış ve iç engellere değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘İran’ın gerekli imkânlara
erişimi konusundaki tehditler, yaptırımlar ve sürekli kesintiler en önemli dış
engellerdir, elbette bu engeller giderek daha az etkili hale getirilebilir. Ayrıca
önde gelen girişimcilere göre yaptırımlar aynı zamanda fırsat yaratıcı da
olabiliyor.
İşsizlik, dikkatsizlik, motivasyon eksikliği ve daha üst
mevkileri düşünmek ülkenin geniş kapasite ve fırsatlarının doğru kullanılmasını
engelleyen iç engeller arasındadır.’
İmam Hamanei, konuşmasının önemli bir bölümünde milletin refahı
için çalışılması ve ülkenin kalkınması için çaba gösterilmesi çağrısında
bulunarak şunları söyledi: ‘İnsanların işlerindeki düğümü çözmeye çalışmak,
ilahi bir niyete sahip olmak demektir ve Allah bu çabayı mutlaka
bereketlendirip ödüllendirecektir.’
İslam İnkılabı Rehberi, “Halkın Katılımıyla Üretimde Sıçrama”
sloganını hayata geçirme konusunda yapılması ve yapılmaması gerekenleri
açıklayarak, devlet müdahalelerine değindi ve bu müdahalelerin azaltılmasını
vurguladı ve şunları söyledi: ‘İnsanların maddi, fikri ve girişim becerilerini sahaya
taşımanın ülkeye birçok faydası vardır.’
İmam Hamanei, bazı kişilerin ekonomiye girerek yönetimleri
devralmaları durumunda hükümetin elinin bağlanması yönündeki düşüncenin yanlış
olduğunu belirterek, şunları kaydetti: ‘Halkın ve hükümetin her birinin
görevleri vardır ve bu idari ve pratik görevler arasında ayrım yaparak,
devletin arazi edinimi ve denetimi, ihlallerin önlenmesi gibi idari konularda
üzerine düşen görevleri yerine getirmesi, işin pratik yönünü ise halkın
üstlenmesi gerekmektedir.’
İmam Hamanei, halkın ekonomiye katılımını ve rolünü İran’ın
gücünün ve ekonominin istikrarının nedeni olarak nitelendirdi ve şunları
söyledi: ‘Geçmişte bu alanda pek çok zaaflar olduğu için, anayasa’nın
kendisinden yararlanılarak oluşturulan ve yayımlanan 44. madde politikalarının
mutlaka uygulanması gerekmektedir.’
İslam İnkılabı Rehberi, 7. planda yüzde sekiz ekonomik
büyümenin gerçekleştirilmesinin uzmanlar açısından mümkün olabileceğini ve
devamının da insanların yaşamlarında olumlu bir açılım yaratacağını belirtti ve
şunları söyledi: ‘Elbette ekonomik büyüme, insanların ve yoksul sınıfların
yaşamlarını ve geçimlerini dönüştürmek için tek başına yeterli değildir ve farklı
düzeylerde olanaklara ulaşmak için adil ve eşit fırsatlar gibi diğer konular da
gereklidir. Bu bağlamda gençlerin eğitimi ve becerilerinin rolü kilit önemdedir
ve üst düzey yöneticilerin bunu planlamaları gerekmektedir.’
Küçük sermayeli halkın üretime ve ekonomiye katılma
yollarının gösterilmesi de İmam Hamanei’nin konuşmasında değindiği bir diğer
noktaydı ve İmam Hamanei, hükümet ve parlamentoyu bu konu üzerinde düşünecek
elit ve düşünürlerden oluşan bir grup oluşturmaya çağırdı.
İmam Hamanei, yetkililere yönelik bir diğer tavsiyesinde ise
7’nci plana dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi: ‘Raporlara
göre, önceki altı programın ortalama uygulama oranı yüzde 35 civarındaydı. Bu
da ülke için bir kayıptır ve aktif, fikir sahibi ve çalışma ve çaba ehli olan mevcut
hükümetin yedinci programı uygulamaya çalışması gerekiyor.’
İmam Hamanei, değerli bir sermaye olarak zamanın önemini
vurgulayarak, bugünün işini yarına bırakmaktan kaçınılması gerektiğini
vurguladı ve yetkililere şunları söyledi: ‘Zaman çabuk geçiyor, bu nedenle
onaylanmış görevler ve planlar için bir program belirleyin ve bunların belirli
bir sürede tamamlanmasını takip edin.’
İslam İnkılabı Rehberi, diplomasinin ve dış politikanın
ekonomideki rolünün çok önemli ve etkili olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
‘Pek çok komşumuz var ve birçok uluslararası anlaşmaya katılıyoruz. Ekonomi
alanındaki bu fırsatları olağanüstü diplomatik hareketlilikle kullanmalıyız.’
İmam Hamanei konuşmasının başka bir bölümünde hicap
meselesine değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Artık bir sorun gibi empoze edilen
hicap meselesi daha önce bu şekilde gündemde değildi ve bazı kişiler planlı bir
şekilde, bunu dayatılan bir mesele haline getirdiler.’
İmam Hamanei, hicap meselesini hukuki, fıkhi ve yan konuları
olan bir mesele olarak nitelendirerek şunları söyledi: ‘Hicap şer-i açıdan
bariz bir hükümdür ve kadınların yüz ve iki avuç içi hariç vücudunu örtmesi şer’i
bir zorunluluktur ve göz ardı edilemez. Müslüman ve dinine bağlı halkımızın ve kadınlarımızın
da bu şer-i hükme uymaları gerekmektedir.’
İmam Hamanei, hukuk açısından da hicap meselesini hukuki bir
hüküm olarak nitelendirerek şunu vurguladı: ‘Kanunlara uymak inanan ve
inanmayan herkes için vaciptir. Bu husustaki yan konulara gelecek olursak, yabancıların
başörtüsü meselesine karıştığı her türlü medya aracılığıyla açık bir şekilde
ortaya çıktı, elbette içeride birileri onlara yardımcı oldu, ancak hicap
meselesine karşı yönlendirme ve planlama ülke dışından yapılıyordu. Akıllı ve bilinçli
kadınların bu gerçeğe dikkat etmesi gerekmektedir.’
İslam İnkılabı Rehberi, hicabın kutsallığını yok etmek
amacıyla insanların toplumdaki normu kırmaları için işe alınmaları konusunda güvenilir
raporlara değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Bu konuda yabancıların müdahalesini
ve elini gördüğümüzde pozisyonlarımızı bu gerçeğe göre ayarlamalıyız.’
İmam Hamanei, kadınların başörtüsünü çıkarma planını kötü niyetli
kişilerin ilk işi olarak nitelendirdi ve şunları söyledi: Onların nihai
hedefleri, ülkenin durumunu yavaş yavaş Tağut’un rezaletlerle dolu çağına
döndürmektir. O dönemde kadının statüsü bugünden farklı olarak okuryazarlık ve
yönetim rolleri açısından zayıf, giyim ve sosyal normlar açısından ise oldukça
utanç vericiydi.
Ülkemiz kadınlarının, hatta başörtüsü konusunda biraz ihmalkâr
olanların bile İslam’a ve sisteme bağlı olduklarına eminim. Dolayısıyla
meseleye bu açıdan da bakmak lazım, aynı zamanda hicap meselesini de herkesin
gözetmesi gerekiyor.
İslam İnkılabı Rehberi, hükümet ve yargının şer-i ve yasal
sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğini belirterek şunları söyledi: ‘Elbette
bu alanda İslami hicaba uyma konusunda en fazla sorumluluk kadınlara düşüyor.’
İmam Hamanei konuşmasının son bölümünde Gazze meselesine
değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Önemli bir konu olan Gazze, dünya kamuoyunun önceliği
dışında bırakılmamalıdır. Siyonist rejimin soykırım ve toplu katliam gibi
suçları, kadın ve çocuklara, hastalara ve hastanelere yönelik saldırıları tarihte
eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaşmıştır. Suç ve cinayetler öyle bir noktaya
varmıştır ki, batı kültüründe yetişmiş, Avrupa ve Amerika’daki insanlardan bile
itiraz sesleri yükselmektedir.’
İmam Hamanei, bir nevi altı aylık savaşın özetini yaparak
Siyonist rejimin iki açıdan başarısız olduğunu belirtti ve şu ifadelerde
bulundu: ‘Onların ilk başarısızlıkları 7 Ekim’de Aksa Tufanı operasyonunda yaşandı.
Bu olay, istihbarat ve askeri hâkimiyet iddiasında bulunan işgalci rejimin
sınırlı kaynaklara sahip bir direniş grubu tarafından büyük bir istihbarat
başarısızlığına maruz kalmasına neden oldu ve Siyonist rejimin bu başarısızlığı
ve aşağılanması asla onarılmadı ve onarılamayacaktır.’
İmam Hamanei, Siyonistlerin ikinci yenilgisini, bu rejimin
Gazze saldırısında açıkladığı hedeflere ulaşılamaması olarak nitelendirdi ve
Siyonistlerin, kararların veto edilmesi ve son kararın bağlayıcı olmadığı
yönündeki yalanları da dâhil Amerikalıların kapsamlı askeri-mali ve siyasi
desteğinden yararlandıkları gerçeğine değinerek şunları söyledi: ‘Bütün bu
desteğe rağmen Siyonistler ilan ettikleri hedeflerden bir tanesine dahi
ulaşamadılar.
Onlar, direnişi ve özellikle Hamas’ı yok etmek istiyorlardı,
oysa bugün Hamas, İslami Cihad ve Gazze direniş grubu sorunlara tahammül ederek
gaspçı rejimi vuruyor.’
İmam Hamanei, masum kadın ve çocuklara yönelik tecavüz ve
cinayetlerin, Siyonistlerin direniş savaşçıları karşısındaki çaresizliğinden
kaynaklandığını vurgulayarak şunları söyledi: ‘Siyonistlerin başarısızlığı
mutlaka devam edecek ve onların tıpkı Suriye’de yaptıkları gibi çaresiz
çabaları onların sorunlarına çare olamayacak ve elbette tokat yiyecekler.
Siyonistleri kendi elleriyle düştükleri tuzaktan kurtarmanın
imkânı yoktur. Siyonist rejim her geçen gün daha da zayıflayacak, çöküş ve
yıkıma daha da yaklaşacaktır. Gençlerimizin Kudüs’ün Müslümanların elinde
olduğunu görmesini, orada namaz kılmasını ve İslam dünyasının da gaspçı rejimin
yıkılmasını kutlamasını umut ediyoruz.
İmam Hamanei, İran İslam Cumhuriyeti’nin oluşumunu İslam
dünyası için büyük bir fırsat olarak nitelendirdi ve İslam sisteminin artan
gücünü ve düşmanlarının zayıflığını vurguladı ve şunları söyledi: ‘Bölgesel
hesaplar ve direniş cephesi ile karşı cephenin durumu Aksa Tufanı
operasyonundan sonra değişti ve gelecekte daha da değişecektir ve İslam ve direniş
ve İran İslam Cumhuriyeti düşmanları bu değişimlere mecbur boyun eğecektir ve
şunu bilmelidir ki, İslam toplumunda bu bölgeye hâkim olamayacaklardır.’
Bu görüşmenin sonunda İslam İnkılabı Rehberi’nin imametinde
akşam ve yatsı namazları kılındı ve İmam Hamanei iki namaz arasında Dünya Kudüs
Günü’nün yaklaştığına değinerek şunları vurguladı: ‘Bu yılın Kudüs Günü, gaspçı
Siyonist rejime karşı uluslararası bir haykırış olacaktır.
Önceki yıllarda eğer sadece İslam ülkeleri Kudüs Günü’nü
kutladıysa, bu yıl büyük ihtimalle Kudüs Günü İslam ülkeleri dışındaki
ülkelerde de coşkuyla kutlanacaktır ve İran milletinin her alanda olduğu gibi
bu günde de sahnede parlayacağını umut ediyoruz.’
